#
#
seyfi, foruma yazdı.
Galatasaray'ın nasıl oynayacağını ben de merak ediyorum. İyi mi oynayacak, kötü mü oynayacak, adam gibi mi oynayacak, madam gibi mi oynayacak göreceğiz Cumartesi akşamı. Yalnız merak etmediğim tek birşey var o da maçın sonucu, çünkü belli Başakşehir kazanacak, Galatasaray nasıl oynarsa oynasın.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
İlk 10 dakikadaki görüntüye göre maç sonundaki skor Ankaragücü için çok iyi. Başakşehir pas futboluyla sindirdi başkent ekibini. Emre 37 yaşında, yakında futbolu bırakacak deniyor. Ama oynadığı topu o mevkide oynayan ve kendisinden 10 yaş küçük futbolcular oynayamıyor. Ne ekersen onu biçersin demişler. Kendine iyi bakarsan, bir sporcu gibi sağlıklı yaşarsan bu yaşta hala verimli olmaya devam edersin böyle. Bundan 2 hafta önce gene bir tribün takımı olan Göztepe, şimdi de bir başka tribün takımı Ankaragücü, Başakşehir önünde hiçbir varlık gösteremeyerek kaybettiler. İşin ilginç yanı büyük takımlarla oynarken Real Madrid'e bağlayan takımlar, karşılarına Başakşehir gelince Keçiörengücü'den hallice oluyorlar. Bu da Başakşehir'in oyununun kalitesini gösteriyor. Ayrıca ben Başakşehir'de defans futbolu diye birşey göremiyorum. Öyle futbolu çirkinleştirecek şekilde kapalı oynamıyorlar. Bütün futbolcuların, kendi oynadıkları pozisyona görev bilinci içinde bağlı kaldığı, aksamadan çalışan bir makine düzeninde işliyorlar. Cüneyt Çakır'ın sonuca etkisi yoktu ama Emre'ye kartı geç gösterdi. Emre'nin kart görmeden 10 dakika önce yaptığı faul de sarı kartlıktı.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
Quo vadis Aykut Kocaman? Bu penaltıyı da irdeleyelim mi :D Valla pozisyon penaltıdır değildir (bence ağır) ama Aykut Kocaman ve onun çirkin zihniyetine az bile böyle penaltılar. Bu tip insanları yıllardan beri görüyoruz futbolumuzda. Bunlar mart kedisi gibidirler. Kendileri hamuduyla götürürken bir köşeye geçip kıs kıs gülerler, kuyruklarına basıldığı anda ciyaklamaya başlarlar. Kendi şampiyonluğundaki şike için "radara bir tek biz yakalanmışız" derler hiç utanmadan, ama yarıştığı rakiplerinin sürekli haksız kazançlar sağladığını ileri sürmekten de geri kalmazlar. Kendisinden yaşça büyük rakip takım hocası kendi stadında saldırıya uğradığında "kan yoktu ki, numara yapıyor" pervasızlığı da gene bunun gibilerden beklenen hareketlerdendir. Trabzonspor, birer hafta arayla Fenerbahçe-Aykut Kocaman ikilisine ayrı ayrı hesap kesti. Bu takım ligin en iyi kadrolarından birine sahip, bunun kıymetini bilsinler çünkü Başakşehir dahil bütün şampiyonluk adayları çökük vaziyette. Bir daha böyle bir ortamı kolay bulamazlar bizden söylemesi.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
Öncelikle Galatasaray futbol takımında oynayan futbolcuları 2-0'dan 2-2'ye gelen bir maç sonrası rakip takım futbolcularını sahada kovalamayarak gösterdikleri olgun ve yüce gönüllü tavırlarından ötürü kutluyorum. Tabii aldıkları 1 puandan ötürü de ayrıca kutluyorum. Yadırganacak birşey yok, bu kadar leş bir futbolla, 60'dan sonra biten güçleriyle, olmayan orta sahalarıyla ve bostan korkuluğundan farksız forvetleriyle bu 1 puan fazla Galatasaray'a. Maç hasbelkader 2-0 olduğunda bile Galatasaray'ın gol ve goller yiyeceği o kadar açık bir şekilde belliydi ki bunu görememek için kör olmak lazım. Bugünkü maç artık Galatasaray'ın zirvesiydi, bundan daha kötüsünü becerebileceklerini sanmıyorum. Galatasaray'ın şu anki durumu küme düşme hattındaki Fener'den beter. Ama öz eleştiri mekanizmasının çalışmadığı yerde filmin sonu her zaman hüsran olur.
 
