#
#

Jipps

Çok Büyük, En Büyük, Tek Büyük [19]

Jipps, foruma yazdı.
"Evetçiler de Kafkas versiyonuyla geliyomuş" diyen dallama ne kadar cahilse sen de o ayardasın işte. Kafkas marşının atfen yazıldığı Enver'i mezardan çıkarsan ilk o Hayır'ı o basar referandumda. Ondan sonra da gider Abdülhamid'in miras isteyen torununu keser. "Kafkas marşı İzmir marşının muhalifidir" yorumunu yapmak da o dallamayla beraber senin gibi hayatında ösym hazırlık testlerinden başka kitap okumamış cahillere düşer. Ne İTC'nin kelleyi koltuğa alıp monarşiye başkaldırdığını bilirsiniz; ne Enver'i, ne Talat'ı, ne Cemal'i, ne de Abdülhamid'in istibdadını. Aslında hiç bir bok bilmezsiniz ama biriniz yandaş kanalda cebini doldurur, öbürünüz de forum köşelerinde kendisi gibi cahil adamlardan aldığı + ile bir cacık olduğunu zanneder. Yarın devran dönse ekrana sen çıkarsın, o da forum köşelerinde makarnacılardan aldığı + ile tatmin olur. İkinizin de var işte hayata tutunmak için bir nedeni.
 
Şurda diziye yapılan iki olumsuz eleştiriye tahamül göstereyemeyecek kadar sıyırmışsınız contaları. Eleştiri yöneltilenin tarihi olgular değil; kar amacı güden bir tv yapımı olduğunu, kar elde etmek için senaryoyla yapboz gibi oynadığını göremeyecek kadar körsünüz. 'Kısmetse olur'dan yarım saat önce yayınlanan bir görsel şov anasını satayım. Neyini kutsuyor, neyine kapaklanıyorsunuz? Eksilemeyenin aq.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.
Bir mala hak ettiğinden fazla değer vermek para kaybıdır. Hele bir de o mala hak etmemesine rağmen oturup cevap verdiysen daha kötü, zamanın da gitti demektir.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.

"ZükşeddiN" dedi ki;

Aga herkes süre müre demişte sabaha kadar olsa izlerim, bitmesin istiyorum.Şu yaşadığımız lanet dönemde ,Atamızın gazete köşesinde küçücük resmini dahi görsek dizide içimiz kıpır kıpır oluyor.

Yapımcılar da izleyicinin bu refleksini gördükleri için senaryoyu Atatürk eksenine doğru uzatıyorlar bana göre. Dizi kendi öz senaryosuyla istenen ilgiyi görmedi, bu çok açık ortada. 10 Kasım'da baktılar ekmek çıkıyor, hafiften dükkan açmaya karar verdiler buraya. Eşref'in ters köşe yapması falan da hep bu revize edilen senaryodan dolayı sanıyorum. Ama binanın temeli buna uygun atılmadığı için isenen verim bir türlü alınamıyor. Dizide Atatürk var mı, yok mu hala belli değil. Cevdet'in karizmasını elinden alacak bir kadro gücellemesi münkün değil bir kere. Hadi mümkün oldu diyelim, Atatürk'ü kim oynayacak şurdan sonra? Halit Ergenç'i pek beğenmem ama adamdan daha formda yerli aktör de yok ortada. Cevdet'in gölgesinde kalan bir Atatürk reyting kazandırmaz, aksine kaybettirir diziye. Bu yüzden dizinin hafif bir çıkmazda olduğu seziliyor ama senin bahsettiğin izleyicideki duygu selinden dolayı karga tulumba götürüyorlar şimdilik. Bakalım nereye kadar gidecek.
 
