#
#
Bisiklet dünyanın en önemli istatistik, sonuç ve sporcu veritabanı ProCyclingStats'in başarısı, kuruluş süreci ve hedefleri ile başlayan ve bisikletin uçsuz bucaksız dünyasına dalan keyifli röportajımız sizlerle.
17/03/2018 - 01:47
Beş yıl önce faaliyete geçen ve kısa sürede bisikletin bir numaralı sonuç ve istatistik konulu veritabanı haline gelen ProCyclingStats.com, günümüzde takımların sporcu keşfedebilecekleri noktaya kadar geldi. Sitenin kurucusu Stephan van der Zwan ile PCS, istatistikler ve dijital göçebelik başta olmak üzere baştan sona bisikletle dolu bir röportaj yaptık. Stephan, keyifli ve şaşırtıcı anılarının yanı sıra sitenin ''Sharing Passion/Tutkuyu Paylaşmak'' mottosunun da sık sık altını çizerek hayallerini bizlerle paylaştı. 
 
Merhaba Stephan, öncelikle röportaj için teşekkürler. Türkiye’ye hoş geldin.
Türkiye’ye ilk kez geliyorum, burada olmak çok güzel. Güzel bir ülkede güzel insanlarla bir arada olduğum için mutluyum.
 
ProCyclingStats projesine başlamaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
2012’ydi sanırım. Bu işi Bert Lip ile yürütüyorum, ProCyclingStats’in ortağı çünkü yalnız değilim. Bert sitenin arkaplanındaki tüm işleri yapıyor, scriptleri yazıyor, siteyi geliştiriyor... onun görevi bu. 2012’nin başlarıydı, ona ‘Böyle bir fikrim var kafamda, ne dersin?’ diye yazdım. Fikrime bayıldı. Böyle geliştirmeye başladık. 2013’te site online oldu ve beta yayını başladı. 2014’te ise ProCyclingStats’i şirket olarak hayata geçirdik. Aslında hikayeyi asıl başlatan şey 2008’de henüz bir öğrenciyken Bert’i tanımamdı. Bir tür veritabanı işi ile uğraşıyordu ama hiç büyütemedi. 2012’deki ProCyclingStats teklifimle %100’ümüzü bu projeye vermeye başladık. Veri topluyoruz ve olabildiğince hızlı şekilde sonuçları girmeye çalışıyoruz.
 
 
http://www.tribundergi.com/g/2378/2543/b/03262018042449_affa8.jpg
 
Sitedeki tüm veri akışını nasıl sağlıyorsunuz peki?
Bu büyük bir sır. Eğer bunu sana söylersem herkes bunu yapmaya başlar.
 
Söz veriyoruz biz bu işe el atmayacağız :)
Organizatörler ve resmi zaman ölçüm firmaları ile bağlantı kurarak mümkün oluyor. ProCyclingStats öncesinde yedi yıl boyunca bisiklet yazarlığı yaptım bu yüzden dünya çapında iletişim kurabileceğim bir ağ vardı. Onlara böyle bir projem var dedim. Çin’de, Afrika’da, Amerika’da birçok bağlantım var, bana sonuçları hızlıca iletebiliyorlar. Bu tip ilişkiler kurabiliyorsanız sonuçları da hızlı bir şekilde elde edersiniz ve ProCyclingStats.com’da yer alırlar. Hızlı bir şekilde büyüyebildik çünkü bisiklet dünyası oldukça küçük. 2014’te buna resmi olarak başladığımızda sorduğumuz ilk soru “Bisiklet sektörünün içine ne kadar girebiliriz?” oldu. O kadar geniş bir alan yok, sadece 18 World Tour takımı ve 23 profesyonel kıta takımı, 117 kıta takımı ve sadece 4 bin kadar bisikletçi var toplamda. Çok büyük bir sayı değil. Kendimize sorduğumuz soru burada yerimizi alıp para kazanmaya başlamaktı. Geçen dört yıla baktığımızda herkes ProCyclingStats’i biliyor. Artık insanlar bize bilgi sağlamaya çalışıyorlar. Takım kadrolarından fotoğraflara kadar birçok konuda sürekli mail alıyoruz. Kadroları bulmak ve siteye eklemek için sürekli iletişim halindeyiz zaten. Takımlar, yarış organizasyonları ve sporcular ile çok iyi iletişimimiz var. Zaten farklı yarışlara yeni insanlar tanımak için gitmemin sebebi de bu. Her yerde bağlantı sahibi olabilmenin yolu bundan geçiyor. İyi de gidiyoruz sanırım, oldukça hızlıyız işimizde.
 
