#
#
Güney Amerika ülkelerinin bir çoğu enflasyon nedeniyle ekonomik darboğazın içine düşedursun, kıta son 5 yıl içinde 3. kez bir Copa America şenliği sunacak futbolseverlere.
14/06/2019 - 04:48
Bu kadar enflasyonla birlikte turnuvanın düzenlendiği yıl, ülke, düzenleniş sıklığı bile bu seneki turnuvayı en baştan özel kılıyor. Gitmeye niyetlenip gidememem açısından da kişisel tarihimde özel bir yeri olacak bu turnuvanın.
 
Sıklığın nedenleri
Öncesinde bir konuya açıklık getirmek gerek. O da, organizasyonun sıklığındaki gerekçe. Copa America'yı organize etmek için ülkeler Avrupa Şampiyonası ya da Dünya Kupası'ndaki gibi adaylık süreçleri geçirmiyor. 1916'dan bu yana organize edilen turnuva 1987 yılında alınan kararla kıtadaki ülkeler alfabetik sırayla ev sahipliği yapıyordu. 87'den 2011 yılına kadar bu döngü tamamlanmıştı ki, 2014'te Brezilya'nın Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak olması sıranın bozulmasına neden oldu. Gerçi, 87-2011 arasındaki ev sahipliği sırası da değişikliğe uğramıştı.
 
Geçmişten gelen bu esneklikle, 2015'te normal koşullarda ev sahibi olacak Brezilya'nın yeri sıra değişikliği talebiyle Şili'ye verildi. 2016'da uluslar arası olarak düzenlenen en eski turnuvanın 100. yıl dönümünü futbolu ABD'de yaymak isteyen futbol yöneticileri, bir istisna yaparak üstelik de 16 takımla turnuvayı Kuzey Amerika'ya vermişti. Ev sahipliği bu nedenle birazcık gecikmeyle ve muhtemelen de 30-40 yıl sonrasına dek son kez Brezilya'da oynanacak. Çünkü önümüzdeki sene Arjantin ve Kolombiya ev sahipliğinde düzenelenecek olan Copa America, 2020'den sonra 4 yılda bir organize edilmeye yani Avrupa Futbol Şampiyonası'yla eş zamanlı oynanmaya başlanacak.
 
Kupanın 1919'da Brezilya'da ilk kez yapılmış olması, o yılki kupayı Brezilya'nın kazanmış olması, bu seneki turnuvayı ev sahibi için daha fazla anlamlandıran bir başka gerekçe. 2014'te Dünya Kupası'nda alınan hezimeti hiçbir şey unutturamayacak olsa da Brezilya Milli Takımı için bu turnuva seyircisiyle arasını iyileştirmek için aracı olabilecek konumda bu turnuva. Yaşanacak bir başarısızlığın ardından, 2018'de de gelmeyen Dünya Kupası başarısıyla birlikte, mevcut jenerasyonla köprüler atılabilir taraftarlar arasında.
 
Barış çubuğu vakti
Brezilya bu ruh hali ve baskıyla başlayacak turnuvaya. Sezonun ikinci yarısına sakat başlayan Neymar tam düzelmişken bir kez daha sakatlandı. Katar ile oynanan maçta sağ bileğini kıran oyuncu kadrodan çıkartıldı.
 
 
Yerine ilk açıklanan kadroda olmaması tartışılan Willian kadroya dahil edildi. Neymar'ın yokluğunun Brezilya adına çok büyük eksik olacağını düşünenlerin aksine daha iyi olacağına inanıyorum. Dünya Kupası'nda kendisini fazlasıyla yere atmasıyla dalga konusu haline gelmişti Neymar. Sezon içinde yaşadığı sakatlık da performansını etkilemişti. Son olarak da bir kadına taciz iddiasıyla gündeme gelmişti. Bunların ışında yokluğu varlığından daha yararlı olacaktır. Takımda her ne kadar dillendirilmese de her şeyin kendisinden beklenen oyuncu olması takım içi eşit görev dağılımı imkanını ortadan kaldırıp istemsiz bir hiyerarşi yaratıyordu. Şimdi ise Coutinho, Firmino, Jesus, Richarlison forvetleriye geride Allan ve Fernandinho ikilisinin yer alacağı bir düzenle sahada yer alacak Brezilya. En azından Neymar için birini kesmek zorunda kalmanın yarattığı baskının ortadan kalkması bile Brezilya ve Tite adına rahatlatıcı olacaktır.
 
