#
#
FUTBOL KÜLTÜRÜ
5 Ekim 1988’de Galatasaray, Rapid Wien’i ağırlıyordu. Osmanlı’nın iki kere kapısından döndüğü güzeller güzeli şehirde avantajlı bir skor alan Aslan, turu hedefliyordu. Ali Sami Yen’de Cimbom’a 1-0 yetiyordu.
05/10/2016 - 14:32
Bir önceki ay her şey bitmiş gibi gözükürken sahne alıp skoru 2-1’e getiren Büyük Savaş’ı yanında oturtan Mustafa Denizli, kendinden emin gözüküyordu. Bülent Korkmaz, sonradan Hırvatistan’ın hocası olan Zlatko Kranjcar’ı sahadan silerken, Simoviç’in formu parmak ısırtıyordu.
 
İkinci devreye kadar beklemişti Ali Sami Yen’de bayram havası yaşatan taraftar. Prekazi’nin pasında kendisini tutan 1.90’lık Peci’den evvel topa kafayı yapıştıran Tanju perdeyi açmıştı. Kaptan Cüneyt tüm Türkiye’yi oh çektiren vuruşa imza atmış, fark ikiye çıkmıştı. Kalan dakikalarda Cimbom’un file bekçisi Simo, bilmem kaçıncı kez kalede panter kesilince tur Galatasaray’ın olmuştu.
 
Maçı yöneten İngilizlerin dünyaca ünlü hakemi George Courtney, vermediği kararlarla Avusturyalıların tepkisini çekerken, her Avrupa sınavında düdük çalanları kalaylamaya alışık Türk basınının sevgilisi oluyordu. Gözbebeğimiz Collina ile tanışmamıza daha yıllar vardı. O yüzden alışık olmadığımız tarzda yönetime pek seviniyorduk. Hattâ büyük usta İslam Çupi yazısında şu satırlara yer veriyordu:
 
“Dün Ali Sami Yen’de çapı, dünya çağını aşmış bir hakem seyrettik; İngiliz Courtney.
 
Oyun 1-0 Galatasaray’ın lehinde iken Rapid’in bariz penaltısını düdüklemedi.
 
O an içimden sordum... “Acaba Alp Yalman, Faruk Süren ve Ergun Gürsoy hangi taburelerde oturuyorlar” diye...
 
Çünkü yıllar yılı bu kupalar her oynandığında Avrupa’da saatlerle birlikte hakemler de ayarlanır(!)...
 
Yıllardan beri bu konuda yediğimiz kazıklara “artık yeter” deyip bu üç silahşörler ve topşörler Avrupa’da bir “hakemleri akort etme” atölyesi açmışlarsa, helal olsun...”
 
Nazarımda maçın önemine gelince... Ben o zamanlar Avusturya Lisesi’nde okuyordum. Okula yeni girmiş, ufacık bir çocuktum. Ertesi sabah okula gittiğimizde ne göreyim, dev bir Galatasaray bayrağı. Altından geçerek sınıflara gidebiliyorduk.
 
Sekizde başlardı ilk ders. Fakat bahçede kalmıştık arkadaşlarla. Bir de ne görelim, bizim Avusturyalı hocalar da o kapıdan giriyor. Büyüklerimiz anlaşmışlar müstahdemlerle, hocalar her zaman girdikleri kapıdan okula giremiyor, öğrencilerin girişini kullanıyor.
 
Omuzlarda dolaştırılanlar, Galatasaray atkısı, ipi armağan edilenler... Sonra öğrenmiştik bazı öğretmenler iddiaya girmiş ve kaybetmiş de... Birkaç Avusturyalı dışında hepsi seve seve omuzlarda taşınmış, bayrağı öpmüş, tezahürata katılmıştı.
 
Düşünüyorum, aradan 28 yıl geçmiş. Şaka gibi...
 
Ali Murat Hamarat
https://twitter.com/Alimhamarat
 
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Türk Telekom ve LG iş birliğiyle operatör markalı Stylus 3, fiyat/performans ürünü olmayı...