#
#
bulleri, foruma yazdı.
Açıkcası Fenerbahçeli arkadaşların beklentilerini karşılayamayacak biri olduğunu daha ilk baştan hissetmiştim ancak şu ana kadar olumlu olumsuz birçok konuda beni çok şaşırttı Ali Koç.
 
Şöyle bir sıralayacak olursak öncelikle şaşırtmadığı konu sorunları ele alış şekli oldu. Öncelikle yönetiminde iş yapacak adam sayısı hayli az. Yani kendi hayatınızda ne kadar büyük bir adam olsanız da ne kadar paranız olsa da bu ölçekte takımların yönetim kurullarına girince olay biraz iş halletme kabiliyetine dönüyor. En basitinden yabancı oyuncunun gecenin bir vakti evinde sifonunun bozulması oldukça komik gözükse de aslında ciddi problemdir. Çünkü yabancıların geneli halka inmez, dil bilmez ve bu konularda mutlaka onlara yardım edilmesi gerekir. Atıyorum bu durum Galatasaray'da olsa Albayrak ve yanında getirdiği usta gecenin 2sinde kapıda olur. Ya da BJK'da zamanında Sinan Engin veya taraflı tarafsız hiç sevilmeyen Mahmut Uslu ya da tercüman Samet. Ama şu anki Fener yönetimi insan değil holding yönetiyor. 1 tane aralarında iş yapmayı bilen adam olsa çok şey değişir.
 
İkinci sıkıntı ise Ali Koç yüzünü unutturma işini hiç bilmiyor. Bakın beğenmediğiniz Aziz Yıldırım sonlara doğru sapıtana kadar öyle o tv benim bu radyo senin gezen birisi değildi. Ancak Ali Koç şeffaflık adına başlasa da aynı bizim Mustafa Cengiz'in de yaptığı gibi webcam kamerasına dahi konuşuyor. Etrafında da 1 tane adam yok sen Fenerbahçe başkanısın spor yorumcusu değil diyecek. Yani bir düşünün koskoca Fenerbahçe kongresi yapılıyor, takım her deplasmanda kümeye tezahuratları ile karşılaşıyor ve Ali Koç'un konuştuğu mevzu Fatih Terim'in tazminatı. Bi kere en önce Fatih Terim senin dengin değil; sen başkansın o teknik direktör. Ikıncisi orası Fenerbahçe kongresi. TFF ile profesyoneli arasındaki anlaşmazlıkları çözme komitesi değil ki. Açıkcası buna Fenerbahçeliler'in isyan etmemesini anlamadım. Yani diyelim ki Terim haksız; e bundan Fenerbahçe'nin olumlu ya da olumsuz nasıl bir etkilenmesi olacak ki?
 
Bir diğer şaşırmadığım nokta ise sorunlar karşısında gösterdiği tavır oldu. İnsani yaklaşırsak da bu durum çok normal. Bu adam senin benim gibi ne 5 parasız kaldı, ne imkansızlıkla güreşti. Yani şu kulübe başkan olması dışında bu kadar sorun ile uğraşma ihtimali yoktu bu adamın hayatında. Doğal olarak da afalladı. Hevesle bütün sorunların üstüne gittikçe de boğuldu. Açıkcası insani olarak bu durum çok anlaşılır. Golf sopamın boyası dökülmüşlerden voleybol takımının 3 yıl önceki pasör çaprazının menajeri ihtar yollamışa giden bir hayat yani. Tabi Allah hepimize böyle sorunlar nasip etsin ama belli ki bu güzel şartlarda yetişen bir adam için bu sorunlar bayağı büyük geliyor.
