#
#
FUTBOL KÜLTÜRÜ
Soyunma odasında kavgalar, Manuel Almunia ve William Gallas arasındaki bağrışmalar… Huysuz çocuklar gibiydiler.
02/12/2017 - 22:05
William Gallas’ın takım kaptanı olması çok problemliydi. Onun kaptan olduğunu gazetelerden öğrenmiştik ve hepimiz şaşırmıştık. Önceki sezon antrenmanlara geç gelirdi, geldiğinde de izin bile almadan sahayı terkederdi. Bu terfiyle belli ki Arsene Wenger onun sorumluluk duygusunu arttırmak istiyordu. Başlarda bunu başarıyor gibiydi, tabi Gallas sinirlerine hakim olamayana kadar…
 
Şubatta Birmingham ile deplasmanda oynayacaktık ve Arsene beni tekrar kaleden kesmişti. Aşağı kattaki konferans odasında patron beni aforoz etmesiyle ilgili bilgilendirdi: “Jens, iyi oynadığını ve formda olduğunu biliyorum Ancak Manuel Almunia’ya bir şans vermeliyim ve sen de vermelisin.”
 
Hata yapıyordu. Şampiyonluğa giden son düzlükte tecrübeye ihtiyaç vardı ve Manuel bu seviyedeki ilk sezonunu oynuyordu. Bu seviyelere çok geç çıkınca bir oyuncu, büyük maçlarda takıma liderlik yapamıyordu. Sadece kendine odaklanıyordu. Bu da takıma zor durumlarda yardımcı olmuyordu.
  
Wenger tartışmayı şu sözlerle bitirmişti: “Eğer kötü oynarsa, tekrar takımdasın” Sonrasında özel şeyler ve geleceğim hakkında konuştuk. Böyle iletişim kuruyorduk. Tartışabilirdik ama sadece profesyonel seviyede. Konu futboldan başka şeylere döndüğü an, sohbet rahatlatıcı ve düzenli oluyordu.
 
Ertesi günkü maçta, daha maç başlayalı bir kaç dakika olmuştu ve Birmingham stoperi Martin Taylor, sert bir müdahaleyle Eduardo da Silva’nın bileğini kırmıştı. Hepimiz şok olmuştuk. Bitime yakın 2-1 öndeydik. Gael Clichy kendi bölgesinde bir topa geç kalmıştı. Rakip topu kaptı ve ardından yerde kaldı. Karar penaltıydı ve kaptan Gallas’ın harekete geçme vaktiydi. O pozisyonda her savunmacının yapması gereken, penaltının kaçma ihtimalini düşünerek bölgeye yakın durmaktır. Ama Gallas takımını terketti ve orta saha çizgisine doğru gitti. Giderken sinirliydi ve reklam panolarını tekmeliyordu.
 
Maç 2-2 beraber bitti. Maçtan sonra Gallas sahayı terketmeyi reddetiyordu. Orta sahada huysuz çocuklar gibi somurtarak oturuyordu. Menajerin gelip onu kaldırması gerekti.  Soyunma odasında Gallas, Gilberto ile tartışmaya başladı. Onu kart görmek için aptalca hareketler yapmasıyla suçluyordu. Sonuç olarak sezonu Manchester United’dan 4 puan geride 3. bitirdik. Oysa mart ayında 6 puan öndeydik.
 
Ayrıca bir meslektaşımın iki yüzlülüğü ile uğraşmak zorunda kalmıştım. Almunia ile. Arsenal kalesini korumak için sert bir mücadeleye girdiğim kişiyle yani. Başlangıçtan beri onunla ilişkimiz rekabet üzerineydi. İkimiz de oynamak istiyorduk. Belki de 27 yaşında olduğu için 35 yaşında birini rahat bir şekilde kesebileceğini düşünüyordu. Sürekli beraber antrenman yapıyorduk. 3. Kaleci ortayı açıyordu Almunia hücum oyuncusunu oynuyordu ben ise kaledeydim. Yani 1 numaraydım.
 
Almunia sürekli onu çok zorladığım hakkında söyleniyordu. Ben ikili mücadelelerde vücudumu sert kullanırım. O da buna karşılık olarak bana şut çekerken topa parmaklarımı kırabilme umuduyla çok sert vuruyordu.
 
Birgün antrenmanda yan topa çıktım. Nicklas Bendtner dirseğini kullanmıştı ve açıkça görülüyordu. Top ağlarla buluştu ama antrenör faul olduğunu söyledi ve serbest vuruş verdi. Almunia kenardan bağırıyordu. “Bunun nesi faul? Bariz gol!”
 
Maç bitiminde yanına gittim ve “Benle ilgili bir pozisyon olduğunda arkadan bağırmak sana düşmez” dedim. O an bütün öfkesi ortaya çıktı. “Ne istiyorsun p*ç? Ne diyorsun? Neden beni küçük düşürüyorsun?” diye bağırıyordu. Tabi ki ben de ateşe ateşle karşılık verdim. “O s*kik çeneni kapa p*ç!”
 
Sonra antrenörler ve diğer oyuncular tartışmamızı farketti. O bana vurmaya çalışıyordu ancak diğerleri onu engelliyordu. Ben tabi ki kontrolü kaybetmesini istiyordum. Ama maalesef onu sakinleştirdiler.
 
Bu yüzleşmemize rağmen onunla olan ilişkim her zaman kötü değildi. Saha dışında sohbet ederdik. İspanya’da çok farklı bir durumdaymış. Tartışmasız bir numaralı kaleciydi ve arkasındaki kaleci ona daima destek olurmuş. Sonra çok farklı bir mantalitede; oynamak isteyen, başkalarının hatalarından faydalanmaktan çekinmeyen alman bir kaleci gelmiş.
 
Almunia ile olan rekabetim boyunca her sabah uyandığımda aynı şeyi düşündüm. Bugün antrenmanda çok iyi olmalıyım ve diğer herifi ezip geçmeliyim.
 
İşte bu yüzden -en azından sahada- kaleciler arasında düzgün arkadaşlıklar olamaz. Diğer bölgedeki oyuncular arasında bu olmaz çünkü, her oyuncu belli görevlerde uzmanlaşmıştır ve birden fazla defans birden fazla orta saha oyuncusu oynar. Ama kalede yalnızca bir kişi vardır.
  
Kaynak: Jens Lehmann otobiyografisi (The madness is on the pitch)
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Detroit Otomobil Fuarı’nda sahne alacak olan 2019 Chevrolet Silverado, eksik parçalarının tamamlanmasıyla...