#
#
"Zambiya'da halkın tercümanıydı Bwalya. Giyecek ceketleri olsa, onu görünce düğmesini iliklerlerdi..."
27/11/2012 - 20:47

Bir kıta düşünün. Var olmak için bir şans tanınmamış. ''Beyaz adamlar'' üşüşmüş içine. Önce özgürlüklerini, sonra madenlerini, topraklarını sömürmüş... Yetinmeyi bilmez adamlarmış bunlar. Dünyaya gözünüzü açar açmaz, zaten sizde bıraktıkları son şeyi, umudunuzu da sömürmüşler. Güzel adamlar da varmış tabi. Beyaz adamlara rest çekercesine bir umut sahibi olanlar. Ellerinde kalan son şey için, meşin yuvarlağı umudu için tekmeleyenler de varmış. Kader bile bir almadan, bir vermezmiş bu benzi gibi talihi de kara adamlara. Lâkin içlerinden bir tanesi varmış. Küçük umutların gölgesindeki büyük adam oluvermiş: Kalusha Bwalya.

Bwalya, bir çok Afrikalı futbolcuyla aynı umuda sahipti. Avrupa'ya gidecek, döndüğünde ise, tıpkı bir baba işinden evine dönerken nasıl küçük bir çikolatayla mutlu ediyorsa evladını, öyle mutlu edecekti ülkesi Zambiya'yı. Çünkü o da farkındaydı. Koskoca kıtada mutlu olunabilecek çok şey vardı, ama ellerinden alınmıştı. Kurtuluş yolu da basitti: meşin yuvarlak. Nitekim Cercle Brugge'ün yolunu tutan Bwalya, Avrupa kariyerine de gayet iyi başlar. İlk sezonunda takımının en golcü oyuncusu olurken, taraftarlar tarafından da yılın futbolcusu seçilir. Burada çıktığı 95 maçta 30 gol kaydeden Bwalya Hollanda'nın büyük takımlarından Feyenoord tarafından transfer edilir., Bwalya'nın bir sonraki durağı kırmızı beyazlı kulüp olur. Hücumda gerçekten çok etkilidir, üstelik fizik gücü Hollanda Ligi gibi tekniğe dayalı bir lig için fazlasıyla iyidir. İkinci sezonuyla birlikte üst üste 2 sezon Eredivisie şampiyonluğu kazanır. Burada çıktığı 101 maçta 25 gol atarken, otoritelerden tam not alır. Hollanda yılları, hüzün yıllarıdır aslında*. Ardından ayrılma vakti gelir. Club America onun son ciddi durağı olacaktır. Buradaki 88 maçında 21 gol atar ve yavaş yavaş emeklilik zamanı gelir. Ayrıldıktan sonra sırasıyla oynadığı; Necaxa, Leon, Irapuato, Veracruz, Correcaminos Zambiya tarihinin en iyi futbolcusu için sadece kısa maceralardan ibarettir. Fakat, ülkesinde anıldığı şekilde Büyük Bwalya'yı özel yapan zaten kulüp kariyeri değildir. Futbol tarihinin gördüğü en güzel hikâyelerden birinin baş kahramanıdır o. 

Zambiya, Afrika'nın kaderi çok önceden yazılmış ülkelerinden biridir. Fakat kader ağlarını örmektedir onun için. Yokluğun ölüme çıkardığı davetiye, bu kara talihli ülkenin dirilişi olacaktır. 

