#
#
Brezilya'nın efsane futbolcusu Pele, 1950’de Brezilya’nın Uruguay’a finalde yenilmesi, babasının gözyaşları ve Seleçao’nın 2014’teki kazanma şansı üzerine konuştu.
31/05/2014 - 12:11
Pele hakkında söylenmemiş çok az cümle vardır. 73 yaşındaki Brezilyalı, 3 tane Dünya Kupası ve kendi adına madalyalar kazanmış yaşayan bir efsane. Ülkesinin futbolun en büyük olayını ağırlamasına sayılı günler kala, tüm zamanların en mükemmel oyuncuları tarafından övülen Pele, 1950 Dünya Kupası’na dair anılarını paylaştı. 
 
FIFA Dünya Kupası’nın 64 yıl sonra Brezilya’ya dönmesine sayılı gün kaldı. Hem acı hem de tatlı 1950 senesindeki en parlak anınız hangisiydi?
Birçok büyük futbol anım var ama bunların arasında en büyüğü Brezilya’nın o sene Dünya Kupası’nı kaybetmiş olmasıydı. Bu yenilgi yüzünden hayatımda ilk defa babamı ağlarken görmüştüm. 9 ya da 10 yaşındaydım ve onu gözyaşları içinde radyonun yanında otururken gördüğümü hatırlıyorum. 2Neden ağlıyorsun baba?’ diye sormuştum. O da bana ‘Brezilya Dünya Kupası’nı kaybetti’ demişti. 1950’den zihnime bu görüntü kazındı. Yine de Tanrı bana çok iyi davrandı çünkü 8 sene sonra İsviçre’de Dünya Kupası’nı kazanan takımdaydım. 4 kere Dünya Kupası’nda oynadım, 1970’teki dahil 3’ünde kupayı kazandık. Rahatlıkla söyleyebilirim ki Tanrı bana o her şeyi geri verdi. 
 
Babanızı bu sebeple ağlarken görmenin kariyerinize direkt olarak etkisi olduğundan bahsettiniz. Bu konuda başka ne diyebilirsiniz?
Babam da bir futbolcuydu ve o gün takım arkadaşlarının çocuklarından 3-4 tanesiyle birlikteydim. O zamanlar TV yoktu ve onları maçı radyodan dinlemek için davet etmişti. Biz küçükler de caddede oynamaya çıkmıştık. Etrafta çok fazla insan olduğunu ve ortalığın çok hareketli olduğunu hatırlıyorum. Sonra her şey aniden çok sessizleşti. Neler olduğunu öğrenmek için içeri girdim. Babam ağlıyordu ve bana kaybettiğimizi söyledi. Ona şakayla karışık şunları söylediğimi hatırlıyorum: ‘Ağlama baba. Senin için Dünya Kupası’nı kazanacağım’. Aklıma bundan başka söyleyecek bir şey gelmemişti ama 8 yıl sonra milli takımdaydım ve kupayı kazanmıştık. 
 
Uruguay’a yenilmek ülkeyi nasıl etkilemişti?
Henüz küçük bir çocuktum ve ilk defa o kadar insanı çökmüş ve ağlarken görmüştüm. 2-3 kişinin kalp krizinden hayatını kaybettiğini bile duymuştum. Çok gençtim ama yaşanan o büyük üzüntüyü hatırlıyorum. Böyle bir şeyi unutamazsınız. 
 
Daha erken doğmuş ve o seneki Dünya Kupası’nda oynamış olsaydınız, ‘Maracanazo’ (Uruguay’a mağlup olunan maça verilen isim, ‘Ulusal Trajedi’) yine de gerçekleşir miydi?
(Gülüyor) Güzel bir soru. Şüphesiz ki aileniz ve ülkeniz için en iyisini istersiniz. Eğer seçme şansım olsaydı Tanrı’dan Brezilya’ya yardım etmek ve bu olayın gerçekleşmesini engellemek için daha erken doğmayı dilerdim. 
 
Moacir Barbosa, Brezilya’nın o dönemdeki kalecisi, Alcides Ghiggia’nın golünü yediği için fazlaca eleştirilmişti. Hatırlıyor musunuz?
O gol için insanların onu çarmıha gerdiğini söylediği röportajları hatırlıyorum. Demişti ki: ‘Ulusal birçok maça çıktım ve finale kadar yükseldik, bütün kurtarışlarım için bana teşekkür ettiler. Ama şimdi bir gol için beni suçluyorlar’. Bunun için çok üzgün hissetmiştim ama hayat böyle bir şey. Malesef, taraftarlar çok duygusal olabiliyor ve tek istedikleri kazanmak. Bazen kaybettiğiniz için eleştirilirsiniz. Bunun olayı budur. 
 