2012’de projeye başladığınızda işiniz daha zordu yani? Sizi çok tanımıyorlardı ama büyüdükçe bilgiye ulaşmanız da çok kolay hale geldi.
Kesinlikle doğru, bu çok daha iyi. Takımlar artık sitede fotoğraflarının yer alması için “ProCyclingStats’e mail atmalıyız” diyorlar. Bir sitede yer almak güzeldir. İyi bir örnek vereyim buna. Bu hafta kadınlar yarışları da tam anlamıyla başladı -sezon aslında Avrupa yarışları ile başlar bilirsiniz- ve 5-6 takım, sporcularının fotoğraflarını bize gönderdi. Eğer bir sporcuları kazanırsa ana sayfada fotoğrafıyla beraber yer almasını istiyorlar çünkü. “ProCyclingStats’e mutlaka göndermeliyiz, orada yer almak iyi bir şey” diye düşünüyorlar. Bu açıdan bakılmak güzel bir şey. Çünkü ilk başlarda mail atıp “Bilgi alabilir miyim? Fotoğrafları alabilir miyim? Kadronuzu alabilir miyim?” diye mailler atmam gerekiyordu, artık buna hiç ihtiyacım yok. Artık iş tamamen terse döndü, “Bunu yayınlayabilir misiniz?” diyorlar bana.
 
Sanırım 2012’de tam olarak bunu hayal ediyordunuz?
Evet ama hala hayal ettiğim çok şey var.
 
Şu ana kadarki gelişim yeterli değil, daha fazla şey istiyoruz diyorsunuz yani?
Bu sadece bir başlangıç. İlk beş yıldaki hedefimiz bisiklet dünyasında yerimizi almaktı. Sanırım şu an bu yere sahibiz. İkinci adım ise nasıl daha fazla müşteriye ulaşacağımız ve nasıl daha büyük hale geleceğimiz çünkü bu şekilde bisiklete daha fazla destek olabiliriz. Benim için de ortağım Bert için de düşünce hiçbir zaman “Nasıl çok hızlı şekilde para kazanmaya başlarız?” olmadı. Böyle düşünüyorsanız bisikletle işiniz olmamalı. Eğer bisiklet sayesinde milyoner olursam bir takım sahibi olur ve gelişim takımı kurarım. Çünkü bisiklet tutkusu bu. “Tutkunuzu paylaşıyoruz” mottosu bunu gerektiriyor, daha çok insana bisiklet kullandırmak. Bu yüzden buradaki gibi farklı tipte yarışlara gidiyorum. Bisiklet geleneği olan Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya, İspanya gibi ülkelere bisikletin evrensel bir spor olduğunu ve buralarda da bisikletin olduğunu göstermek istiyorum. Bisikletin Türkiye’de, Ruanda’da, Endonezya’da ya da herhangi bir yerde yaşadığını herkes bilmeli. Bisiklet her yerde.
 
 
http://www.tribundergi.com/g/2378/2543/b/03262018042243_37a4f.jpg
 
Sormayı unuttum arada ama buraya gelmeden önce de yeni turlardan birine katılmıştınız sanırım?
Evet, kasım ayında Ruanda Turu’na gitmiştim. Oradaki turun üçüncü yılı ve üç yıldır hem sosyal medya desteği veriyorum hem de o turun popülerleşmesi için çabalıyorum. Tıpkı Tour of Antalya için yaptığım gibi. Bir etki yaratmaya çalışıyorum. Bisiklet dünyasında bir etki alanımız olduğunu biliyorum, eğer bir yarış hakkında tweet atarsak insanlar bu yarışa ilgi duyacaklar. Ayrıca yarış sonuçlarını da Tour of Antalya linki üzerinden paylaşıyorum ki normalde kendi sitemizin linkini veririm. Buraya ProCyclingStats’i tanıtmaya değil, Tour of Antalya’yı daha fazla insana ulaştırmaya geldim. Elbette burada yer almamız ProCyclingStats’e de yardım ediyor, burada yeni bağlantılar elde ediyoruz. Ama ben dört gün boyunca Tour of Antalya için buradayım ProCyclingStats için değil, “Yeni bir yarışımız var” demek için buraya geldim. İnsanlar bu yıl bunun farkına varıp gelecek yılki yarışla daha fazla ilgilenecekler. Umarım bisiklet haritasına burayı da işlemeye yardımcı oluyoruzdur.
 