27 Nisan 1993'te, Dünya Kupası elemeleri vesilesiyle Senegal'e uçan Zambiya Milli Takımı, bir ülke dolusu ümidi de yanlarına alarak çıkmıştı yolculuğuna. Fakat yanlış giden bir şeyler vardı. Ülke, tüm uyarılara rağmen sahip olduğu en büyük hazineyi bile bile ölüme gönderiyordu. Ucuz olması planlanılarak eski bir askeri uçak seçilmişti. Bu, yıllar boyunca sömürülen bu halkın gördüğü en büyük acımasızlıktı aslında. Tek kurtuluş yolu futboldu bu insanlar için. Onların umudunu taşıyan uçak bu mu olacaktı? Oluyordu işte. Üstelik korkulan da olacaktı. Bir kağıt uçaktan hallice olan bu şey, Gabon sınırlarında bulunan Libreville şehrinde çakılacaktı. En masum dualarla birlikte en mütevazı umutları omuzlarında taşıyan 18 güzel adam, oracıkta son nefeslerini verecekti. Üstelik, cenazeleri de bu sefer paraya kıyılarak sağlam bir uçakla taşınacaktı! Böyle bir acımasızlığın özrü, olayı unutturamayacaktı elbette. Ülkede yas ilan edilmiş, sömürülmeye alışmış bir dolu insan ilk kez gerçekten sahiplik hissettikleri tek şeyin yok olup gidişine tanıklık ediyordu. Fakat, büyük bir adam vardı. O gün uçakta olmayan, Feyenoord'da oynayan ve Hollanda'dan bineceği bir uçakla önce ülkesine ardından takım arkadaşlarının yanına geçmeyi planlayan Kalusha Bwalya'yı bekleyen tablo içler acısıydı. Geriye sadece o kalmıştı. Kader, o daha boşa kaçamadan atmıştı ona pasını. Küçük umutların gölgesinde artık bu adam vardı, önünde de büyük bir görev. 

Kader, daima büyük adamları seçer. Yaşanılanlar hiçbir zaman bir tesadüften ibaret olmaz. Bwalya'nınki de aynen böyle olacaktı. 2003-06' yılları arasında Zambiya Milli Takım teknik direktörlüğünü yapan Bwalya, 2008 yılında da futbol fedarasyonunun başına geçti. Zambiya'da halkın tercümanıydı Bwalya. Giyecek ceketleri olsa, onu görünce düğmesini iliklerlerdi. Üstelik kaderin seçtiği bu büyük adam için kuru topraklarda umudu yeşertebilecek bir zamandı artık. 2011 Afrika Uluslar Kupası, tam 18 arkadaşının toprağa karıştığı yer olan Libreville, turnuvanın finalinin oynanacağı şehirdi. Eğer kader bir tesadüfler zincirinden ibaretse, bu en güzel tesadüf olmaz mıydı? Bunun farkındalardı. Turnuvada finale kadar yürüyen takım, finalde Fildişi Sahilleri'yle karşılaşacaktı. Maçtan önce tam da kazanın olduğu yere gidilmiş, birkaç çelenkle birlikte selam da durulmuştu o güzel adamlara. Maç ise tam bir gerginlik patlamasıydı. Zaten ömrü sokakta geçen Zambiya halkı sokaklara dökülmeye yer ararken, gözü kör olası futbol, uzadıkça uzuyordu.. 120 dakikanın ardından penaltı vuruşlarına gelinmişti. Gervinho'nun kaçırdığı penaltının ardından, Sunzu topu sadece filelere değil, makus kaderlerinin tam kalbine gönderiyordu! Zambiya, tam 18 yıl önce toprağa gömdüğü umutlarını, aynı topraktan çıkarıyordu. Koca Bwalya nasıl hakim olabilirdi göz yaşlarına? Az önce izlediği futbola, insanlar nasıl olur da oyun derdi! Düpedüz hayatın ta kendisiydi futbol.

Zambiya ve Bwalya bir ders vermişti o gün. Paha biçilebilecek her şey sömürülebilirdi, fakat bir topluluğu hayata bağlayan umudunu elinden almak imkansızdı. Kazanmak için çok paraya da ihtiyaç yoktu zaten. Koca bir adam, bir ülkenin kaderini tayin etmek için yola çıkarken cebinde ve yüreğinde bir kaç parça umut kalmıştı sadece. Fakat onun sahip olduğu şey, güzel ellerde bir destana dönüşebilirdi. Zambiya Destanı'ydı bu. Yokluğun ölüme, umudun dirilişe dönüşünün destanı.

Şahin Ateş
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Son dönemde en çok konuşulan konuların başında Deepfake teknolojisi geliyor. Peki nedir bu teknoloji?...