Bir de İzmir marşının aslı Kafkas cephesinde savaşan Enver paşa için yazılmış. Bunu da bugün öğrendim.
 
http://www.youtube.com/watch?v=owkKxqZH9bQ
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.
Filmde bazı mantık hataları yok değildi. Birincisi; özel kuvvetler harp okulu dışında sözleşmeli subay alımı yapmıyor(15 temmuz sonrası istisna). İkincisi; subay eğitim merkezinde hiç bir astsubay, subaya ya da subay adayına komutanlık yapamaz. Hiçbir subay(adayı dahi olsa), astsubaya "komutanım" çekemez. Üçüncüsü; subay, astsubay, uzman çavuş hep beraber eğitim alamaz, bunların ayrı eğitim birlikleri olur. Vs vs..
 
Gelelim esas konuya. Irak'taki Şii Türkmenler Türkiye'yi soydaş olarak görmezler. Türkiye de o insanları hiç bir zaman kendi tebaası olarak algılamaz. Yeri gelir Müslüman Yugoslav göçmenlerini, Arnavutları "akraba topluluk" ayağından vatandaşlığa alır, (Sünni)Suriyelilere her türlü imtiyazı tanır ama Iraklı Şii Türkmenler için serçe parmağını bile kıpırdatmaz. Yavuz döneminden beri süregelen olaylardan ötürü Türkiye/Osmanlı o insanlar için kan emen bir canavardır, o insanlar da Türkiye için fitneci, bozguncu, hain. Telafer bölgesinden bir Şii bulursanız Türkiye mi, yoksa İran mı diye sorun; Türkiye cevabını almanız hiç bir şekilde mümkün değil. Karşılıklı durumlar böyle malesef, hoşumuza gitse de, gitmese de.
 
Ama bunlara rağmen, Türkiye şartları düşünüldüğünde mükemmele yakın film. Yukarıda yazdıklarıma benzer mantık hatalarının 10 mislini Rambo'dan da sayarım isteyen olursa. O yüzden izlerken ben takılmadım, takılanları da anlamıyorum.
 
Film güzel, hatta çok güzel.
 
P.s. Milliyetçi biri değilim.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.

"zoban" dedi ki;

Kavafis şiiri 1904'de yazmış. 100 yılda değişen bir şey var mı, yok.
Güdenler ve güdülenler. Korkutanlar ve korkanlar.
 
***
 
Diziden fazla şikayetçi olmayalım, kaldıracaklar en sonunda.
Yoğun kitleler izleseydi çoktan tartışma sahası açılmıştı bile. Demek ki izlenmiyor.
Gelecek hafta ortalık karışacak. 9.Bölüm fragmanı onu gösteriyor.
 

Abi izlenmiyor izlenmemesine ama bunda dizinin bir türlü atılım yapamayan kalitesi etken. Oyuncu kadrosu gerçekten aşırı sönük, Cevdet'le ailesinin dışında kalan herkes figüran neredeyse. Her bölüm 1-2 sahne gözüken Yunan general de eh, kötünün iyisi. Bir de aksiyon kalitesizliği bariz gözleniyor. Bir kere yaşanan dönem işgal süreci, koca kolordular yanaşmış İzmir'e, devasa savaş gemileri demirlemiş limana ama hani, nerde? Askeri varlık sadece 3-4 üniformalı Yunan subayından ve sayıları 10'u geçmeyen er/erat'tan ibaret. Aynı durum Diriliş denilen propaganda malzemesi için de geçerli, bütün cenki esas oğlanla 3 alpi yapıyor, savaş sahnelerinde bir türlü görsel derinlik sağlanamıyor ama ilgi alanım olmadığı için eleştirmiyorum o diziyi. Varsın kendi izleyici kitlesi yapsın yorumu.
 
Şimdi bu Vatanım Sensin olayı da aynı kalibrede olunca insan ister istemez üzülüyor. Birincisi kuru propaganda değil dizi, ikincisi gerçekten yaşanmış bir süreci objektif şekilde anlatmaya çalışıyor. Ama olmuyor.
 