Ali Palabıyık'ın iptal ettiği golde karar doğru. Muslera'nın gözü topta ama Aminu'nun topa hareketlenme gibi bir niyeti yok ve kalecilerin dokunulmazlığı olan kale sahasında profesyonelce engelleme yapıyor. Son dakikadaki Linnes'in pozisyonunun penaltıyla yakından uzaktan alakası yok. Ona penaltı dienler şunu düşünsün aynısı aleyhine çalınsa kabul eder miydin? Palabıyık genelde iyi götürdü maçı ama Selçuk'a kart gösterme konusunda epey toleranslıydı çünkü Selçuk maçın başından itibaren futbol oynamaya değil hakemle oynamaya çıkmıştı.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
Beşiktaş'ın dün Alanya'da puan kaybı yaşayacağına emindim. Çünkü Beşiktaş takımı şu anki oyun anlayışı ve futbolcu topluluğuyla ligde kolay kolay 3 maç arka arkaya kazanamaz. Ankaragücü-Sarsborg-Galatasaray serisi birçok şeyi halı altına süpürdü ama dün akşam bir kez daha takke düştü kel göründü. Düşünün Beşiktaş'ın bir lig maçının sonunda maçın adamı kalecisi Karius oluyor hem de kime karşı düşme adayı bir takıma karşı. Adamlar çok basit birşey yaptılar, orta sahayı kalabalık tuttular, basıp basıp kazandıkları toplarla da hızla Beşiktaş ceza alanına indiler ama son bölgede bitirici ayakları olmadığından sonuç üretemediler. Necip iyi oynuyor gözüktü ama bu, gene de onun saatli bomba olduğu gerçeğini değiştirmez. Mesela dün çok kritik hamlelerinin yanında bir o kadar da kritik top sektirmeleri ve çok savruk girişleri vardı ki yürek hoplatır cinsten. Vida ise güven veren oyunlarına bir yenisini ekledi. Yalnız Vida'da da geriden oyun başlatma sıkıntısı var eskiden beri. Bu nedenle orta alan oyuncuları sürekli top almaya geliyorlar geriye. Bu da Beşiktaş'ın oyununu yavaşlatıyor. Ljajiç, Beşiktaş için önemli bir kazanç. Oyun içinde aktif sorumluluk alıyor, pas alış-verişlerinin merkezinde yer alıyor ve bütün pozisyonların içinde bir şekilde bulunuyor. Öte yandan bir de Quaresma gerçeği var ki bir futbolcu bu kadar dengesiz nasıl olur bilemiyorum. Bazen bir hareket yapıyor diyorsun ki adam süperstar abi, ondan sonra birşey daha yapıyor futbola yeni başlayanlar yapmaz. Yani anı anına uymadığı için de sıkıntı daha büyük oluyor haliyle. Alanyaspor lige ilk çıktığında çok estetik ve göze hoş gelen bir futbol anlayışları vardı. Gel gelelim sonrasında Wagner Love, Emre Akbaba gibi silahlarını kaybedince giderek sıradanlaştılar ama hala seyretmesi keyifli, pozitif futbol oynayan bir takım.
 
Bu maçın hakemi Alper Ulusoy'u hiç tutmam, hiçte sevmem. Ama doğrusunu konuşmak gerekirse dün güzel maç yönetti. Vida'nın koluna çarpan topa penaltı diyen çok kişi gördüm maçtan sonra şaşırdım. Kollar arkada, topa doğru bir hareketlenme de yok. Napsın adam, kolunu mu kessin?
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
İlk yarıdaki pozisyonun penaltıyla yakından uzaktan alakası yoktu. Ancak 2.yarıdaki karambolde herşey çorbaya dönüyor, kimin eli kimin cebinde belli değil. İlk önce kale çizgisi üzerinde top Barış'ın sabit duran sol koluna çarpıyor, kasıt yok devam. Sonra kaleci Berke topa dokunuyor ve top bir daha Barış'ın koluna değiyor, hem mesafe yakın hem kol sabit gene devam. Ama 3.pozisyonda Giresunlunun vurmak istediği topta Barış'ın kolu da sanki biraz topa doğru gidiyor. Son olarak Isla'nın koluna çarpan topta birşey yok.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
Kasımpaşa'nın iptal edilen penaltısındaki ihlal çok açık. Ama bu tek taraflı bir ihlal değil. Atışın tekrar ettirilmesi gerekirken oyunun endirekt vuruşla başlatılması hakem hatası değil kural hatasıdır. Maç tekrarı bile gerektirebilir.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
Beşiktaş 30'a kadar doğru bir oyun oynadı ve kısmetli bir penaltıyla da skor avantajını kaptı. Fakat o dakikadan sonra devre sonuna kadar orta saha tamamen düştü oyundan. Galatasaray rahat rahat geldi Beşiktaş ceza alanı önüne kadar bu dakikalarda. Dönen toplar da sürekli Galatasaraylılarda kalınca bu toplarla atak tazelemeye başladılar. Ama Beşiktaş'ın en büyük şansı rakibin forvetinde Eren gibi kazara futbolcu olmuş bir arkadaşın oynamasıydı. Adamda pozisyon bilgisi sıfır. Hayır gol atmayı geçtim, ortalama beyine sahip bir futbolcu topla oynayan arkadaşlarına yaklaşır, peşine adam takar da onları rahatlatır. Bu hımbıl eli belinde bakıyor, ne bir hareketlenme ne sağa sola deplase olma. Beşiktaş oyundan koptuğu bu anlarda rakibin 10 kişi oynaması sayesinde kalesinde ciddi diyebileceğimiz bir tehlike yaşamadan devreyi atlattı. Şenol Hoca baktı ki orta saha gitti, 2.yarıya Atiba hamlesiyle başladı. Bu doğru bir hamleydi. Zira Atiba dağılan orta sahayı biraz toparlayınca Galatasaray'ın gelişleri yavaşladı. Beşiktaş'ın en büyük özelliği olan etkili kanat hücumları da bu maçta iptal oldu neredeyse. Bunda da Caner'in çok kötü bir gününde olmasının hayli etkisi vardı. Ben Beşiktaş'ı bu maç hiç beğenmedim ne yalan söyleyeyim. Tabii ki derbi galibiyetinin keyfi başkadır. Beşiktaşlılar bu gece tabii ki sevinecek, mutlu uyuyacaklar ama son maçlarda genç takviyeleriyle form tutmuş bir Beşiktaş'tan bu kadar eksik ve yaralı bir rakibe karşı daha farklı şeyler beklerdim. Galatasaray ise bunca yaşanandan sonra lige puan ve sıralama açısından değil ama kafaca noktayı koymuştur. Fiziken zaten diplerde olan bu takım bir de mental çöküşle birlikte bir daha beli doğrultamaz.
 