 
Şimdi şaşırdığım yanlışlarına geçmek istiyorum. İlk olarak geldiği gibi klübün hafızası olmuş arka plandaki bir çok personeli direkt kapı dışarı etti. Bu çok ama çok büyük bir hataydı. Yani işler nasıl gelişir , kim hangi şeylere bakar herşey başa döndü organizasyon olarak. Tamam mutlaka Aziz Yıldırım zamanından kalan personel kaynaklı sorunlar vardır ancak 10 küsür yıldır orada çalışan insanların da bildiği birçok şey vardır ve bunlardan yararlanabilirdi. Azizci-Alici işlerine girmemeliydi. 3000 lira maaşı olup onu da 3 ay gecikmeli alan adamın Azizcisi Alicisi olamaz ki. Maaşını vaktinde yatır o adamdan daha Alicisini bulamazsın. Cocu'lu sezonda personel kaynaklı durumları hatırlayın bi , anlayacaksınız beni.
 
İkinci olarak şu meşhur tv8 yayınları. Tamam güzel para topladın ya da kampanyayı paravan yaptın parayı kendin koydun hiç önemli değil. Neticede bir şekilde topladın parayı. Bu konudan neden başka klüplere sataşırsın ki? Sen gidip ''kimse bu parayı toplayamaz'' derssen adam da sana döner ''dilenci misin'' der. Halbuki çık de ''umarım hiçbir klübümüz bu konuma düşmez de ilerde daha yüksek bütçelerle rekabet edebiliriz'' diye. Herkes çıksın alkışlasın seni. Zaten ülkenin muhalif tarafının gözünde krediye sahipsin, kullan bunu.
 
Hakemler de insan hata yapabilir olayına hiç girmiyorum. Çünkü orada Ali Koç resmen kafa kola alınmış. Orada zaten Fenerbahçe'nin şampiyonluk şansı kalmamış , takım desen Allahını kaybetmiş durumda. E Ali Koç desen 50 milyon dolar yatırmış daha 50 puan görmemiş bir pozisyonda. Adamın bu panik anında Göksel ve Fikret Orman resmen tuzağa düşürmüş Koç'u. Sonra tabi geri de dönemedi açıklamadan. Bence bu durum hata olsa da oldukça normal. O açıklamanın Fenerbahçe'ye yarama ihtimali olmadığını şimdi şimdi görüyordur Ali Koç. O açıklamanın işine yarama ihtimali olan 2 takım Beşiktaş ve Başakşehir'di zaten.
 
Son olarak gördüğüm ciddi hata Malatya mevzusuydu. Tamam ortada bir rekabet durumu var ancak bir de doğal afet gerçeği var. Bir düşünün beyler orada bir maç oynanırken ufak bir artçı sarsıntı olsa insanlar tünel çıkışlarında birbirini ezerek öldürür. Sadece maç da değil o bölgede bir süre bu tarz kalabalık hiçbir organizasyon yapılmamalıydı. Trabzon istememiş , Malatya istemiş , Göztepe farketmez demiş , Denizli bi dal alırım demiş filan büyük hikaye. Bu konu takımların görüşlerinin kıymetli olduğu bir durum değil ; bir güvenlik meselesi. Burada Fenerbahçe özelinde olmaksızın takımların bu konuda kendini otorite olarak görüp isteklerini dayatmak istemesi bile başlı başına bir sorun aslında. Mesela Fener otobüsü kurşunlandığında da ligler o iş çözülene kadar başlamamalıydı. Kurşun şoföre tam isabet etse neler olurdu düşünebiliyor musunuz ?
 
Şimdi doğrularına gelelim. İlk olarak banka kredilendirmesi mevzusu. Burada limit aşımı olayına girmeyeceğim çünkü beni aşan bir konu. Ancak bu devlet tarafından sağlandığı söylenen kredinin taahhütlerinin oldukça ciddi olduğunu biliyorum ve burada Ali Koç'un tavrı doğru. Yani adam açık açık diyemese de resmen bu kredi iyi değil kötü dedi. Hakikaten de o krediler klüplere fena girecek ilerde. He zaten herkes batık olduğu için bir şekilde imzaladı.