Ben geçen hafta diziyi izlerken küçüklüğümüzden hatırladığımız Kurtuluş dizisini açtım. O zamanlar öğretmen ödev verdiği için mecburduk izleyip konuyu sınıfta anlatmaya. O yüzden pek aklı başında izleyememişiz, bir de 10 yaşında çocuğuz, ne bilelim. İşte geçen tekrar izlerken hakkaten çok takdir ettim. Yerine göre 300, 500, 1000 atlının dört nala koşturduğu sahneler, devasa ordular, göğüs göğüse çarpışmalar, muazzam oyuncu kadrosu(neredeyse hiç figüran yok), acayip iyi iş çıkarmış Trt. Hem de 30 sene öncesinin şartlarında.
 
Şimdi bu dizinin bütçesine bakıyorum, teknolojik imkanlarına falan bakıyorum vallahi izlenmemesi hak. Biz izliyoruz ama dur bakalım nereye kadar.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.
İstenen reytingleri alamayan dizi alarm veriyor galiba, Atatürk diziye dahil ediliyormuş.
 
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turk ... rari.html#
 
Aslında bunu yapmamak için epey direndiler ama dizi istenilen patlamayı bir türlü yapamadığı için sanırım mecbur kaldılar. Çok büyük yatırım yapılmasına rağmen 3. bölüm yaşanan kıvılcım dışında reyting konusunda ileriye dönük ışık vermiyordu dizi.
 
Şimdi benim aklıma gelen 2 soru var;
 
1) Normal senaryoya dahil olmayan Atatürk karakteri diziye eklenince bütünlük ne kadar sağlanabilecek?
 
2) Dizinin esas oğlanı Cevdet bu güncelleme karşısında konumunu ne kadar koruyabilecek? Atatürk'ün, Cevdet'in gölgesinde kalması pek olası olmadığına göre diziye sonradan başrol oyuncusu monte edilecek demektir. Bu da bambaşka bir senaryo demek.
 
Geçmişte bunun gibi başlangıçta tutmayan yapımlar ne yapılırsa yapılsın iflah olmamıştı. En bilindik örnek Kurt Seyit ve Şura dizisi. Sonradan olay İstanbul'a taşındı, konu Kızıl devrimden milli mücadeleye evrildi falan ama, olmayınca olmadı.
 
Ben diziyi şimdiye kadar beğeniyordum ama şu hamleye bakılırsa reytingler pek iç açıcı değil. İnşallah bir kaç bölüm sonra patlamaz.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.

"ugur1907" dedi ki;

@ceset
dostum niye coştun bu kadar anlamadım:) 34 yaşındayım 1997 ve sonrasında samiyen deplasmanına geldiğim için o zamanları yazdım.. bursa ve kocaeli, johnssonlu 0-1 lik maçtan daha iyi tribün yaptıysa belgelerle örneklendir anca öyle inanırım:) yada ne biliyim 2004 nobrenin attığı kupa maçı, 2007 şampiyonluk sonrası geldiğimiz maç falan.. ilk aklıma gelenler.. herşeyi geçtim hiçbir bjk li diyemez gs inönüde fena tribün yaptı diye ama sor akıllarında kalan kaç tane fb deplasman tribünü vardır inönüde saysınlar tek tek:) bu yüzden dedim istanbul içi deplasmanlarda gs biraz daha aşağıdadır diye(genele yaymadım).. şuan neye göre sağlamsınız sana söyliyim kendi içinizde gayet güzel birliksiniz, bizim gibi paralı asker tayfalarla, ruh hastası bi başkanla uğraşmıyorsunuz, bölünmüyorsunuz, tek tabancasınız, şehir dışı temsilcilikleriniz iyi organize oluyor vs. ama bunlara rağmen hala iç sahada koca bir sıfırsınız mesela.. işin özeti ilk mesajda yazdığım gibi 3 tribünde istanbul içi deplasmanlarda(skorda yardım ederse) baskın çıkar genelde..

