#
#
Fenerbahçe tribününden Fırat, Shakhtar deplasmanını yazdı...
13/08/2015 - 16:54
Her tribüncünün iki türlü deplasman hayali vardır. Yunanistan veya Sırbistan gibi tribünü güçlü ülkelere ucu bucağı gözükmeyen otobüs konvoylarıyla deplase olmak, bir de Ukrayna, Rusya, Belarus gibi Slav ırkının yani güzel kızların kendilerini beklediklerini düşündükleri deplasmanlar.
 
Kuradan Shaktar Donetsk çıktığında sosyal medyadaki karmaşa inanılmaz bir kalabalıkla oraya gidileceiğini gösterse de öyle olmayacağı belliydi. Çünkü başı bağlı hiç bir erkeğin sadece bir futbol deplasmanı olarak kabul ettiremeyeceği bir diyar Ukrayna.
 
Fenerbahçeliyiz ya hiç bir işimiz normal düzeninde gitmez. Her sene kuradan iki saat sonra açıklanan maç tarihi bir türlü açıklanmak bilmedi. Maçın nerede oynanacağı da muamma. Shaktar'ın web sitesini inceledikten sonra Lviv Arena'ya kombine sattıklarını anlıyoruz ancak tarih belli olmadığı için yine uçak biletlerini alamıyoruz. Ertesi gün kulüpten açıklama geliyor. Maç 4 Ağustos Salı günü.
 
Herkes biletlere yükleniyor ancak yine bir haber maç tarihi değişiyor. Farklar ödeniyor tarihler değişiyor. Tabi biz de bu durumda etkileniyoruz her ne kadar Kiev gidiş Lviv dönüş almış olsak da. 
 
Cumartesi günü yola çıkıyoruz. Kimseye derdini anlatamazsın Ukrayna deplasmanına maçtan dört gün önce gitmeyi. Ukrayna Havayollarıyla Kiev'e iniş yapıyoruz. Ukrayna para birimi Grivnia, Ukrayna - Rusya arasındaki savaştan dolayı çok değer kaybetmiş.  
 
Geçen sene 1 dolar 8 grivnia iken su anda 23 grivnia. Bu da dışarıdan giden turistler yani bizler için çok önemli. Ukrayna'da ev kiralamak otel tutmaktan daha uygun. Hem otellerin fiyatları dolar üzerinden olduğu için herhangi bir ucuzlama olmamış hem de üst düzey oteller hariç hizmet kalitesi çok kötü. Evleri kiraladığımız arkadaşlar bizi havalimanından alıyor. 30 dakikalık bir yolculuk sonrası şehir merkezine varıyoruz. Saat 14 te giriş yapacağımız için valizlerimizi arabalarda bırakıp dolaşmaya çıkıyoruz. Ben daha evvel geldiğim ve etrafı bildiğim için bir sıkıntı yaşamıyoruz. 
 
Kiev Opera binasının yanında büyük bir park var. Parkın girişindeki teyzelerden ılık biralarımızı alıp manzara eşliğinde yudumluyoruz. Biranın fiyatı 11 grivnia. Bu Grivnia olarak verdiğim fiyatları 8'e bölerseniz Türk Lirası karşılığını bulabilirsiniz.
 
Şehri ikiye ayıran Dinyeper nehri manzaralı. Bu nehir aslında şehri maddi açıdan da ikiye ayırıyor. Şehrin doğusunda kalan kesmin durumu batıya göre daha kötü. Şehrin merkezi ve turistik kısmı batıda kalıyor. Khreschatyk (Krişatik) caddesi Kiev'in kalbi. Bu cadde savaştan önce sadece pazar günleri trafiğe kapatılıp insanlara bırakılıyordu ancak savaştan sonra cumartesi günleri de aynı şekilde trafiğe kapalı. Caddenn bir ucunda Arena City adında bir alışveriş merkezi var. 
 