 
Kontrollü oyunu seven Tite'nin en güvendiği bölgesi Brezilya'da savunma olacak. Mevcut performansıyla aktif en iyi kaleci konumunda olan Allison'un önünde, Filipe Luis, Marquinhos, T.Silva ve Dani Alves oynayabilir. Alves'in yerinde Eder Militao'yu da izleyebiliriz. Takıma dair en büyük itirazlar, başta ben olmak üzere, tabii ki Lucas Moura'nın kadroda yer almayışına. Son 2 sezondur yükselen performansa sahip oyuncunun tarzını beğenmediği için kadroya alınmadığını açıklayan Tite, kadrodaki en yetenekli ve formdaki oyuncuya sırtını dönerek de bir risk almış durumda. Her turnuvaya şampiyonluk baskılarıyla giren Brezilya'nın Neymar'sız geçireceği turnuvada en büyük kozu maçları içeride oynayacak olması fakat eldeki jenerasyonu iyi değerlendirmek konusunda belki de en önemli sınavını verecek Tite'nin takımını ben şampiyonluğa yakın göremiyorum. O hissiyatı vermiyorlar, ne bana ne de Brezilya'daki halka.
 
Yokluğu da, varlığı da kâr etmiyor
Messi'nin dönüşüyle yine tartışmaların odağı olan Arjantin'de teknik kadroya değinmek gerek öncelikle. Efsane çalıştırıcı Cesar Luis Menotti milli takım koordinatörü olarak yer alıyor bir süredir. Takımın teknik direktörü ise Luis Scaloni. 2014'te Brezilya'da, 2015'te Şili'de, 2016'da ABD'de kaybedilen finallerin ardından 2018'de Rusya'da yaşanan hezimet yepyeni bir takım kurulmasına ön ayak oldu. Ancak kaybedilen 3 finalde ve son Dünya Kupası'nda da yer alan ve belki de bir yenilenme sürecinde milli takıma adı ilk yazılmaması gereken Messi yine milli takımda. 2016'da ABD'de kaybedilen Copa America'dan sonra takımı bıraktığını açıklamış, devlet başkanının araya girmesiyle ikna edilmiş ve Rusya'ya götürülmüştü. Başarısız olunması durumunda Rusya'dan sonra da takıma veda edebileceğinin sinyalini veren Messi'nin bu seneki turnuvada olup olmayacağı belirsizdi. Ancak Menotti ve Scaloni onu ikna etti. Sampaoli'nin yaptığı gibi Scaloni de takımı Messi etrafında kurma planında. Barcelona kulübünde oynandığını söyleyebileceğimiz bu tarz futbolu 10 günlük kısa kamplarda bir araya gelen bir takıma uygulamak ve olumlu sonuç almak çok zor. 3 büyük final kaybedip sürekli veda sinyalleri verip de takımla bir türlü vedalaşamayan Messi'bnin varlığı bence artık Arjantin'e zarar vermeye devam edecek. Otamendi, Di Maria, Agüero ve Messi dışında genç ve milli takım tecrübesi az olan oyunculardan oluşturulan kadroda Lo Celso, Lautaro Martinez ve Dybala izlemeye değecek isimler.
 
 
Uruguay aradan sıyrılabilir
2011'de şampiyon olan kadroda yer alan Muslera, Cavani ve Suarez'in saha içi önderliğinde, kenarda Oscar Tabarez'in futbol profesörlüğünde Brezilya'da bulunacak olan Uruguay, Arjantin ve Brezilya aksine daha sistematik, daha geçişken olarak uyguladığı jenerasyon değişimiyle ilk ciddi turnuvasına çıkacak. Değişen jenerasyonun milli takım ve kulüp performanslarının paralel yükselmesi de takımın genel dengesine muhakkak yansıyacaktır.
 
 
Juventus'lu Bentancur, Arsenal'li Torreira, Inter'li Vecino, Madrid'li Valverde takımlarının orta sahasını yönlendirecek isimler. Her Dünya Kupası'nda aynı golü atacak seviyede otomatik düzende oyanan Uruguay'ın sahaya estetik bir oyundan ziyade sonuca odaklı dişediş bir mücadele koyacağını söyleyelim. Zira turnuvanın en zor grubundalar. Şili ve Ekvador'u geçmek için sabırlı bir oyuna ihtiyaçları olacaktır ve bunu da başarıyla gerçekleştirmeye müsait bir takımı var. Turnuvada gönlümden geçen şampiyonun Uruguay olduğunu da belirteyim.
 