Belki World Tour değil ama 2.1 veya 2.HC kategorisine yükselmesi için katkısı olacak bu yapılanların. 2.1 olmak birçok yarış için çok önemli, World Tour takımlarına kapı açılıyor.
Evet ama 2.1 yarış düzenlemek daha pahalı, daha iyi bütçeler ve daha fazla sponsorluk gerektiriyor. Ancak buradaki organizatörler oldukça deneyimli ve akıllılar, gereken bütçeyi temin edeceklerinden eminim.
 
Peki sitenizde oldukça dikkatimizi çeken start listesi puanlamasına nasıl başladınız?
ProCyclingStats’e girdiğinizde UCI puanlarının yanı sıra bizim kendi puanlama sistemimizin de olduğunu göreceksiniz. Her türden puanlama sistemimiz var. Bir yarışçı ilk 10’daysa bizden 10 puan kazanır, 10-30 arasıysa sekiz kazanır ve bu şekilde kademeleri olarak azalarak ilerler. Bir tür puan sıralamamız var ve bu şekilde yarışların kalitelerini belirlemeye çalışıyoruz. Tura katılan tüm sporcuların puanlarını toplayarak bu listeyi oluşturuyoruz. Tour of Antalya bu sistemde 53 puana sahip ki bir 2.2 yarış için gördüğüm en yüksek değer bu.
 
Bizim için olumlu anlamda bir sürpriz oldu diyebilirim. Start listesi puanlamasında bu turun zirvede olması harika.
Benim adıma pek sürpriz değil çünkü burada iki tane profesyonel kıta takımı var. 2.2 yarışı olup da hiç profesyonel kıta takımı getiremeyen turlar var. Çoğunda sadece kulüp takımları ve kıta takımları yer alıyorlar. Burada Pozzato ve Mareczko gibi isimlerin olması iyi puan getiriyor. Mareczko gelmeseydi start listesi puanında yarış zirvede olmayabilirdi çünkü Mareczko tek başına 10 puan civarı getiriyordu sanırım. Ayrıca CCC Sprandi Polkowice de iyi puan getiriyor. Seviyenin ne kadar yüksek olduğunu bunlar belirliyor.
 
Bu yarışların kalitesi için bir referans oluşturuyor mu veya bisiklet dünyasında kabul edilen bir sistem mi?

Evet bunu çok beğeniyorlar çünkü UCI sadece elit kategoride puan veriyor, gençlerde puanlama sistemi yok ama bizde gençlere özel de bir puanlama sistemi bulunuyor. Özellikle gençlerdeki puanlama birçok takımın genç yetenekleri keşfetmesine ve önümüzdeki sezonlar için kontrat önermesine yardımcı oluyor. Ayrıca sözleşmesi bitmiş sporcuları da ayrı bir sayfada gösteriyor ve takımlar buradan kendilerine yeni sporcular seçebiliyorlar. Mesela ag2r, bu şekilde iki sporcu ile sözleşme imzaladı. Bu sayfa olmasa belki de o imzalar atılmayacaktı. Zaten bu yüzden sporcuların da birçoğu bizi takip ediyorlar. Bugün pelotona gidip “Kaç kişi ProCyclingStats’i biliyor?” deseniz neredeyse tamamı tanıyacaktır.
 
 
http://www.tribundergi.com/g/2378/2543/b/03262018042242_f4922.jpg
 
Menajerlik oyunlarında bizim sözleşmesi biten oyuncuları aratmamızı bisiklet takımları da ProCyclingStats sayesinde gerçek hayatta yapıyorlar yani?
Evet, gerçekten tam olarak böyle belki de.
 