Gündüzleri restoranların gece ise gece kulüplerinin merkezi diyebiliriz. Diğer bir ucunda ise Maidan (Meydan) adı verilen, Ukrayna'nın kurtuluşunu ve Sovyetler Birliği'nden ayrılışını temsil eden bir heykelin de bulunduğu alan var.  Aynı zamanda bu alan Ukrayna'da halkın hükümete karşı ayaklandığı ve Rus yanlısı başbakanın kaçıp gitmesine neden olan olayların başladığı alan. Bir 
nevi Ukrayna'nın gezi parkı diyebiliriz. Gerçi burdaki olaylar daha sonra çok başka yerlere gitti. Ülkenin doğusunda büyük bir iç savaş yaşandı ve hala bazı karışıklıklar sürüyor. Sivil ve asker yaklaşık 6500 kişi hayatını kaybetti.
 
Kiev'de şu anda savaşa dair hiç bir olumsuzluk yok. Bazı zarar gören binalar yeniden inşa ediliyor. Şehirde milliyetçi bir hava hakim. Sokaklarda askeri kıyafetler giyen siviller ve milisler dolaşıyor. Ukrayna'da ve diğer Slav ülkelerinde en dikkat etmeniz gereken şey erkeklerin gözünün içine uzun süreli bakmamak. Galiba bu adamlarda bir meydan okuma gibi algılanıyor. Milis ve askeri kıyafet giyen sivillere bu şekilde hiç bakmamalısınız.
 
Maidan'da bulunan heykelin altında bir fotoğraf sergisi yapmışlar. Eylemden ve savaştan çok güzel fotoğraflar mevcut. Ayrıca orada bulunan merdivenlere direniş sırasında kaybettikleri kişilerin resimlerini ve isimlerini koymuşlar. Artık resmi olmasa de devlet binalarında bulunan bayraklarda da Ukrayna arması bulunuyor. Bu birazda milliyetçi bir akım. Tabi ki bu milliyetçiliğin bir Fenerbahçeli için en güzel yanı bütün ülkenin sarı lacivert olması. 
 
Geldiğimiz gün cumartesi ve en hareketli gece hayatı bugün olduğundan evlere girişimizi yapıyoruz. Evler pasaj diye anılan ve üzerinde Gucci, Prada gibi markaların da bulunduğu sokakta. Bu her yere gidişi ve gelişi kolaylaştırıyor. Ukrayna'ya gidip gruplar halinde kalıyorsanız en önemli şey gruplar arası irtibat. Bunun için kesinlikle Ukrayna hattı alıp telefonlarınıza takmanız gerekiyor. 110 grivnia verip hatları alıyoruz. Sınırsız 3G internet ve hatlar arası konusma mesajlaşma bedava. Evin sahipleri bu iş için yardımcı oluyor, çünkü Ukrayna'da İngilizce bir hiç. Rusça ve Ukraynacanız yoksa insanlarla anlaşmanız imkansıza yakın.
 
Sabah 6 uçuşuyla geldiğimiz için evlerde dinlenmeye çekiliyoruz. Daha sonra dışarı çıkıp yemek yiyoruz. Ukrayna'nın yemek kültürü hiç bizimkine benzemiyor. Ama her türlü karnınızı doyurabileceğiniz restoranlar mevcut. Restoranlardaki ağır kokuyu standart Türk tepkisi olan "domuz kokuyor" diye nitelendirmek yerine kokunun yoğunluğundan yağdaki farklılık olduğunu anlayabilirsiniz. 
 
Ukrayna futbol liginin 3. haftası olduğundan forumdan @ozgurr abinin uyarısıyla Olimpik Donetsk - Karpat Lviv maçının olduğunu öğreniyoruz. Ancak şehrin hangi stadında olduğunu öğrenmemiz baya zaman aldı. Uzun bir yürüyüşün ardından 1300 kişilik stadın oraya geliyoruz. Yürüken bir ses geliyor bir gol oldugunu anlıyoruz. Biz hala bilet satışı olup olmadığını merak ederken ne görelim. Stadın kale arkası Beleştepe. Polisler peşimizden 200-300 metrelik bi takipte biz de daha evvelki tecrübelerimize dayanarak polislerle hiç muhatap olmamaya çalışıyoruz. Ancak iyi niyetlilermiş, " Bir sıkıntı olursa bize danışabilirsiniz" diyorlar.
 
Daha sonra çimlere uzanıp maçın keyfini çıkarıyoruz. Olimpik takımı da Donetsk bölgesinden olduğu için onlar da Shaktar gibi sürgündeler. Karpaty tribünü deplasmana gelmiş 200-300 kişi gibi rakamla bütün maç bağırıyorlar. Ama maçla pek alakaları yok. 
 
