#
#
Milli Takım şu anki mevcut yapısıyla Türk toplumuyla olan iletişimini kaybetmiş durumda. Kendi organizasyonel yapısında bile müthiş bir iletişimsizlik silsilesi hakimken, milli takımın topluma temas edebilmesi zaten çok güç. Futbolseverler dışarıdan bir reality show'a özgü olayları ve krizleri izler gibi takip ediyorlar artık Milli Takımı.
08/06/2017 - 04:33
Türkiye gibi mikro milliyetçiliğin yoğun bir şekilde yaşandığı ülkelerde ülke milli takımına atfedilen önem normalden hep fazla olmuştur. O yüzden Milli Takım üzerinde dönen bir tartışma da normalinden fazla bir etkiyle ses getirebiliyor. Yoğun bir milli misyonun yüklendiği bir takımla ilintili 'prim muhabbetleri' bu yüzden toplum algısında oldukça abesle iştigal bir durum olarak karşılanmakta ve şu an yaşadığımız boyutta bir kriz için bir mühim bir neden oluşturmakta.
 
Milli Takımın Türk toplumunun milli bilincinde yoğun bir etkisi olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ülkenin yakın tarihini incelediğimizde, çok kutuplu bir toplumun ortak bir payda etrafında kolayca biraraya gelebildiği ve toplumun ekseriyetinin ortak bir mutluluk atmosferinine kapıldığı dönemlerin mühim kısmının futbol ve Milli Takım sayesinde olduğunu görebiliriz. Milli Takımın başarısızlık durumuna göre, zaman zaman toplumun takıma olan ilgisi azalsa da bugün çok farklı bir durumla karşı karşıyayız. Milli Takım artık insanlar tarafından sevilmiyor ve artık bir antipati nesnesine dönüşüyor. Türkiye'de genelde başarıya endeksli bir futbol atmosferi olsa da, Milli Takım her daim ilgi gören ve kitleleri heyecanlandırabilen bir kurum olarak bilinen yapıdaydı toplumda. Artık tam tersi bir hava esiyor ve bu belki bir ilk. Önlem alınmazsa Milli Takım karşıtı bir tutuma kadar evriliyor bu dalga, her yeni kriz de bu ateşi körüklüyor. 
 
Milli Takım şu anki mevcut yapısıyla Türk toplumuyla olan iletişimini yitirmiş durumda. Kendi organizasyonel yapısında bile müthiş bir iletişimsizlik silsilesi hakimken milli takımın topluma temas edebilmesi zaten çok güç. O yüzden futbol dışında her şeyin konuşulduğu bir mecra artık orası. Futbolseverler dışarıdan bir reality show'a özgü olayları ve krizleri izler gibi takip ediyorlar artık Milli Takımı.
 
http://hm.cdn.md/img/haberbuyuk/e/emremor-cengiz-enes-2703-aa.jpg
 
İletişim eksikliği probleminin Milli Takımı ve ülke futbolunu ne hale getirdiğini ayan beyan izliyoruz. Bu noktaya nasıl geldiğimizi anlamak için kaseti başara saralım.
 
2016 Avrupa şampiyonası... Dünyanın hali hazırda en iyi iki futbolcusundan birisi olan Portekizli Cristiano Ronaldo'nun final maçı öncesi sakatlandığı için hırsından ağladığı bu turnuvada, Türk Milli Takım kaptanı İspanya maçında tribünlerden tepki gördüğü için maça eli belinde devam edecekti. Milli Takımın son maçı olan Çek Cumhuriyeti maçından sonra kaptan Arda Turan bir açıklama yaparak kendisine yanlış yapanlardan 'hesap soracağını' belirtiyordu. Kamuoyu, Milli Takım kaptanının bu açıklamasıyla kimi hedef aldığını, ne tür bir hesap soracağını öğrenemedi o dönemde. Hiçbir Milli Takım yetkilisi de Arda'ya neyi kastettiğini sormadı ve kamuoyunu bilgilendirme eğiliminde olmadı. Kamuoyu düne kadar Arda'nın vaadini yerine getirmesini bekledi. 
 
http://www.futkolik.com/wp-content/uploads/2016/05/T%C3%BCrkiye-Milli-Tak%C4%B1m%C4%B1-4.jpg
 
Milli Takım Euro 2016'da o kadar silik bir performans göstermişti ki, futbol konuşmak dışında her türlü krize gebe bir ortam vardı. Krizin patlak vermesi de çok zaman almayacaktı. İddialara göre, Burak Yılmaz'ın dağıtılan primlerden pay almaması sonrası, Arda'nın Fatih Terim'e yapmış olduğu çıkış üslup bakımından Terim'i rahatsız etmişti. Sonrasında konu bir kısım futbolcuların kadro dışı bırakılmasına kadar gidecek, ardından (güya) Emre Belözoğlu araya girerek bu oyuncuların tekrardan Milli Takım'a dönmesini sağlayacaktı. Terim o kadar gönülsüz geri çağırmıştı ki bu futbolcuları, daha ilk basın toplantısında 'ben çağırmadım' diye alt perdeden mesajını iletiyordu. Prim krizinde adı geçen futbolcular ise, primi söz konusu yapmadıklarını belirtirken, Terim onları yalanlıyor, bazı 'primci futbolcuların' toplumdan özür dilemeleri gerektiğini ifade ediyordu. Yılların ustası Terim nihayetinde Türk toplumunun 'prim peşinde koşan' Mili Takım futbolcusuna hangi gözle bakacağını elbette iyi biliyordu. Hoca futbolcuları kamuoyuna yem etmiş, futbolcular hocaya karşı cephe oluşturmuşlardı.
 