Bir bisikletçi olarak dijital göçebe(digital nomad) olarak yaşamak nasıl bir his peki?
Bu fikir aklımda uzun yıllardır vardı. Artık her yerde internet erişimi var. İnternete erişebildiğiniz müddetçe dünyanın neresinde olduğunuzun hiçbir önemi yok. Neden her gün evde veya ofiste aynı masada yıllarımı geçireyim ki? Her gün arabanla trafiğe gir, her gün aynı işi yap... e aynı işi plajda ya yapabiliyorsan, neden kapalı kalacaksın ki? Evet, en iyi ihtimali söyledim çünkü en iyisi o. Pardon ya, buraları yazma bence. :) :)
 
Sorun yok, ben de aynı şeyleri düşünüyorum:)
Böyle düşününce kendime “Tamam, gezerek çalışacağım” dedim ve işimi dijital göçebe olarak yapmaya başladım. Dünyada böyle birçok insan görebilirsiniz. Benim adıma tetikleyici olan gençkten tanıdığım ve iki yıl önce kanserden hayatını kaybeden bir Hollandalı astronottu. “Eğer gökyüzündeysen ve dünyayı izliyorsan gördüğün sadece su ve kara parçasıdır. Sınır yok, sadece su ve insanların yaşadıkları kara var.” demişti, hayat felsefem tam olarak bu. Dünya benim için var.
 
Nerede istiyorsan orada çalışabilirsin bu işte.
Evet. Neden olduğum yerde kalayım ki? Tour de Suisse için İsviçre’ye gittim. Tour de France’ı takip ettim. Belçika ve Hollanda yarışlarına gittim. Eylül-ekim aylarında Asya’daydım, Malezya ve Tayland’a gittim. Kasımda da Ruanda’daydım.
 
Hepsine karavanınızla veya aracınızla mı gidiyorsunuz ya da Türkiye’ye nasıl geldiniz?

Uzak bölgelere uçakla gitmek durumundayım. Türkiye’ye de uçakla geldim, aracımı Lizbon’da bırakıp Türkiye’ye geldim, dönüşte aracıma atlayıp Portekiz ve İspanya’da kalacağım. Martın üçüncü haftasında Katalunya Turu’nu karavanımla takip edeceğim. Sonrasında da bahar klasiklerini ülkemde takip etmek için eve döneceğim. Amstel Gold Race ile başlayacağım.
 
Fleche-Walonne ve Liege-Bastogne-Liege gibi klasikler de dahil mi?
LBL benim favori yarışım.
 
Ben Ardenne Klasikleri’nde Valverde’nin üst üste kazanmasından memnun değilim ama.
Geçmişiyle alakalı mı yoksa sevmediğin için mi?
 
Geçmişiyle problemim yok. Çok fazla klasik kazandı, artık başka isimlerin de kazandığını görmeliyiz.
Neyse en azından artık yaşlanıyor. Ama bu sezon yine çok formda. Çok çok güçlü. Geçen ay İspanya’da izledim. Yine birkaç yarış kazanacak.
 
Mur de Huy’da yine tepede o olacak mı dersin?
Evet, büyük ihtimalle yarış yine onun. Konuya dönersek sonuç olarak buradayım ve karavanıma geri döneceğim. Sonra bir ay kadar bir gezi ve eve dönüş. Ailemi ve anne-babamı göreceğim.
 