 
İkinci doğrusu ise şu son transfer saati muhabbeti. Adam ricasında haklı. Onu da geçtim zaten klüpler batık, para olsa da harcama hakları yok. Bu ortadayken federasyon normal liglerden 1 gün sonra transferin bitimine izin verse belki de ortada kalmış bazı fırsat transferleri yapılabilirdi. Akşam pazarı olsa da neticede klüplerin şu anki ekonomik gücü belli. Böyle yapmanın ligdeki hiçbir kulübe bir zararı da yokken transfer 1 gün uzatılabilirdi. Adamın çıkıp açık açık '' beyler camiamdan transfer baskısı var ama param yok , biraz transferi uzatın da belki iş izni filan muhabbetine ortada kalanlar olur da ben de kelepir fiyata çözerim'' diyecek hali yok. Neticede adam koskoca klüp başkanı. Bu açıdan Ali Koç'un isteği makul bir istekti.
 
Toparlarsak bence Ali Koç mutlaka kendine iş yapmaya gönüllü ve işini bilen bir ekip kurmalı, herkese cevap vermeye yetişemeyeceğinin farkına varmalı. Şu ana kadarki bazı tavırları Aziz Yıldırım'ın son zamanlarındaki ufaktan çizmeye başlamış haline benziyor. Açıkcası bir yerde elbet oklar kendisine döner. Öyle kavgacı bir hal aldı ki artık haklı olduğu zaman dahi ağlıyor deniliyor kendisi hakkında. Umarım daha başkan gibi davranmaya başlar.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Normalde böyle midir hiç bilmem ligi izlemiyorum ama Eskişehir'in bu sarı kafalı zenci forveti resmen diğer siyahi oyuncuların kankisiymiş de kenarda canı sıkılmasın diye rica minnet oyuna alınmış gibi.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Valla beyler benim uzaktan gördüğüm , deplasmanlarda hissettiğim bu insanların Özgür Taşkıran'ı sevdiği gerçeğidir. Koridorlarda arkadaş arasında kendisine laf duymadım daha. Ki bayağı da zordur bu kadar insanı mutlu etmek. Özgür Taşkıran bunu başarmış. Saygı apayrı ve güzel birşey ama sevgi bambaşka şey. Bu insanı kaybetmek herşeyden önce motivasyon kaybetmektir. Motivasyon da zaten klübün besin kaynağı son yıllarda. Kocaelispor hakkında hayırlısı olsun.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Attık adamları ne değişti ?
Atmadığımız gün ne değişmişti ?
Bu olaylar tam olarak boş bakkal billur tartar misali ; biz de kendimizce boş bakkallar olarak birbirimize giriyoruz.
Bu olaydan da olsa olsa malesef siyaset ile alakasız insanların başı yanar , başka da birşey olmaz. Ülkenin gittiği yolun vehameti haricinde de bir olay görmüyorum ben. Geri bu durum tek başına yeter de artar bile...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Yerli sınırlaması olsun.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Hiçbirşey olmaz biz gidersek. Babalar gibi gider babalar gibi de döneriz. Takım zor gider ama eskaza takım katılmayı başarırsa bizim seyircimiz biraz maddi destek ile oranın anasını ağlatır gerektiği zaman. Biz öyle İngilizler gibi sarhoş gezip yem olmayız. Alkolden kafasını kaldıramayan İngilizleri , yerde yatanları tekmeleyip bir de gururla videosunu çekenleri adam yerine koymayın. Tamam emanet gibi kötü bir kültürümüz var ama gerektiği zaman da biz bir olmayı biliriz diye düşünüyorum. He inşallah kavga dövüş olmaz adam gibi maç izler döner herkes ama Ruslar belli ki böyle aptallıklar peşindeler.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Florya + Riva'ya o araziler için ciklet parası ödenmesine karşılık devletin klübe kasadan nakit çıkarmadan yaptığı kıyak. Bunu nasıl göremiyorsunuz anlamıyorum.
-
Bu durumu savunduğum filan düşünülmesin. Herkes ödesin vergisini ; sen ben o bursa fener antalya galatasaray. Kişisel vergiler fazla ağır bu ülke için ama konu o değil . Herkes vergisini ödesin ama devlet de futboldan elini çeksin. Ama siz de biliyorsunuz ki popüler klüplerin vergi ödeyememesi , müşkül duruma düşmesi devletin işine geliyor. Evet senin Altay'ının vergi ödememesi işine gelmiyor devletin çünkü taraftarın yok devletin gözünde. Yani oy kapısı , reklam kapısı değilsin. Olay bu kadar basit. Altay'ın vergi borcu silinse burada bile konu 2 sayfa sürer kapanır. Devletin bakışını yazdım diye Altaylılar lütfen bana alınmasın ; Altay burada sadece örnek. Demirören'in evet şakşakçılığı yaptığı ortamda devletin futbola karışmadığını düşünmüyorsunuz değil mi ?
