#
#

azadbeg

NAFTALİN KOKULU ATKILAR...

azadbeg, foruma yazdı.

"Doksanbir" dedi ki;

en temizi arda direk altyapıya abilik yapsın; üç seneye kalmaz milletin karısını s*kmeye kalkan, silahla hastane basan on numara ADAM topçularımız olur. hem kimseye de ezdirmezler kendilerini.

altına imzamı atarım.
ardanın gsde oynaması değil problem. hiçbir kulüpte oynamamalı bu ülkede. arap ligine yakışır en çok. emreyi de götürsün bol bol gırtlak racon keserler.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.

"07Mirador" dedi ki;

Kısmetse pazar günü Denizlideyim.
Son olarak eski dost Azadbeg ve Leodikya ya selam.

ben öldüm , yokum :)
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.

"küçükçekmeceli" dedi ki;

Dilime nerden takıldığını hatırlamıyorum ama ara ara mırıldandığım şarkı.
Ne alakaysa artık :)

müdür naptın? 11 yıl olmuş. beni de eskilere götürdün :)
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.
fenerle sahamızda berabere kalarak ligde kaldığımız maç...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.
kulüp tribünlere karşı art niyetli insanlarca yönetiliyor. bir yönetim tribünleri kendi emrinde fedailer olarak görmek istiyor ve bağımsız bir tribün istemiyorsa insanlardan kaçırmak isteyip gizledikleri gündemleri var demektir. işte yeşil cephe burda oyunbozan bir tavır sergiliyor ve yönetime "biz senin emir erin değiliz" diyor. her şeyin özeti bu tavırdır. rahmetli fatih eroğlunun da katledilmesi bu omurgalı tribün duruşu yüzündendir.
skor umrumda değil. denizlispor denizli halkının olmalıdır. koltuğa ilk çökenin şahsi ihtiras oyuncağı ve intikam aracı olmamalıdır. bu kulübü şampiyon da yapsalar omurgasız, halktan, doğruluktan uzak yönetimlerin gözümde zerre kadar değeri yok.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.
siyasetten bağımsız değerlendirmemdir. dünya görüşleri ne olursa olsun ünal karaman ve onun gibi omurga sahibi insanlar omurgasız canlılar tarafından sevilmez.
bu olanlardan sonra TS'nin başına gelmeyi kabul eden hoca peşinen omurgasızdır ve bu tipte hoca bu ligde çoktur.
mesele sadece ünal meselesi değil. bir kulübün değerleri de söz konusu. beğenirsiniz, beğenmezsiniz ama şenol güneş ve ünal karaman gibi isimler trabzonspor bağlamında benim gözümde çok önemlidir. bu insanların varlığını skorla falan ölçemezsiniz. bu insanlar o kulübün tarihinde birer değerdir. kolay kolay gözden çıkaramazsınız , çıkarmamanız gerekir. gözden çıkarırsanız değersizleşirsiniz.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.
faturasız hat özgürlüktür.
en pahalısı bile faturalı hattan hesaplıdır.
kafanı bozdukları an 5 dkda operatör değiştirirsin olur biter.
faturalı hattı bıraktım kafam rahat.
taahhüt yok, kazık yeme derdi yok...
herkese tavsiyemdir.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.
iflas etme sürecinde her şeyi görüp de sesini çıkarmıyorsan iflas ettikten sonra şikayet etmeyeceksin.
hepiniz ordaydınız.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.
demirciyi aykırı görüşlerine rağmen severim ama yazdığı politize başlıklarını alevlendirdiği gerçeğini de inkar edemem. gerçekten yazdıklarına bazen ben bile kışkırıyorum ama en tavizsiz ve en önyargılı tespitlerinde bile bir üstü kapalı ironi var.