Umutsuz vaka Şili
Şili, art arda iki Copa America'yı aldıktan sonra dünya futbolu üzerindeki misyonunu tamamlamış olarak eski sempatik ama hiçbir şey yapması beklenmeyen takım kimliğine yavaş yavaş dönüyor. Güney Amerika futbol tarihine geçecek olan kıtanın en iyi kadrolarından birine 2014 ve 2015 yıllarında sahip olan takım artık başarıya doymaktan kendini oyuna veremeyen Alexis Sanchez ve Arturo Vidal'e bağlı olarak yoluna devam etmeye çalışıyor. Müzmin sakat Vargas gol yükünü çekebilecek mi merak konusu. Kolombiyalı Reinaldo Rueda'nın Honduras'ı 2010'da Dünya Kupası'na taşıması dışında büyük bir a milli takım başarısı yok. 2000'lerin başında Kolombiya genç yaş takımlarına başarılar kazandıran hocayla uzun solukla bir ilişki kurmak Şili'ye yarar. Fakat bu turnuva için en umutsuz olduğum takım, gönlümün tam orta yerinde yer alan Şili. Gruptan çıkamaması bile beni şaşrıtmaz. Medel, Isla ve Junior Fernandes'in varlıkları takımı izlemek için yegane nedenimiz olur.
 
Elenirse şaşırmam
Paraguay, kadrosunda yer alan oyunculara bakıldığında en az milli takım tecrübesi yaşamış kadro diyebiliriz. Takımın hocası Berizzo da bir o kadar tecrübesiz bu konuda. Rahmetli teknik direktör Victor Genes'in 2013 yılında Türkiye'ye getirdiği U20 takımının içinde yer alan kemik kadroyu koruyarak ilerleyişine devam ediyor.
 
 
Eski şaşası olan bir takım değiller. Takımda göze batan isimler Miguel Almiron, Derlis Gonzalez, Juan Iturbe ve her transfer sezonunda Süper Lig'den bir takımla adı geçen stoper Gustavo Gomez. Paraguay bu turnuvada büyük bir vaat vermiyor. Arjantin ve Kolombiya'nın yer aldığı gruba, Katar'la veda ederler. En iyi iki 3.'den biri olarak tur atlaması bile düşük ihtimal.
 
Kolombiya'nın aklı 2020'de
Kolombiya'dan her sene beklentisi olup da bir türlü beklediğini bulamayanlar için müjde. Bu sene de aynısı yaşanabilir. Son iki Dünya Kupası'nda da neredeyse bir sürpriz yapacakmış gibi yapan ancak bir türlü sonunu getiremeyen Kahveciler'in en büyük freni Carlos Quieroz olabilir. Yönettiği takımlara savunma yönü ağırlıklı oyunlar oynatan Queiroz, Kolombiya'yı umarım çok sıkıcı bir hale getirmez. Fakat Juan Quientero'nun çapraz bağlarını yırtarak sakatlanmasıyla yaratıcı oyuncu sayısının azalmış olması Quieroz'u en iyi bildiği şeye itebilir yine. Yerry Mina, James Rodriguez ve Juan Cuadrado'nun takımlarında fazla forma bulamaması, Falcao'nun Monaco ile, Cristian Zapata'nın Milan ile sorunlu formsuz geçen sezonu takımı mental açıdan yorgun ve turnuvaya kaygılarla hazırlanmalarına neden oldu. Takım da ve hoca da böyle turnuvalar açısından tecrübeliler. Fakat esas hedeflerinin önümüzdeki sene Arjantin ile ev sahipliklerini paylaşacakları turnuva olacaktır. Rodallega'nın ve Jhon Cordoba'nın kadroda yer almaması Kolombiya'ya karşı hissettiğim burukluğun yegane nedenidir.
 