 
http://www.tribundergi.com/g/2378/2543/b/03262018043159_c1a71.jpg
 
Bir de “PCS on Tour” projenizden bahsetmek istiyorum. Karavanınızla Tour de France etaplarını yerinde takip ediyorsunuz. İzleyicilerle iletişiminiz nasıl?
Oldukça keyifli bir şey. İnsanlar karavanı gördükleri anda gelip önünde selfie çekmeye başlıyorlar. Karavanın kapıları her zaman herkese açık. Hazır kahve kullanıyorum ama her zaman gelenler için çayım ve kahvem var. Biri kapıyı çalıdğında işim varsa “şu an çıkamam meşgulüm ama dışarıda masamda oturabilirsiniz” diyorum. İnsanlar yapmam gereken bir işim olduğunu da biliyorlar. Karavanı gördüğünüz yerde gelmekten çekilmeyin, insanların buna ilgi duymaları ve sizi sevmeleri harika bir şey. ProCyclingStats’i görmekten mutluluk duyduklarını söylüyorlar. Beraber harika bir topluluğuz. Mesela kız arkadaşım Noel için gelecekti ve Malaga’ya gidecektik. Bunu Twitter’da gören bir takipçimiz bana yazdı ve “Normalde evimizi Noel için kiraya veriyoruz ama siz gelip kalabilirsiniz. Hiçbir ücret almayacağız, bu yaptığınız güzel iş için teşekkür etmek istiyoruz.” dedi. Çünkü o bir ProCyclingStats tutkunuydu. Tour de France sırasında Ruanda Turu için bisiklet giyimi ve ekipmanı topladık. Toplamda 400 kilo tuttu. Başka bir yerde de tepeden tırnağa her şeyi kuşanmış genç bir bisikletçi geldi, “Çok iyi bir iş yapıyorsunuz ve size destek olmak istiyorum” diyerek cüzdanından 10 Euro çıkarıp verdi ve yoluna devam etti. Bu inanılmaz bir şey. Sadece karavanı gördüğü içindi bu. O an durum ve kendime “N’oluyor ya? Biri karavanının önünde aniden durdu ve iyi iş çıkarıyorsunuz diyerek parasını verdi sana.” dedim. Bu tam olarak tutkuyu paylaşmak işte. Bisiklet için çok önemli bu. Bir seferinde de 9 yaşındaki oğluyla beraber bir Britanyalı adam tanıdım. Sitemizi daha önce hiç duymamıştı. Sonra bisikletle ilgili sohbet etmeye başladık, çocuğunun da ilgisi vardı. Siteyi öğrendikten sonra gecenin kalanını ProCyclingStats.com’u inceleyerek geçirdiler. Almeria’daki bir yarıştaydık iki hafta önce. Ertesi gün startı izlemeye beraber bisikletle gittik.
 
9 yaşındaki ufaklık da sizinle beraber geldi mi?
Evet evet, o da bizimle 20 km geldi ve aynı yolu geri döndü. Epey de iyiydi, 9 yaşındaki bir çocuğa göre hızlıydı. Benim üzerimde kendi ProCyclingStats formam vardı. Babası, yanımda olanlardan birini satın aldı. Düşünsene, üç hafta önceye kadar ProCyclingStats’ten haberi olmayan biri şu an ProCyclingStats formasıyla bisiklet sürüyor. Gurur duyuyorum. Çocuk için de bir tane almak istediler ama onu yanımda çocuk boyu yoktu. Ona bir tane hediye edeceğim.
 
Bunu hayatı boyunca unutmaz bence.
Umarım 20 yıl sonra Tour de France’ı kazandığında “Günün birince ProCyclingStats’in sahibini tanıdım ve o gün profesyonel bisikletçi olmaya karar verdim” der. (Burada uzun süre keyifle kahkahalar attık karşılıklı) Bence bisiklete oturmak profesyonel olmak için yeterli değil. Sağlıklı, eğlenceli bir spor ama sadece birkaç kişi o seviyeye çıkıyor. Ama burada da olduğu gibi birçok insan Gran Fondo’ya katılıyor, sağlıklı bir hayat sürüyor. Bisiklete binmek için profesyonel olmanıza gerek yok, spor yapıyor olmak yeterli. Günden güne kilo alıyoruz ve az hareket ediyor, bu olmamalı. Ama burada(otelin restoranını işaret ediyor ve göbeğini tutuyor) yemekler çok iyi ya! Spor yapmak iyi bir şey ve bisiklet de sağlıklı olmak için iyi. Öğrenmesi de kolay. Bu yüzden daha çok insanı bisiklet için teşvik etmeye çalışıyorum. Tabii ki bir profesyonel yarışçının doğmasına yardımcı olursam ekstra mutlu olurum.
 
Amatör veya profesyonel hiç fark etmez zaten bu amaç için değil mi?
Asla fark etmez. Babam 75. doğum gününü kutlarken “Alpe d’Huez’i tırmanmanın hayalini kuruyorum” dedi. Alpe d’Huez’i biliyorsun değil mi?
 
Evet, bisikletin en ikonik yokuşlarından biri.
Evet evet, o. Biliyorsun orada Dutch Corner(Hollanda Köşesi) var, 70’lerde ve 80’lerde birçok Hollandalı da yarış kazandı.
 