Onyekuru'nun penaltı pozisyonunda elle temas Necip'in darbesinden hemen sonra gerçekleşiyor. Bence penaltı olması gerekir. Cüneyt Çakır emin olamadı, darbe mi önce el mi önce diye ve sanırım risk almak istemediğinden penaltıyı iptal etti. Hakem kararlarında hiçbir zaman kasıt aramam. Öyle komplo teorileriyle filan da milletin kafasını bulandırmasın kimse. Galatasaray aleyhine bir hakem kararı olursa bir taraf "federasyon başkanı talimat verdi, infaz gerçekleşti" diyecek, tam tersi bir karar olursa da "ağladılar pazarlık yaptılar istediklerini aldılar" olacak. Yani Nasrettin Hoca ile oğlunun eşeğe kim binecek hikayesi gibi kimseyi memnun edemezsin bu ülkede. Çünkü zihniyet rabbena hep bana.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
Futbolsuz geçen ve daha az kötü olanın kazandığı bir derbide hakem ve VAR kararları ön planda olduğuna göre biz de bir iki kelam edelim.
 
1-)Beşiktaş'ın kazandığı penaltıdan önceki endirekt vuruş kararı: Doğru karar. Beşiktaşlı oyuncu kafasını eğiyor tamam ama Ozan, rakibin kafasını soktuğunu göre göre o topa ayakla girmeyecek. İlk hamleyi beyazlı oyuncu yapıyor dikkat ederseniz. Yani orada sorumluluk rakip oyuncuya yani Ozan'a geçiyor. İlk olarak Ozan hamle yapsa sonra Beşiktaşlı gelip kafasını soksa tabii ki çift vuruş olmaz.
 
2-)Eren'in penaltı beklediği pozisyon : Devam. Eren topa vuruyor, sonra da önündeki Beşiktaşlı oyuncuya çarpıyor.
 
3-)Gelelim Vida'nın el pozisyonuna. Şimdi arkadaşlar, bir oyuncunun elle oynayıp oynamadığına bakılırken kriter oyuncunun niyetidir. Bir oyuncu kolunu neden açar? Top geçmesin diye, Peki burada Vida neden top geçmesin istesin? Arkadaşı topu kendi kalesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Yani burada söz konusu pozisyonun tanımı 'beklenmeyen top'tur kural kitabında. Aniden arkadaşının ayağından gelen top yakın bir mesafeden Vida'nın koluna temas ediyor. Bu penaltı olmaz.
 
4-)Onyekuru'nun iptal edilen penaltı pozisyonu : İşte bu cidden tartışılır. Burada odak noktası Onyekuru topa kolla müdahele etmeden önce mi penaltılık müdaheleye maruz kalıyor, yoksa kolla oynadıktan sonra mı penaltılık müdaheleye maruz kalıyor? Cüneyt Çakır önce penaltıyı gördü sonra VAR'a gitti kolu gördü iptal etti. İşte bu sabaha kadar tartışılır.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
seyfi, foruma yazdı.
Cüneyt Çakır ilk yarı itibariyle hatasız. Verdiği penaltı da vermediği 2 penaltı da tartışmasız doğru kararlar. Yalnız son pozisyonda Onyekuru için kalkan bayrak yanlış gibi gördüm.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Önceki Yorumlar
HABERLER