Prim krizinin baş aktörlerinden Arda, konuyu gündeme getiren gazetecilerin 'aile şerefine' leke sürdüğünü iddia edip konuyu kan davasına dönüştürürken, bir yıl içinde meseleyi Milli Takım uçağında icraate dökmüş oldu. Arada geçen bir yıllık süreçte, normalde 'yeter' lafına gayet aşina olması gerektiğini düşündüğümüz Türk Futbol Federasyonu başkanı Yıldırım Demirören bunca kriz karşısında 'artık yeter' demiyor, sorunları Türk usulü kurumsallıkla çözmeye çalışıyordu. Krizi çözmek yerine, halı altına süpürmek Türk tipi halkla ilişkiler çalışmasının en bilindik uygulamasıdır. Yine bu süreçte Mehmet Demirkol gibi yazarlar prim krizinin detaylarını öğrenmek için ısrarla Fatih Terim'e soru yöneltmelerine rağmen detaylı bir cevap alamadılar hiçbir zaman. Kimse asıl sorunun ne olduğunu ve nereden kaynaklandığını bilemedi. Belki bu denli kriz sarmalına dönüşmeyecek bir problem, paydaşlarla sağlıklı bir iletişim kurulamadığından ötürü büyük bir krize evrilmiş oldu böylece. Sonuçta da şahısların egosundan çok Türk futbolu zedelenmiş oldu.
 
Milli Takım kaptanının uçakta gazetici tartaklamasının üzerinden iki gün geçti. İletişim çağının zirvesinde olduğumuz bir dönemde, Milli Takım kurumsal iletişim çatısı altında henüz yapılmış detaylı bir açıklama yok. Bu ortamda Arda Turan herkesten önce basın toplantısı düzenleyip 'kovulmadım, istifa ediyorum' deyip TFF'nin kurumsal iletişim zafiyetini ortaya çıkarıyor aslında. Milli Takım bir yığın krizle çalkanırken, bu denli sponsor geliri olan köklü bir yapının kurumsal iletişiminden sorumlu ismini ortalarda görmek bir yana, adını bile bilemiyoruz. 
 
Üniversitelerde iletişim derslerinde kurumsal iletişime dair temel bilgiler şöyle ifade edilir:

  • Kurumsal yapılarda iletişim, yapının hayatta kalması için yüksek önem taşıyan iletişimi kurmaya yarar.
  • Kurumsal yapı için olumlu imaj yaratır.
  • Kurumsal yapının aktivitelerine dair halk ilgilisi artırır.
  • Sporun fazlasıyla içinde yer aldığı medya dünyası, yoğun ve güçlü bir medya iletişimi gerektirir. 

Bu maddelerden de anlayacağımız üzere, TFF gibi önemli bir kurumsal yapının en yoğun şekilde iletişim faaliyetinde olması gerektiği bir kriz ortamı mevcutken, tam aksine kurum iletişim konusunda en ketum dönemini sergilimektedir. Ülke futbolunun zirvesinin kriz ortamını yönetecek ne bir profesyonel ekibi ne de bir stratejisi var. Kağıt üzerinde varsa bile toplum bundan habersiz ve bu yapı tamamen işlevsiz. Ülkenin mevcut konjonktüründe hakim iletişim modeli, 'ben yaptım oldu, hesap da vermiyorum'  türünden olsa da, toplumun bu denli önem verdiği bir konuda insanlar bu iletişim zafiyetini haketmiyorlar.
 
http://im.htspor.com/2015/11/16/ver1462357793/1154126_ff129d6d7d01afca40364c3d0c7c708e.jpg
 
Ezcümle, artık futbolseverler Milli Takıma karşı mesafeli bir durumdalar. ''Benim Milli Takımım Değil'' algısı özellikle yeni kuşakta artan eğilimde. Yeni kuşağı domine edebilecek milliyetçi bir rüzgar da eskisi kadar kuvvetli değil. Milli Takım birleştirici fonksiyonunu kaybediyor. Futbolcular Milli Takımda hizipleşmiş, galerici tayfası gibi belirsiz insanlar ur gibi Türk futboluna bulaşmış vaziyette.
 
Artık daha lüks stadyumlarımız olmasına rağmen insanlar maça gitmiyor. TFF insanların neden maça gelmediğini araştırma gereği bile duymuyor. Bunun eksikliğini hissetmiyorlar bile muhtemelen. Hiçbir yetkili, taraftarların maça gitmek için neden bir banka kartı alması gerektiğine dair ikna edici bir açıklama yapabilmiş değil henüz. Derbilerin de eski tadı kalmadı. Türk futbolu tüm paydaşlarıyla hiçbir zaman çok steril ve kurumsal bir yapıya sahip olmadı belki ama, futbolun albenisini bu kadar yitirdiği başka bir dönem de olamamıştı hiç. 
 
Kimin haklı, kimin kimin haksız olduğu meselesi değil bu. Kaldıki, belirli değerlerin arkasına yaslanıp en haksız pozisyonda bile eylemini meşrulaştırabileceğin bir ortam varken haklı haksız tartışması yapmak gayet beyhude bir uğraşı. Bir eğlencemiz, tutkumuz ve heyecanımız var. Ülke bu denli kutuplaşmışken birleştirici rol üstlenebilecek yegane bir unsur futbol. Yönetmeyi beceremediklerinden bunu kaybediyoruz, meselenin özü bu.
 
Asım Duman
asim_duman@hotmail.com 
 
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Geliştirme süreci devam eden Megane RS yüksek hızlarda sunduğu sürüş dinamikleriyle oldukça...