Bizim de bisiklet paylaşımlarımızda “Tribünle ilgisi nedir?” diyenlere verdiğimiz ilk cevap Dutch Corner oluyor. :)
Hahaha! Bu bisiklet sporu için iyi bir şey. Sporculara fazlasıyla yakın olabiliyorsunuz. Yokuşta bir bisikletçiyi iterek destek olabiliyorsunuz ya da yanına kadar girip motive edebiliyorsunuz ama futbolda Cristiano Ronaldo’ya dokunabilme şansınız yok.
 
Yaşadığınız şehirde dünyanın en iyi sporcularının mataralarını veya çantalarını kendilerinden alabiliyorsunuz. İnanılmaz bir his bu.

Kesinlikle. Futbolda bunu yapamazsın. Ama ben matara veya materyal aldığım zaman kendime saklamıyorum, çocuklara hediye ediyorum. Bazen bana da doğrudan hediye ediyorlar ama onları da çocuklara veriyorum. Çocukları bisiklet için böyle motive etmek çok önemli. Sagan’ın veya başka birinin matarasını almak bana bir şey kazandırmaz ama bir çocuğu bisikletçi yapabilir, motivasyon kaynağı olabilir. “Sagan’ın matarası bende! Ben de bisiklete binmeliyim!” demeli. İlk motivasyonu almak için çok önemli bu. Tour de France sırasında da karavana doğru birçok aksesuar ve kıyafet atıyorlar ama büyük bir kutuda onları biriktiriyorum, çocuklar için saklıyorum, benim ihtiyacım yok çünkü. Tutkuyu paylaşmak bu. Çünkü bir çocuğun bisikleti olup olmadığını bilemezsin, olmasına yardımcı olursan mutlu olursun. Ben de çocukken bir Hollandalı, Tour de France kazandığı zaman yola çıkar ve kollarımı bisiklet sürer gibi yaparak gezerdim. O zaman bisikletim yoktu ve bisikletçi olamazdım çünkü ailem bana bisiklet alacak kadar zengin değildi. Ama hayal kurmak zorundaydım, “Bir gün bisikletim olursa böyle yapacağım” derdim ve kazandığım ilk parayla bisiklet almak isterdim. 16-17 yaşımda bisikletimi aldım. Profesyonel bisikletçi olmak için biraz geç bir yaştı. Zaten o konuda yeteneğim olduğunu da sanmıyorum.
 
Benim için de çok geçti, 20’den sonra almıştım ilk bisikletimi.
Ama hala kullanıyorsun eğlenmek için. Önemli olan da bu zaten.
 
 
http://www.tribundergi.com/g/2378/2543/b/03262018043130_782d6.jpg
 
Sona doğru gelelim o zaman, burada röportajımızı Tour of Antalya sırasında yapıyoruz. Tur hakkında neler düşünüyorsunuz? Geride kalan günlerde izlenimleriniz neler?
Çok tecrübeli bir organizasyon ekibi var. Bence şu anki kategorisinde göre çok daha büyük bir yarış. Yarışın web sitesi 2.2 kategorisindeki bir yarışa göre fazla iyi. Daha yüksek kategorideki birçok yarışın sitesi Tour of Antalya’nın sitesinin çok çok altında. Organizasyon iyi, her şeyin mükemmel ayarlandığını görebiliyorsunuz. Parkur da çok iyi. Bugünkü etap(2. etap) inanılmaz mesela. VIP araçtaydım, gün boyu en önde takip ettim.
 
Bize uzun bir zaman ayırdığınız ve bisiklet istatistikleri ile ilgili önemli bilgiler paylaştığınız için teşekkür ederiz. Son sözü size bırakalım.
Bu yarışın önümüzdeki yıl 2.1 kategorisine yükselerek tekrar düzenlenmesini umuyorum. Yeniden buraya gelerek yarışı tanıtmaya devam etmeyi çok isterim.
 
Bizimle de yeni bir röportaj yapmak için diye ekleyelim...
İyi fikir, sevdim bunu. Anlaştık! 
 
Röportaj: Fırat Selçuk (https://twitter.com/frtslck)
FOTOĞRAF ALBÜMÜ
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Apple CEO’su Tim Cook, kısa süre önce iPhone güvenliği konusunda yeni bir açıklamada bulundu....