O sene babanızın ağlamasına sebep olan Ghiggia, Brezilya 2014 Son Kura’sında da vardı. Onunla tekrar karşılaşmak nasıl bir histi?
Kuradan önce onu 2 ya da üç kere görmüştüm. Tabi ki o maçtan ve o güngü hikayelerimizden bahsettik. Hatta bana ne kendinin ne de takım arkadaşlarının takımımızı yeneceklerine insanmadığını söyledi. Brezilya en iyi takımdı ve maçlarını kolayca yenebilirlerdi. Bana şunu dedi: ‘Bizim için bir mucizeydi. Bunu beklemiyorduk’. Ve doğruyu söylemek gerekirse biz Brezilyalılar da beklemiyorduk. 
 
8 yıl sonra Dünya Kupası’ı bizzat kazandınız. Bununla ilgili anılarınız neler?
O başka bir sürprizdi. Santos ve vasco da Gama oyuncularından oluşan takımla Rio’da turnuvada oynadığımızda 15 yaşındaydım. Maracana’da birkaç uluslararası maç oynamıştık ve beni seçmeye karar verdiler. Hiç beklemiyordum. Sadece ben değil kimse beklemiyordu. 
 
1958’de kazandığınız ilk şampiyonlukla 1970’de kazandığınız son şampiyonluğu karşılaştırmanız gerekse neler derdiniz?
Bu benim için cevaplaması zor bir soru değil. 4 Dünya Kupası tecrübem oldu ve 3’ünde kazanma şansı elde ettik. Herkes bana ’17 yaşında Dünya Kupası’nda olmak zor muydu?’ diye sorar ama dürüst olmam gerekirse istediğim tek şey takımda olmaktı. Rüya gibiydi. Kazandık ama omuzlarımda o kadar yük yoktu. 1970’te ben zirvedeydim. Harika bir takımımız vardı ve benim son Dünya Kupası tecrübemdi. Ama onu ilkiyle karşılaştıracak olursam, tecrübesiz olmamdan dolayı Meksika en zoruydu. Muhteşem bir takımımız vardı ve herkes kazanmamızı bekliyordu, bu beni çok korkutmuştu. Çok baskı altında ve çok gergindim. Belki insanlar hatırlamaz ama Brezilya’daki politik ortam iyi değildi ve kupayı kazanmamız gerektiğini hissediyorduk. Fark buydu. Tanrı’ya şükür bunu yapabildik. 
 
Zaman hızlı geçiyor değil mi?
İnanılmaz bir şey ama beni en çok hayran olduğum şey medyanın geçirdiği değişim ve gelişim. 1958’de TV veya yeni teknolojiler yoktu. Babamı arayıp Dünya Kupası’nı kazandığımızı söylemek istediğimi hatırlıyorum, bunu yapmak içiç İsviçre’de bir tren istasyonuna gitmek zorunda kalmıştık. Babama ‘Baba Dünya Kupası’nı kazandık’ dedim. O da bana ‘Göremedim ama dinledim’ demişti. Bugün oyuncular gol atıp kameralara öpücük gönderebiliyor. Bu çok büyük bir şans. Biz bunu yapamıyorduk, gördüğüm en büyük fark bu. 
 
1970’teki turnuvanın üzerinden çok zaman geçti. Dönüp izlediğiniz oluyor mu?
Bazen, evet. İzliyorum çünkü çok fazla video ve TV programı var gösteren. Size bir itirafta bulunayım, eğer dikkat etmezsem ağlamaya başlıyorum. O oyuncuları ve etrafımda tesahürat yapan o insanları gördüğümde çok duygulanıyorum. Ben duygusal bir adamım!
 
Çocuklarınızın sizi ağlarken görmesini ve 1950’de babanızı ağlarken gördüğünüzdeki gibi hissetmelerini istemediğinizi söylemiştiniz. Bu turnuvanın Ghiggia’sı kim olur sizce? Lionel Messi ya da belki Luis Suarez?
Üzgünüm ama umarım kimse çıkıp 1950’de Ghiggia’nın yaptığını yapmaz. Hepimizin görmek istediği şey Brezilya’nın güzel bir Dünya Kupası geçirmesi, finale ulaşması ve mümkünse kupayı kazanması. 1950’de olanları hatırlamak istemiyorum. Zaferin mümkün olduğuna inanmak zorundayım çünkü asla bilemezsiniz. Futbol sürprizlerle dolu büyük bir kutu ve en iyi takım her zaman kazanmaz. 1982’ye bakın. Brezilya takımı en iyi takımdı ve İtalya’ya karşı kaybedip elendik. Brezilya’da maçların nasıl geçeceğini düşünmek istemiyorum. Pozitif olup Brezilya’nın kazanacağını düşünmek istiyorum sadece. İnanmak istediğim bu. 
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
LG Display, Ultra High Definition (UHD) çözünürlüğüne sahip 77 inç şeffaf ve bükülebilir...