-
Ama bu sitenin kaypaklarla dolu olduğuna da adım gibi eminim. Gelir burada laf eder sonra başkanı sıyın cımhırbışkınım dediğinde gider başkanını savunur. Ya çıkıp ''siyasete yaranmak zorundayız'' diyeceksin ya da erkek gibi çıkıp ''siyaset futboldan gitsin ; bizim başkan da iyi bok yemiş'' diyeceksin. Hem öyle hem öyle olmaz bu iş. Fikret Orman çok mu bayılıyor sizce mevcut iktidara. Adamın yaşam tarzını zevklerini hepimiz biliyoruz . Hangisinin mevcut iktidarın bakış açısıyla alakası var. Ama bunu kafanıza sokun adam sıyın cımhırbışkınım demeye mecbur. Yoksa o stadı size yapmazlar , yaptırtmazlardı.
-
Fenerbahçe'nin kendi yöneticileri hatta bizzat başkanı teşekkürler ediyor her mikrofonda cumhurbaşkanına. Kimse soramıyor bu neyin teşekkürü diye. Bir şey diyebiliyor musunuz ? Ya da şöyle sorayım bu adamlar sizce AK Partili mi ? Bence yüzde 90'ı değil ama mecburlar. Bilmiyorsanız söyleyeyim FB camiasına Kadıköy arazisi üstünden deliler gibi baskı var şu an. Çıkar zaten yakında ortaya , öğrenirsiniz.
-
Ama siz halen daha sidik yarıştırmak için klüp yönetimlerinin verdiği tavizleri , yalakalıkları karşılaştırıp kendinizce haklı çıkmaya çalışın. Hala olayı görmüyor numarası yapın. Devlet takım tutmaz beyler açıkcası hiçbir klüp devletin şeyinde bile değildir. Devlet taraftar sayına bakar ona göre muamele eder. O anadoluya yapılan saçma sapan statların hiçbiri senin anadolu takımın toparlansın diye ya da ülke futbolu çağ atlasın diye değil sana gövde gösterisi olsun diye yapıldı. Öyle yani şapkalı avatarlı Antalyalı ; millete boş boş ''nerdesiniz eyyy Galatasaraylılar !!!'' diye boş yapmakla olmuyor , biraz kafanı çalıştır cebinden adalet dağıtıyor numarası yapacağına. Yarın hükümetle ters düştüğünüz vakit sorarlar adama kaç tuğla koydun o yeni stada diye . Verecek cevabın olmaz kitlenir kalırsın.
-
Halen daha gidip de senin takımın şucu benim takımım bucu diye düşünen salak varsa da lütfen bu iletiye cevap vermesin , uğraştırmasın hiç beni laftan anlamayacak insanlar ile. Burada saçma sapan fanboyluk yapacağınıza anlamaya çalışın derim.
Altaylılar tekrar yanlış anlamasın beni ; örnek olarak aklıma gelen ilk takımı yazdım.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Beyler açık olayım Karabükspor umrumda değil. Bana kalsa ben Tudor'u bu şekilde almazdım ama taktir edersiniz ki yetkim yok. Bu yazacaklarım arasında etik kaygı da yok. Hiçbir klübün de temiz ve vicdanlı olduğunu düşünmemem ; bu yorumumda büyük bir etken. Bu tarz olayların sistemin pisliğinden oluşan olaylar olduğunu düşünüyorum. Olaylar üzerinden değil pisliğin nedenleri üzerinden konuşabilir tabi ona uygun bir topic altında. Ama dediğim gibi ben almazdım bu şekilde. Ama işte bu yazının konusu bu değil .
