#
#
Futbolda ırkçılık meselesi İsrail'in Beitar Jerusalem takımının Ocak ayında iki Müslüman oyuncuyu transfer edeceğini duyurmasının ardından tekrardan yoğun şekilde tartışıldı. Devlet olarak katliamlar ve cinayetler ile medya gündeminden düşmeyen İsrail bu kez futbolda ırkçılık ile gündeme geldi. Beitar Jerusalem'in ırkçı tribünlerine karşı İsrail'de anti-faşist bir oluşum var; ''Ultras Hapoel Tel Aviv''
06/03/2013 - 09:24
Futbolda ırkçılık tartışmaları İsrail'in Beitar Jerusalem takımının Ocak ayında iki Müslüman oyuncuyu transfer edeceğini duyurmasının ardından tekrardan yoğun şekilde tartışıldı. Takımın Müslüman Arap nefretiyle ünlenmiş, kötü imajlı taraftar grubu La Familia duruma sessiz kalmadı ve Müslüman oyuncuların takımda yer alamayacağını açıkladı. Açıklamanın ardından ilk maç kendi sahalarında "Beitar sonsuza dek saf kalacak!" pankartı da açan grup, Müslüman olduğu bilinen hiçbir futbolcuya bu zamana kadar kulübün kadrosunda yer vermediğini vurguluyorlardı. Maçta sadece ırkçı pankart yoktu. Müslümanlara yönelik ırkçı tezahüratları maç boyunca sürdürdükleri için futbol federasyonundan 5 maç ceza aldılar. Tüm bu ırkçı söylemler kulübün Rus patronu Arcadi Gaydamak'a geri adım attırmadı ve Çeçen Müslüman iki futbolcunun transfer edileceği tekrardan belirtildi. Açıklamaların üzerinden çok geçmemişti ki müzeyi de içerisinde bulunduran kulüp binası kundaklandı ve yapılan soruşturmanı n sonucunda tamamı La Familia grubuna üye kişiler tutuklandı. Taraftarların kulüp tarihini, müzesini yok edecek kadar gözünün dönmesine rağmen transferler engellenemedi ve iki Müslüman oyuncu takıma katıldı. İki hafta önceki Maccabi Haifa deplasmanında takımdaki yerlerini alarak sahaya çıktılar. Tartışmalar şuan için durulmuş görülüyor olabilir ama Beitar Jerusalem'in seyircisiz oynama cezası sonrası kendi sahasındaki maçlarda ne olacağı merak konusu. İki Müslüman futbolcu kendilerinden ölesiye nefret eden ırkçı taraftar grubunun önüne çıkacaklar. İki futbolcunun, ilk oynanacak seyircili iç saha maçında neler yaşayacağı az çok tahmin edilirken, durulduğunu düşündüğümüz ırkçılık tartışmalarının tekrardan alevlenmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.
 
İSRAİL'DE SADECE SİYONİSTLER YOK!
İsrail, Filistin'e yönelik katliamları başta olmak üzere her daim insanlık suçu hadiseleriyle medyaya yansıyordu. Son olarak da İsrail devlet politikasının savunucusu bir taraftar grubunun sergilediği ırkçı davranışlarla medyanın gündemine geldi. Yazımızın konusu futbol, İsrail'de ve ırkçı La Familia değil sadece! Bu yazıda asıl olarak İsrail'de savaş karşıtı bir tribün grubunu ve onların takımını anlatacağız. Daha önceleri çok fazla gündeme gelmeseler de İsrail'in, Filistin'e yönelik ağır katliamlarına tribünlerden, sokaklardan tepki vermeleri sonrası duymuştuk isimlerini. Hapoel Tel Aviv takımının tribün grubu; Ultras Hapoel Tel Aviv'den bahsediyoruz. İsrail'de ultras kültürü 90'lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkmıştır ve çok görünür olmasa da küçümsenmeyecek şekilde gelişmeye de devam ediyor. Ülkenin dört büyük kulübü olan Maccabi Tel Aviv, Beitar Jerusalem, Maccabi Haifa ve Hapoel Tel Aviv tribünlerinde gelişen ultras kültürünün yanı sıra futbol maçlarında milliyetçilik her zaman ön plandadır. Maçlarda İsrail devlet politikalarına yönelik destek pankartları ve çok sayıdaki İsrail bayrağı görülebilir. Ancak bu milliyetçi hareketler Ultras Hapoel Tel Aviv tarafından kabul görmemiştir. Özellikle İsrail takımlarının Avrupa maçlarında yaşanan bayrak fetişizmine karşı Hapoel ultraları tepki göstermiş ve oynadıkları bir Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında dağıtılan İsrail bayraklarını toplayarak, "İsrail'i değil Hapoel'i temsil ediyoruz" demişlerdir. Bu olayın ardından gördükleri tepkilere karşı "Devletin uyguladığı politikalara karşıyız. Arap kardeşlerimizle aynı toprakları paylaşıyoruz ve birlikten yanayız. Stadyumlarda bayrak sallayarak milliyetçilik taslamanın bizim tribünümüzde yeri yok. İsrail devletinin uyguladığı ırkçı politikalara karşıyız" açıklamasını yaparlar. Bu duruşun karşılığında İsrail ırkçıları tarafından kendilerine "Vatan haini, Araplar, Hizbullahçılar" isimleri verilir ama onlar bunlardan rahatsızlık duymazlar. Tabi ki İsrail gibi bir ülkede devlet faşizmine karşı tutum sergileyen bu grubun başı polislerle sürekli belaya girer. Kızıl armaları, barış mesajları ve Müslüman Araplar ile aralarının iyi olması polisleri fazlasıyla tahrik eder ve birçok maçta polis şiddetine maruz kalırlar. Stadyumlarda kendilerine şiddet uygulayan polislerin, Gazze'de de görev yaptıklarını açıklayan Hapoel ultraları "Milli marşa ve İsrail bayrağına saygı duruşu göstermediğimizin farkına vardıkları an ortam ateşleniyor" diyorlar.
 
İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARDA KURULAN TAKIM
İngiliz işgali altındaki Filistin topraklarında 1927 yılında Tel Aviv'de bulunan çok sayıdaki küçük takımın bir araya gelerek kurduğu bir takım Hapoel Tel Aviv. Ve kuruluşunda Filistin topraklarında ilk futbol takımlarını kuran Histadrut sendikasının payı büyük. Takıma işçi ismi verilirken, kulüp arması üzerinde bulunan sporcu ve onun üzerini saran orak, çekiç figürü kulübün siyasi kimliğini ortaya koyuyor. Kuruluşundan sonra altı defa üst üste şampiyon olan Hapoel, İsrail'in bağımsız devlet ilan edilmesinin ardından bu başarısını Maccabi ile paylaşmak zorunda kalır. Takımın sportif anlamda başarısı azalsa da özellikle Rifaat "Jimmy" Turk gibi bir yetenekli bir oyuncuyu dünya piyasasına sunmuştur. Rifaat sadece yetenekli bir futbolcu değil aynı zamanda İsrail Milli Takımına seçilen ilk Arap Müslüman futbolcu da olmuştur. İki halkın barış içerisinde yaşamasının sembolü haline gelen Rifaat, İsrail'de yaşayan bütün Müslüman Arapların Hapoel Tel Aviv taraftarı olmasını sağlamıştır.
 
ULTRAS HAPOEL TEL AVİV'İN ORTAYA ÇIKIŞI
80'li yıllarda Hapoel Tel Aviv kulübü krizle boğuşmak zorunda kalır ve 80'lerin sonunda küme düşer. Tekrar lige yükseldikten sonra ise uzun zaman kümede kalma mücadelesi verir. Böylesi bir ortamda 1997 yılında İsrail'in büyük sermayedarlarından olan plastik üreticisi Sami Sagol Hapoel Tel Aviv'i satın alır. Sagol'un kulübü kendi şirketinin çıkarları ve pazarlanması doğrultusunda kullanmasına taraftarlar ciddi tepki gösterirler ve tepkilerden sonra 1999'da şimdiki adıyla Ultras Hapoel Tel Aviv ortaya çıkar. Kuruluş yıllarında İtalyan ultras mantalitesini benimseyen grup, kendilerine de "Red Militia" ismini takarlar. Sonrasında Ultras Hapoel Tel Aviv ismini alan grup tribünlerde siyasi duruşlarını da net şekilde ortaya koyar. Her pankartlarında kullandıkları orak çekiç figürleri ve 'Red or Dead' sloganları bu duruşun simgeleri haline gelir. Grubun en büyük düşmanı ise Beitar Jerusalem taraftarlarıdır. Bu düşmanlık sadece 1998'de kazanılan şaibeli şampiyonluktan gelmiyor. Beitar, İsrail'in kuruluş yıllarında ortaya çıkan sağçı, milliyetçi gençlik grubunun ismini taşıyor. Hapoel Tel Aviv ultralarını tanımamızı sağlayan diğer etken iste çok dilde açtıkları ırkçılık karşıtı, barış mesajlı pankartlar. Türkçe, Arapça, İngilizce başta olmak üzere çok dilde pankartlar açan grup hala aktif şekilde İsrail siyonizmini protesto ederek, halkların kardeşliğini savunuyor. 
 
Faruk Ayyıldız - www.twitter.com/faruk_ayyildiz

Faruk Ayyıldız

göründüğü gibi değil.

twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Uzun zamandır pazarda olan akıllı telefon modellerinden Realme GT Neo2 için Türkiye satış macerası...