Yaş ortalaması 20-21'i kesinlikle geçmez. Maç Olimpik'in ezici üstünlüğü ile geçiyor ancak maçın geri kalanında gol olmuyor. Bizim de bahisler yatıyor. Maç sonu deplasman tribünü hocalarını bağrına basıyor. Büyük ihtimal camianın çocuğu kendisi.
 
http://funkyimg.com/i/213UC.jpg
 
Eve yine yürüyoruz. Neden bilmiyorum ama şehir yürütüyor. Artık gece için hazırız eve gidip üst baş değişikliği ardından gece çıkıyoruz yine mini bir yürüyüş sonrası bir önceki gidişimde ziyaret etmediğim D-Lux'e varıyoruz. Sıkı bir kıyafet ve surat kontrolu var. İçeri giriş kişi başı 200 grivnia. Dam muhabbeti yok 20 erkek giderseniz bile 3 erli 5 erli girersiniz. Mekan dört katlı. Restoran - Karaoke - Lounge Bar - Club şeklinde ilerliyor. Sahnenin önündeki localar 6000 bir arkasındaki localar 4000 grivnia. Tabi bu paraları havaya vermiyorsunuz. Depozito şeklinde içtiğiniz bu fiyattan düşüyor. Geçerseniz ekstra veriyorsunuz geçemezseniz herhangi bir ücret alamıyorsunuz. Mekandaki fiyatlar şöyle
 
Her türlü şişe bira 40 grivnia
Absolut - redbull 60 grivnia
jager shot 80 grivnia
Jager redbull 100 grivnia
 
Fiyatlar bu şekil ve gördüğünüz gibi gayet uygun o kalitedeki bir mekana göre. Her mekanda Türkler ama o günkülerin hiç bir ters hareketi olmadı benim gördüğüm kadarıyla. Daha evvelki tecrübelerinden Türkleri pek sevmiyorlar. Hatta sahibi Türk olan bir mekan içeriye Türk pasaportluları almıyor. Çünkü Ukrayna enerji bakanının oğlunu camdan sallandırmışlar bazı arkadaşlar alkolun seviyesi yükselince. 
 
Mekana dönmek gerekirse tam anlamıyla dolması saat 01:00 'i buldu. İçerisi Fashion TV'deki partilerden farksız. Zaten güzellik ortalaması üst düzey olan ülkedeki hanımlar en güzel kıyafetleri de gece çıkarlarken giyiyorlar. Mekanlarda sigara içilmiyor ancak nargile serbest ve cok içiliyor. 
 
Alkolun sınırlarını baya zorlayıp evlere dağılıyoruz. Sabah alkolun ve bir gun oncesinin uykusuzluğundan dolayı zor kalkabiliyoruz. Dışarı çıkıp kahvaltı edelim diyoruz. Ancak kahvaltıları kruvasan ve kahveden ibaret olduğu için mangal isimli Türk lokantasına gidiyoruz. Sahibi Ukraynalı bir ablamız ancak eşi Türk. Fiyatlar Türkiye'deki ortalama bir kebapçı fiyatı gibi. 
 
Saat geç olduğu için mercimek corbası ve ızgaralardan devam ediyoruz. Bu arada Ukrayna'da taksi çok ucuz ancak pazarlık yapmanız lazım. 50 grivnialık yere 200 den kapı açıyorlar. Bize evi kiralayan arkadaşların taksi gönderme gibi bir hizmeti bulunuyor. Yerinizi ve gideceğiniz yeri söylyorsunuz, 2 dakika sonra SMS geliyor. Taksinin plakası modeli ve vereceğiniz ücret. 
 
Sıradaki yer olan Ukrayna Savaş Müzesi'ne bırakıyor taksici bizi. Bize gelen ücret 65 grivnia olmasına ragmen adam 63 alıyor.Burası Ukrayna'nın geçmiş savaşlarında kullandığı tanklar, uçaklar, silahların sergilendiği açık hava müzesi. Alan inanılmaz büyük. 
 