-
Ben Galatasaray'ın , hiçbirşey başarmamış bir adamı Karabükler'den kaçırarak getirmesini içime sindiremiyorum. Yani koskoca Galatasaray , Karabük'ün hocasını kaçırmaya muhtaç kalmış durumdaysa zaten kapatalım gidelim derim. Ben başkan olsam şu hareketi yapmayı kendime yediremezdim. Ama görüyorum ki vasata olan aşk yine hem yönetimde hem taraftarda artmış. Tudor geldiğinde yazılan övgüleri gören Karabüklü kardeşlerimiz bu övgüleri gördüklerinde ne düşündüler çok merak ediyorum. Eğer okuyacak biri çıkarsa bi alıntı yapsın ya da bi pm salıversin bana zahmet olmazsa.
-
İşin saha kısmında da bu Tudor fanclub tayfanın müthiş bir taraflılığı var. ''10 günde ne yapsın abi adam '' cümlesine katılırdım aslında ; eğer bu 10 günde takımın para edebilme ihtimali olan 2 tane oyuncusunu hiç etmeseydi. Biz Linnes'in savunması yerine Semih'in ve Chedjou'nun güldürerek rakibin dikkatini dağıtması yöntemini seçtik derse saygı duyarım. Ama sezon boyunca yenilen gollerin defans kalitesine göre az olmasının nedeni defansın komiklikler yaparak rakip hücumcuların dikkatini dağıtması değil ; Muslera'nın olağanüstü performansıdır derim ben. Yine de bu rakip hücumcuları güldürme konusunda ısrar edersek akıllı tv videosu şeklinde klipler ile bu sezonu 15 yıl sonra yadederiz artık.
Yani şimdi ben ''Takıma top oynatmak için 10 gün yetmezken 2 oyuncunu hiç edebilmek için 10 gün nasıl yetiyor ? '' diye sorsam haksız mı olurum ? Ya da '' 7 gün önce şekil koyup disiplinsiz davranışları nedeniyle kadroya almadığın bir oyuncunun 1 haftada nasıl disipline edilip ilk 11i hakettiğini de '' sormak isterdim kendisine.
-
Şimdi işin daha da teknik kısmına gelelim. Yorumlarımda ortak konsensus olunmuş doğrular hakim olacak. Podolski gibi statik olmayan fakat süratli de olmayan , geriye top almaya gelen gezgin ve alan boşaltan bir oyuncunu santrafor oynatırken ; arkasına neden bu boş alanlara koşu yapma eğiliminde olan bir oyuncu değil de topu dağıtma özelliği ile dünyaca ün yapmış bir oyuncu oynar ? Bu derece vasat bir kadroda Sneijder ısrarını anlar ve desteklerim. Hatta ''niye oyundan çıkardın lan düdük'' diye bile sorarım. Ama Podolski'yi haftalardır santrafor oynatıp bu uyumsuzluğu görmeyen yeni ve eski teknik ekibi anlayamam. Onun yerine Sneijder ile al ver yapabilecek , statik ama duvar olabilen Eren'i kazanmaya gayret edilemez miydi ? Ama doğru ; kanatlarda geri gelemeyen kimseye yer yok dimi ? Ona da gelelim hadi :
-
Bir diğer sorun yine Sneijder üzerine kurulmuş takımın pek de öyle oynamaması üzerine. Bu Sneijder denilen adamın topsuz koşuları ödüllendirdiği ortadayken kanatları tek kişi ile geçip onlara defansif görevler vererek bu oyuncuların topsuz koşu yapmalarına ve defansı gereğinden fazla düşünmeden ofansta etkinlik yaratmalarına neden engel olundu ? Tudor bey Yasin'in neden Sneijder varken bu kadar etkili olduğunu , Yasin'in tek olayının Alman altyapısı kaynaklı topsuz koşu yapabilmesi olduğunu geçmiş maçları izleyerek görebilirdi diye düşünüyorum. Ama belli ki kendisi ''yaptım oldu'' mantığında bir adam. Ama olmadı Tudor ; olmayacak da. Şu an sistem değil karışık mp3 cdsi yapıyorsun.