futbol başlıklarına zaten yazmadığım için kim ne yakar bilmem.
bir zamanlar ben de hatırı sayılır alevlendirme operatörlerinden biriydim. sağlam atışmalarımız olurdu. ama geçmişte kaldı. teeey fii tarihi.
birileri de septo falan demiş. aman abicim yapmayın etmeyin. "yallah cinler yallah kışkış cinler kışkış"...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
azadbeg, foruma yazdı.
çınarda belediyenin önünden geçiyorum. 15-16 yaşlarında birkaç ergen kızlı erkekli oturup kendilerince kaynatıyorlar. oğlan çocuğu kız çocuğuna ananı dinini skerim diyor. kız gevşek gevşek gülüyor.
okulda 11. sınıf erkek, sevgilisi olduğunu anladığım kızı kolundan asılıp duvara sertçe çakıyor ve eliyle kızı hırpalayıp tehdit edercesine azarlıyor. ama kızdan tepki yok. yanlarına gidip müdahale ediyorum kız bi şey yok hocam şakalaşıyorduk diyor. şakalaşma olmadığını, arkadaşını ya da ilişkisini korumaya çalıştığını biliyorum. ama elim kolum bağlı bir şey yapamıyorum nasihatten başka.
meserret sokakta bir başka ergen başka bir kızı tokatlıyor küfrediyor kız da küfürle karşılık veriyor. aynı çocuklar yarım saat sonra el ele önümden geçip gidiyor.
örnekler o kadar fazla ki hangi birini sayayım. çocuklarımız bu şiddeti iyice özümsemişler. onlar için hakaret , görülen ya da gösterilen şiddet sıradan, normal bir şey. çünkü filmlerde internette aile içinde bunları yaşıyor. ben bu hakaret ve şiddete niye maruz kalıyorum, mecbur muyum bu hayvanın kahrını çekmeye diyemiyor kızlarımız ve kadınlarımız.
kızının önünde boğazı kesilerek katledilen kadının görüntülerini izledikten sonra geldi bunlar aklıma. aslında hep vardı. çünkü o kadın ilk değildi. daha yakın tarihte kadının arabasına tekmeyle dalmaya çalışan baklavacı örneği tahliyeyle sonuçlanmıştı. şule çet adlı bir genç kızımız patronu tarafından apartmandan aşağı atıldı ama aylarca hükmü verilemedi. daha birçok kadın ve kızımız katledildi. önlenebildi mi? hayır. daha da artacak emin olun. daha ilk hakarette ve ilk tokatta tepki göstermedikleri için ... aileler , din, toplumsal hurafe kültürü, siyaset, medya ve sözde aydınlar bu iğrençliğe yol verip çanak tuttuğu için aynı magandalar daha sonra gırtlak kesecek ve biz yine yaygarayı basacağız.
ama çok geç...
aslında meseleyi eksik ele alıyoruz. bütüne bakmıyoruz. çünkü meselenin temelinde, küçücük çocuklara kadar inen şiddet kültürü ve değersizleştirilmiş kadın kız olgumuz var.
ortaokul , lisede arkadaşına küfredip onu tartaklayan ergen erkekle kadının gırtlağına bıçağı dayayan, çoluk çocuğa tecavüz eden, kıytırık bahanelerle trafikte adam vuran magandalar hep aynı kişiler. küçüğü büyüğünün prototipi...
okullar ve aile bu sorunun temelindeki iki önemli boşluk. aileler çocuklarıyla ilgileniyormuş gibi yapıyor ama tam tersine şımartıyor. okulda öğretmenlerin ve idarenin eli kolu bağlı işlem yapamıyor, yapsa da iyi niyetli koruma ve şiddeti önleme amacıyla aldığı önlemler bumerang gibi dönüp dolaşıp kendini vuruyor, eğitimcinin başına bela oluyor.