Çanakkale dışında bizim de böyle bir müzemizin olmayışından yakınıyoruz.
 
http://funkyimg.com/i/213Vz.jpg
 
Kiliseler, tarihi yerler derken yine yogun bir gün geçiriyoruz. Krişatik caddesi trafiğe kapalı buranın keyfini çıkarıyoruz. Müzik çalanlar dans edenler, çeşitli oyunlar vs cok eğlenceli bir cadde haftasonları. Karnımızı doyurmak için Şato Restorana gidiyoruz. 
 
Hem Ukrayna hem de İtalyan mutfağından örnekler var. Bir pizzanın fiyatı 100 grivnia. Gayet de doyurucu. Biralar 40-50 grivnia arasında değişiyor. Evlere dağılmaca. Ertesi gün teleferik zannettiğimiz aslında bildiğimiz salıncakta kaydırmaca denen olayı deneyeceğimiz konusunda kararsız kalıyoruz. Neyse uzun bir yürüyüşün ardından Troley adı verilen olayın yanına geliyoruz. 
 
Adrenalinci arkadaşlara öneririm. Kendi videomu koymuyorum küfürler abartı olduğu için. Bu olayın fiyatı 200 grivnia video cekimi isterseniz elinize GoPro kamera veriyorlar onun çekim ücreti 100 grivnia bir de profosyonel makinayla çekilmiş yaklaşık 15 -20 foto için 50 grivnia. Toplam da 350 grivnia.
 
Kiev'de Türk yemeği yiyebileceğiniz bir başka mekan da Daş. Sahipleri Azeri ancak herşey Türk mutfağından. Pidelerden çorbalara, kavurmalardan kebaplara. Açık ayran bile var yani. Fiyatlar da Pastırmalı pide 120 grivnia, kavurmalar 150 grivnia.
 
Yemekten çıktıktan sonra Dinamo Kiev'in stadında bulunan storelarına gidiyoruz. Formalar 800 grivnia ancak cok sıradan. Ürün çeşitliliği çok az. Hala Shevchenko ürünleri bulmak mümkün. Atkılarımızı alıp çıkıyoruz.
 
Sabah 6:50 de tren yolculuğu başlayacağı için uyumamayı tercih ediyoruz ve ben diğer arkadaşların evine geçiyorum. İlk gün marketten aldığımız alkolleri tüketip yola çıkmak için taksi çağırıyoruz. Tren garı beklediğimden büyük ve kalabalık. Bizi burada çok büyük bir sıkıntı bekliyor. Hiç kimse ingilizce bilmiyor ve her tarafta kiril alfabesi var. Binlerce tren var ve hiç birşey anlamıyoruz. En sonunda gezgin bir çift buluyoruz sırtlarında tursit cantaları var ve ingilizce biliyorlar. 700 km yol hızlı trenle 5 saat sürecek. Fiyatı 240 grivnia biz 280'e VIP olandan alıyoruz ne farkı olduğunu bilmeden. Tren tam saatinde geliyor biniyoruz tam saatinde kalkıyor. Her koltukta priz var, hızlı wi-fi baglantısı var.
 
http://funkyimg.com/i/213VM.jpg
 
Lviv şehrine varıyoruz. Tren dakikası dakikasına iniyor Lviv'e. Kiev'de 32-34 dereceleri gördüğümüzde bile bunaltmayan hava Lviv'e indiğimiz an daraltmaya başlıyor. Gardan dışarı çıkıyoruz zaten gayet küçümsediğimiz Lviv'e söyle bir bakınca ne kadar da haklı olduğumuzu görüyorum. Otobüslerin en yenisi en az 30 senelik.
 
http://s14.postimage.org/8yxnr4rnl/2_Marshrutka_Shehyni_to_Lviv_Lviv.jpg
 
Bir de tramvay var bizim taksim tramvayından hallice, şehirde metro yok. Taksilere kaldık yine ama Allahtan ucuz. 50 grivniyaya anlaştığımız taksi bizi otele bırakıyor. Lviv'de geç kaldığımız için güzel evleri kaptırıyoruz, otele yöneliyoruz bunun için.
 