-
Öteki sorun ise tabii ki orta sahamızda. Aranızdan bu yazıyı okuyacak kadar bir işsiz varsa bana Selçuk Tolga değişikliğini açıklasın. Ama lütfen sarı kart faul filan demeyin. Çünkü bu bile Selçuk yerine Tolga'nın girmesini açıklamıyor. Selçuk çıkmalıydıyı açıklar en fazla.
-
Son olarak da internette ''ilk yarı iyi defans yaptırdı'' diyen Galatasaray taraftarına bir sözüm var. Salak mısınız oğlum siz ? Şaka şaka ; çirkinleşmeye gerek yok şimdi şu takım için. Ama bi maç öncesi puan durumuna bakın derim. Evrensel matematik doğrularına göre şu puan tablosunda 3 puanı daha çok isteyen takımın Galatasaray olması gerekirdi. Tabi Dursun Özbek GS başkanıyken sen neyin matematiğindesin derseniz ona da eyvallah çekerim :)
-
Bu takım için sakın kendinizi parçalamayın . Çünkü inan ki değmez. Hadi kalın sağlıcakla...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Öncelikle Beşiktaş'ı kutlarım. Bizimkileri takım sanıp kendi takımını saçma sapan savunmaya çeken Şenol Güneş'e rağmen kazandılar. Top oynamaya yeltenseler acaip bir skor olabilirdi ama belli ki soyunma odasında garanticilik işlenmiş içlerine. Yine de galibiyet galibiyettir bana göre ama bu korkak tavır ilerde Beşiktaş'ın başına iş açabilir.
-
Son olarak da ben Seba ile ilgili olumsuz bir düşüncem olsa dahi beyan etme hakkını kendimde göremezken Sami Yen'e küfür edebilme nezaketsizliğini gösteren insanlara yazıklar olsun. Maç lan alt tarafı ; yendiniz gitti işte. Neden bu terbiyesizlik ? Bu küfürlere katılmamış , içine sinmemiş her Beşiktaş taraftarını tabii ki tenzih ederim bu söylediklerimden. Galibiyetiniz tekrar kutlu olsun , tebrikler.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
bulleri, foruma yazdı.
Şikenin olduğunu herkesin kabul ettiğini varsayarak yazıyorum. Şike yoktur diye numara yapan adamı ciddiye almam , şike yoktur diyip numara da yapmayıp buna hakikaten inanana ise zaten laf anlatmaya gücüm yetmez.
Bence bu olayda en önemli sonuç , 1 kişinin klübün başında kalabilmek adına klübe gönül verenler üzerinden kazandığı parayı şaibeye yatırıp bu kişilere sahte mutluluklar yaşatması. Ve burada da klüplerin şeffaf olmadığını görmeliyiz artık. Şuraya bi fenerli gelip ''ben napıyım humunagoyyım ben mi yaptım şikeyi'' dese benim verecek 1 kelime cevabım yok. Adam net haklı yani bu konuda.
Bu olaydan gerekli dersleri çıkarabilmiş olsak ; kongreler , başkanlar , yönetimler ayağını denk alabilir ve klüplerin finanasal verileri şeffaflaştırılırdı. Uzun vadede bütün taraftarlar kazanırdı. Mutlaka bunu yasal bir zemine de oturttururlardı. Fakat şimdi yine iş sen şusun ben buyum muhabbetine dönecek.
He bu arada bir şeyi daha itiraf ediyim . Eğer ''şikeye teşebbüs ile şike yapmak aynı cezaya tabidir'' kuralını baz alacaksak o senenin şampiyonu açık olarak Bursaspordur.
Son olarak da şu ülkede şike yapmamış takım olduğunu sanmıyorum. Mesela o senelerde kendi takımımın şike yapmadığına inanmamın tek nedeni , klüpte metelik bile olmaması :) Klübümü seviyorum ama klüp başkanına , yöneticisine , oyuncusuna kefil olan adam inanın ki büyük aptaldır. Hiçbiri sizin kadar klübünüzü sevmiyor buna emin olun.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Önceki Yorumlar
HABERLER