son yıllarda gençleri yola getirmek için disiplin ve ahlakı değil din eğitimini öne çıkardık ama çare olmadı. çünkü din ve dindar kimliği son 20 yılda en güvensiz kimlik haline dönüştü. tecavüz, hırsızlık, kul hakkı yeme, adam kayırma, töre cinayetleri, çocuk evliliğini meşrulaştırma ve kız çocuklarını, kadınları bir harem ve doğurganlık metası haline dönüştürmek sorunu çözmek yerine ateşe benzin döküp ortalığı tamamen kavurdu.
ahlaklı insanları ve öğretmenleri de yandaş olmadıkları için sindiren sistem şimdi daha büyük ve kontrol edilemez bir toplumsal kıyım terörüyle karşı karşıya. sistemin karşısındaki bu toplumsal terör odağı silahlı bir örgüt falan değil. bildiğin halk ve ilkesiz idealsiz, hayalleri çalınmış, büyük, genç bir kitle... herhangi bir örgüte dahil olmadıkları için kontrol de edilemezler. bu kontrolsüz güç her örgütün manipülasyonuna açık, fitili ateş bekleyen bir bomba gibi infilak edeceği vakti bekliyor.
yani mesele sadece kadın cinayetleri falan değil. iliklerimize kadar işleyen şiddet kültürü , toplumsal umutsuzluk ve intikam hırsı.
pahalı arabalar, villalar, manken ajanslarından seçilen genç kızlar ve erkekler tüm zenginliği ve ihtişamıyla ailelerimizin ve gençlerimizin fakirliği üzerine çökmüş durumda. mevcut durumun fakirliği , örneklerin ve empoze edilenlerin zenginliğiyle çatışıyor. arada kalanlar da bunun hıncını alıyor hayattan. hayattan yani etrafındaki insanlardan, sevdiklerimizden. aşiret reislerine, mafya babalarına, kızları baştan çıkaran idol gençlere, erkekleri baştan çıkaran idol seks ilahelerine dönüşme arzusu... eziliyor çocuklarımız. tv internet ve reklam acımasızlığı altında imdat sinyalleri gönderiyor.
toplumu uyuşturmak , sosyal, bireysel bilinçten uzak tutmak için kullanılan bu acımasız tüketim kültürü, frankeştayn gibi kendi cellatlarını yetiştiriyor.
sistem koyucuların istediği insan modeli bu mu bilmiyorum ama yarattıkları insan modeli budur. yarattıkları canavar , gün gelip tüm toplumu kavuracak. bu tecavüzler çocuk ve kadın cinayetleri sonuç falan değil bir öncü sarsıntı. bu kafayla gidersek yaşayacağımız gerçek depremin zayiatını düşünmek hayal gücümü zorluyor. bu toplumsal patlama herhangi bir gerekçeyle bahaneyle çıkabilir. ama cehalet ve şiddet kültürüyle lojistiği hazırlanan büyük yığınlar acımasız katliamların failleri olabilir.
yaptığım açıklamalarla bu cinayetlere kılıf falan da uydurmuyorum. bu namussuzların en ağır cezalara çarptırılmalarını da istiyorum ama sorun bu katliamlardan çok daha büyük ve derin. bu tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. çünkü bu ülke bahsettiğim olumsuzlukları yaşarken yetmiyormuş gibi milyonlarca kişilik etnik bir çöplük haline geldi. başı boş, ne idüğü belirsiz ve eli silah tutabilecek yaşta , her türlü şiddeti yaşamaya ve yaşatmaya alışık bir arap,afgan, iranlı nüfusu metropollerimizde cirit atıyor.
artık siyaset ve bürokrasiden bir beklentim kalmadı çünkü bu sistemin en önemli mimarları onlar. sorunun kaynağından çare beklemek gibi bir ahmaklığın içine düşmeyeceğim.
bize düşen görev, etrafımızdaki gençleri bilinçlendirmeye devam etmek. göle maya çalmaktan farkı yok ama biz nasrettin hocanın torunlarıyız:YA TUTARSA...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Önceki Yorumlar