Otelde yerleşme vs derken @ozgurr abiyle buluşuyoruz. Sabah bizden önce geldiği için keşfettiği şehri bize biraz gezdirmeye başlıyor. Zaten meydana çok yakın kalıyoruz. Sokakları gezmeye başladıkça aslında Lviv'in de çok güzel bir şehir olduğunu anlıyoruz. Neyse bir mekana girip bira içelim diyoruz. Menüye bakınca gözlerimize inanamıyoruz. Gayet güzel bir cafe ve biranın fiyatı 23 grivnia. Arkadaşlar biraz yorgun olduklarını otele gidip uyuyalım diyorlar. Ben de İstanbuldan gelen arkadaslarla bulusmaya gidiyorum. Daha sonra rezarvasyon yapılan restorana gidiyoruz. Dışarıda 50 kişi sıra bekliyor rezarvasyon sayesinde direk oturuyoruz sıkış tıkış.
 
Lviv'de değişik bir kültür var. Garson kızlar veya cocuklar yemek yemeden önce sizi kırbaçlıyor tabi 
ki isterseniz. Bu oranın yerel bir davranışı. Gittiğimiz yerde bu kadar ciddi olmasa da o kültür devam ediyordu. Elinde kırbaçlı bir amca restoranın içinde geziyor ve oraya buraya vuruyordu. Yemekler yendi yine inanılmaz cüzi bir miktara. Daha sonra gece kulubü vs gezildi herkes oteline çekildi ertesi gün maç vardı. Passolig almayan bizler için bir sene sonra Fenerbahçe'yi ilk defa izleme şansıydı bu.
 
Maç günü kahvaltılar edildi ve şehirde kafeler, barların olduğu caddede güzel ferah bir mekan seçildi. Alkolün bu kadar ucuz olması güzel de sağlığa zararı açısından endişelerimiz vardı. Burda yaşasak neler olur tahmin edemiyorum. 3-4 şişe vodkanın 30-40 biranın ve sayılamayacak mojitonun hesabı 2900 grivnia geldi. 
 
Maç saati yaklaşınca ayarlanan minibüs bizi şehir meydanından aldı. 30-35 dakikalık bir yolculuk sonrasında stada ulaştık. 
 
Yurtdışındaki statların en güzel yanı içerde bira satılması ancak biranın sıcak olması çok kötü. Bir de gazsız su yok. 
 
Tribüne çıktığımızda günlerdir dönen palavra haberlerin doğru çıkmadığını gördük. Biliyorduk ama emin olmak için stada girmek gerekiyordu. Deplasman tribününde 1000 kişi vardı. VIP tribunde de 500 kişi vardı. Davulu sokamamak can sıkmıştı ama bağırmaya aç bir tayfa vardı.
 
GFB Europe 110-120 kişi ile gelmişti. Maçın içinde çok yükseldiğimiz zamanlar oldu ama skora rağmen iyi bağırdığımızı düşünüyorum televizyona ses gelmese de. Hayatta dolmayacağını düşündüğümüz Lviv Arena biz pankartları asarken ve tribüne yerleşirken birden dolmuş. Adamların hiç biri Shaktar taraftarı değil ancak Ukrayna'nın takımı olarak benimsemişler ve sahip çıkıyorlar. Yukarıda belirttiğim milliyetçi havanın da bunda etkisi var.
 
Maçtan sonra yarım saat bekletilip stad dışına alındık. Dışarıda Ukraynalılar sürekli hatıra fotoğrafı çekilmek istiyorlardı. Bir kaçını kırmadık ama işin boku çıktı. Belli bir yerden sonra olumsuz cevap verdik o moral bozukluğuyla. Maçtan 7 saat sonra uçağı olanlara resmen eziyet oldu. Bizim dönüş cuma günü olduğu için otele gidip bayıldık. 
 
Ukrayna deplasmanından çıkardığımız, evet her bekar erkek Ukrayna'ya gitmeli ama evli arkadaşlar da eşlerini alıp özellikle Lviv'i ziyaret etmeliler. İnanılmaz tarihi ve gezilesi bir şehir. Telefonunuzda mutlaka Ukraynaca - Türkçe çeviri programı olsun. Sokakta satılan seyyar kahvelerden kesinlikle deneyin çok şaşıracaksınız. Farklı lezzetlere açıksanız Ukrayna mutfağı geniş. Onlarca değişik bira ve vodka var. Hepsinden denemelisiniz. 
 
Atina'da görüşmek üzere.
 
Fırat
https://twitter.com/firatozb
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Sony’nin yeni nesil oyun konsolu PlayStation 5, halen rahat şekilde bulunamıyor ve bu durum önümüzdeki...