Vay anasını, o taraftan ne janti görünüyormuş meğer Galatasaray tribünü. Kırgınlık, dargınlık, zorbalık, rant, tehdit, sindirme, paralı asker bizde hiç yokmuş. Fener tribünü %30 performansla giderken bizde motor %95'i vuruyormuş.

"Türkçütayfa" dedi ki;

Fenerbahçe tribünü dışarıda olacak gs liler açısından zevksiz bir mac olacaktır karşılarında kuru kalabalık olacak ama erken gol bulursak o münferit kalabalığın sesiyle tribünde galip gelebiliriz sahada ise bu defa çok rahatım kazanacagiz

O yüzden şu yukarıdakine benzer mesajları çok sık atıyorsunuz. Zannediyorsunuz ki Galatasaray tribünü tam kadro yola çıkacak Pazar günü. Ne sizin cüzzamlı muamelesi yaptığınız AnadoluGfb'nin Galatasaray tribünündeki versiyonlarına indiğini biliyorsunuz o biletlerin, ne de sevdasına söz geçiremeyen münferitlerin çaresizce onların arkasına takılıp aynı tribüne girdiklerini. "Artık yok" dediğiniz okul açık'a sela okuyorsunuz her mesajda ama o kültürü bu ülkeye ilk getiren Sami Yen'deki kapalı-soldakilerin yıllar önce itile, kakıla tribünden atıldığını, büyük çoğunluğunun maçı televizyondan izleyeceğini bilmiyorsunuz. Ya da biliyorsunuz ama işinize gelmiyor yazmak. Galatasaray tribününü Pazar günü şapkası gökyüzüne bakarak stadınıza gelecek bilmem kaç yüz veletten ibaret görerek tatmin olacaksınız çünkü. Tıpkı FarFan renkdaşınız gibi.
 
aten bir tek siz çekiyorsunuz alemde bu cefayı, bir tek size haram tribün kültürü.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.
Yunan ordusu'nun emperyalist dolduruşla İzmir'e çıktığı doğrudur. Türkler ise emperyalist dolduruşla gelmemiştir, çünkü Osmanlı emperyalizmin uzantısı değil, ta kendisidir.
 
Yunanlıları sürekli olarak aşağılayıp, İngiliz ayakçısı olmakla suçlarken kaçırdığınız çok şey var. Türkler 5000 yıl önce Orta Asya yaylalarında koyun otlatırken Yunanlılar sizin "vatan, toprak" diyerek kutsadığınız bölgede yaşıyordu. Öyle alelade bir yaşam da değil üstelik; para basarak, deniz ticareti yaparak, sanat müzeleri inşa ederek.
 
Bütün bunlar İzmir'in Yunan malı olduğu anlamına gelmiyor elbette. Ben de İzmir'i Yunanlılar ele geçirsin, Türkler kesilsin, yok edilsin gibi saçma sapan bir sav ileri sürmüyorum. İzmir'i sahiplenmek için Türklerin ne kadar sebebi varsa, Yunanlıların da en az o kadar gerekçesi var demek istediğim. Hüküm sürdükleri dönemi baz alırsak belki çok daha fazlası.
 
İlk mesajdaki eleştirine dönmek isterdim ama şuan pek gerek görmüyorum. Taylan biraderlerin ortaya koyduğu yapım Diriliş fanlarına ne kadar uzaksa, sana da o kadar uzak çünkü.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.

"tombulşişe" dedi ki;

Dizinin son bölümünü izledim. Kurgusal faktörlerden dolayı tarihi olayları tam olarak yansıtmasını beklemiyorum ama.
İşgalci yunan ordusu dizide çok masum görünüyor halbuki izmir e çıktığında sadece ilk iki günde 10.000 bine yakın Türk'ü şehit etmiş şehri kasaba ve köyleri yağmalamış yüzlerce tecavüz olayı gerçekleştirmitir.
İzmir halkının da Şehit Gazeteci Hasan Tahsin'in ilk kurşunu atması dışında işgali kabullenmiş ve herhangi bir silahlı direniş göstermemiş gibi gösterilmesi de çok yanlış. İşgalin ertesi sabahı Urla da yunan ordusu ile çatışmalara başlanmış ilk Kuva i Milliye örgütlenmesi kurularak işgalin ilk gününden 9 Eylül 1922 ye kadar İzmir ve işgal altındaki tüm Ege bölgesinde yunan ordusuna karşı direnmiş kanın son damlasına kadar savaşmış ve binlerce şehit vermiştir.