Peru herkesi şaşırtabilir
Bu turnuvada bir kez daha en dikkatli takip edeceğim takım Arjantinli usta çalıştırıcı Ricardo Gareca'nın önderliğindeki Peru. Küçük ve fakir bir ülke fakat futbol tutkularına Rusya'da birebir şahitlik etme imkanım oldu. 1978'den 40 sonra ilk kez bir Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanan takımın taraftarları amiyane tabirle evini arabasını satıp kredi çekerek takımlarını takip etmek için Rusya'ya gelmişlerdi. 1978 ve 1982'deki kupayı yerinde izlemiş amcamın dedikleri yeterdi: ''Kupayı kazanamayacağız ama bir daha ne zaman Dünya Kupası oynarız ki?“ Peru 36 yıl sonra elde ettiği Dünya Kupası'na katılma başarısını takımı 2015'te devralan Gareca ile başladığı dönümüş sayesinde elde etti. 2015'teki kupada Brezilya'ya zorlu anlar yaşatan Peru, o turnuvayı 3. olarak bitirmişti. 2011'deki turnuvayı da 3. bitiren takımın en önemli özelliği ise bugünkü takımda da yer alan bir çok sayıda oyuncunun bu bahsettiğim 3.'lükleri elde eden takımda yer alması. Yaş ortalaması kadar milli takım tecrübesi de birbirine eşit oyunculardan kurulu bir takımı var Peru'nun. Cueva, Carillo, Ruidiaz, Yotun, Ballon bu takımın adı çok bilinmeyen ama sürükleyici oyuncuları. Tecrübeli statüsünde Farfan ve rekortmen golcü Guerrero'yu izleyeceğiz. A Grubunda yer almaları, Brezilya karşısında ne yapabileceklerini görebilmemiz açısından önemli bir veri olacak. Venezüela ve Bolivya karşısında antrenman niteliği taşıyan maçlara çıkacaklardır. Bu kupada son 4'e kalacakları kesin, kupayı alırlarsa ben şaşırmam.
 
Etkisiz elemanlar
Turnuvanın önemli takımlarına birer paragraf ayırdıktan sonra bu turnuvanın etkisiz elemanı olan Ekvador ve Venezüela'ya biraz değinmek gerekecek. Ekvador'da takımı yine bireysel olarak iyi ama bir araya geldiğinde ortaya iyi bir sonuç çıkaramayan oyunculardan kurulu. Hala biraz Valencia'lar sayesinde tanınır haldeler. Defanstaki Arturo Mina, belki tüm Süper Lig takipçilerinin Ekvador hakkında bir şeyler duymasının nedeni olacak. Venezüela'da ise bu görevi Salomon Rondon üstlenebilir. Henüz Süper Lig'de oynamasa da yolunun düşeceğinin söylenmesiyle birlikte tek bilinen dünya çapındaki bilinen nadide yıldızlarından olması onu bu konuma getiriyor. Ülkede yaşanan siyasi ve ekonomik sorunların Brezilya'ya insan göçü şeklinde yansıma ihtimali çok büyük. Maç izleme bahanesiyle, Venezüelalılar belli bir süreliğine hayatta kalabilmek için ülkeye sığınmaya çalışacaklardır. Turnuvada ise şansları çok az.
 
Japonya ve Katar mı?
10 ülkeli kıta, turnuvalarını kıta dışından davet edilen iki takımın katılımlarıyla 1993'ten bu yana 12'şer takımla oynuyor. Bu turnuvada da Japonya ve Katar davet edilen iki takım. Japonya 1999'da da bu turnuvaya katılmıştı. Ancak Katar tarihinde ilk kez bu turnuvaya katılıyor. Son olarak Asya Kupası'nı kazandılar. Brezilya'da bu turnuvada yer alacak olmalarının nedeni tabii ki bu değil. 2022 Dünya Kupası'nın ev sahibi olan Katar'ın bu turnuvada yer almasının nedeni kuvvetle muhtemel ülkelerinde futbolu sevdirmek. Ancak Arjantin, Kolombiya ve Paraguay'lı grupta yer almaları, çoktan futboldan soğutmuştur herkesi. Japonya is Katar gibi en iddialı kadrosuyla gelmektense 20 Yaş Altı milli takımıyla Brezilya'da yer alacak. İddialarının olmadığını söylemek ve beklenti içine girmemek gerek. Ülkelerarası olan sıkı bağ nedeniyle Japonya maçlarında tribünlerin dolu ve Brezilya bayraklarıyla dolu görebiliriz.
 
Şahsen şampiyon olmasını istediğim takım, Uruguay. Peru ise şampiyon olması halinde bir Hırvatistan etkisi yaratabilir. Brezilya'dan hayalkırıklığı bekliyorum. Arjantin'dense hiçbir beklentim yok.
 
Volkan Ağır
@volkan_agir
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Mate 30 Pro ile lanse edilecek Huawei Mate 30, önemli bir detay veren sızıntı ile gündemde bulunuyor. Telefon...