İşgalci Yunan ordusunun masum gösterildiğini düşünmüyorum. Dizide verilen şöyle bir mesaj var; bu topraklar üzerinde Osmanlı'nın ya da Türklerin hak iddiaları neyse Rumların/Yunanlıların iddiaları da o'dur. Her iki taraf da aynı kaygılarla ve aynı gerekçelerle bu bölgenin sahibi olmak istemektedirler. Türklerdeki vatan sevgisi neyse Rumlardaki vatan sevgisi de o'dur. Türkler bu topraklara eşiktekinden beşiktekine bütün Rumları kesmek için gelmedikleri gibi, Rumlar da Türklerin alayını süngüden geçirmek için İzmir'e çıkmamışlardır. Ortada dönen, bölgeye hakim olma mücadelesidir, o da hem Türk, hem de Rum tarafında aynı gerekçelerle ve aynı yöntemlerle sağlanmıştır.
 
Türkiye'de bir çok kişi diziyi senin pencerenden ele aldığı için beğenmemekte ve eleştirmekte ancak ben buna katılmıyorum. Esas kurgu olan bu film değil; yıllarca Kara Murat ve Battalgazi filmlerinde yansıtılan, Türklerin kafatasından şarap içmek için ülke zapteden Bizans kralı mit'i.
 
Taylan kardeşler kendilerinden bekleneni yapıp ortaya güzel bir yapım çıkarmışlar bana göre. Yunan general de dahil olmak üzere dizide hiç kimse aleni kötü karakter değil. Yani bizim penceremizden bakıldığında sevimsiz olabilir ancak kendi açısından haklı ve meşru gerekçelerle savaşan bir asker sadece. Dizide vatan sevgisi sadece Türkler tarafından değil, Rumlar tarafından da ele alındığı için senaryoyu gayet objektif ve başarılı buluyorum ben. Diriliş Ertuğrul gibi tarihi gerçekliklerle bağlantısı çok zayıf olan, hatta tarihi alenen çarpıtan ve çoğunlukla siyasi propaganda yapan bir yapımla kıyaslandığında kalitesi daha iyi anlaşılıyor.
 
Türk insanı ekseriyetle Vatanım Sensin'i değil, Diriliş Ertuğrul'u beğeniyor, orası ayrı.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Jipps, foruma yazdı.
Benim görebildiğim, Kanal D'nin tüm teşvikine rağmen dizi ilk 2 bölümünde hak ettiği ilgiyi görememişti. Yalnız bu son fragman durumu baya değiştirmişe benziyor. Daha önce sağda solda anlatmama rağmen sallamayan çoğu kişi perşembe akşamnı beklemeye aldı şimdiden.
 
Bugüne kadar Selanik'in neresi olduğunu, zamanında kimlerin yaşadığını, nasıl elden çıktığını bilmeyen milyonlarca insan bu dizi sayesinde tarihi biraz olsun öğrenecektir sanıyorum. Osmanlı'nın en görkemli dönemi olmasına rağmen çöküşün de başlangıcı olan Kanuni saltanatını Muhteşem Yüzyıl'dan öğrenen toplum, Selanik'in utanç yüklü hikayesini de ancak diziden öğrenebilir. Kitap okumayan koca bir kitle için başka çare yok zaten.
 
9 Kasım 1912'de tek kurşun atmadan Yunan ordusuna teslim ettiğimiz Selanik 104. yıl önce bugün ölmüştü.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Önceki Yorumlar
HABERLER