#
#
Türk bisikletinin en önemli ve en değerli isimlerinden Mehmet Şafakçı ile antrenörlük kariyerine ve Türk bisikletine dair konuştuk.
26/02/2019 - 23:30
54. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nda Milli Takım'ın başına geçen, uzun yıllar Torku Şekerspor'u çalıştıran Türk bisikletinin en önemli antrenörlerinden Mehmet Şafakçı, Antalya'da konuğumuz oldu ve Türk bisikletiyle kariyerine dair önemli açıklamalarda bulundu. 
 
Tour of Antalya için burada olduğumuz için öncelikle turu sorarak başlamak istiyorum. Tour of Antalya’yı nasıl buldunuz? 2. kez düzenlenen yeni turumuz için düşünceleriniz neler?
Sağ olsun Aydın Ayhan Güney uzun yıllardır dostumuz. Bisiklet sporuna, bisiklet turizmine hizmet eden bir dostumuz. Yeni bir sponsorla yeni bir sayfa açtı Tour of Antalya. Geçen yıl da buradaydım, davet etti, özellikle bulundum.  Bu yıl da üzerine koyarak devam eden bir tur.  Bildiğim kadarıyla rekor bir sayıyla 100 takıma yakın bir müracaat olduğu halde 24 artı 4 Türk takımıyla toplam 28 takımla, 165 sporcuyla start aldı. Gerçekten bu kalitede bir yarış 2.2 için çok fazla lüks ama ülkenin, özellikle de Antalya’nın tanıtımı için Aydın Bey ve ekibine, Argeus’a ve Barut Otel grubuna çok teşekkür ediyorum. Bir riske girdiler, yatırım yaptılar ama Türk turizmine sporun sayesinde büyük dönüş olacağını düşünüyorum. Çok güzel bir tur.
 
Hemen hemen Avrupa’da tüm ülkelerdeki yarışları görmüş birisiniz. 2.1, 2.HC, World Tour gibi yarışları gördükten sonra sanırım 2.2 olan bu tur, organizasyon kalitesi anlamında 2.1’i de geçerek World Tour’a da yakın seviyede gibi duruyor.
Üçüncü dünya ülkelerinde World Tour seviyesinde, Avrupa ülkeleri arasında ise 2.HC kalitesinde bir tur. Umuyorum seneye 2.1’e çıkacak bu tur. Yakışan da odur. Gönül ister ki seneye 2.1 olduğu zaman Türkiye’den de bir Pro-Continental takım çıksın. Benim Torku’da çalıştığım zamanki en büyük idealim antrenörlük hayatını bitirmeden Torku’yu pro-continental yapmaktı ama bazen hayal ediyorsunuz, hayata geçiremiyorsunuz. Onun için çok üzgünüm. İnşallah birileri veya fırsat doğarsa bizler ekibimiz ile başarırız. Burası 2.1 olduğu zaman hem burada hem de bu yıl 55.’ye yetişmese de 56. Cumhurbaşkanlığı Turu’nda, umarım federasyon da bir arayış içerisinde olur ve bir pro-continental takım kurulur. Türkiye hak ettiği şekilde temsil edilir.
 
Torku Şekerspor zamanında sizi çok sık görüyorduk başarılı takım yönetiminizle. O dönemlerde bir Pro-Continental takımımız olsaydı sizce birkaç tanenin daha önünü açar mıydı yoksa biraz süreci uzun tutmak ve takım sayısını sabrederek mi çoğaltmak gerekirdi?
Bence bir Pro-Continental takımımız olduğu için onun altyapısı bir continental takım daha olması gerekirdi bir veya iki tane ama bir anda 2 tane Pro-Continental takımı falan Türkiye için lüks. Maalesef üzülerek söylüyorum, Türkiye’de bisiklet kültürü tam oturmuş değil. Biz de suçluyuz, buna ben kendimi de katıyorum. Kendimizi anlatamıyoruz, pazarlayamıyoruz. Satışımız yok. Keşke Aydın Bey gibi birçok insan olsa da bisiklet sporunu herkese sevdirebilsek. Sponsorlara kendimizi anlatamıyoruz, sunumumuzu yapamıyoruz. Burada bir problemimiz var ama federasyonun da bir ARGE’si olması gerekiyor. Sponsorları federasyon bulacak, özel kulüplere ve kulüplere yönlendirecek ki takımlar büyüyebilsin. Birçok kulübün kendi imkanlarıyla Pro-Continental olması mümkün değil. Minimum €2M’a ihtiyaç var çünkü. Bu da çok ciddi bir rakam.
 
 
http://www.tribundergi.com/g/2580/2586/b/03042019033134_27bc0.jpg
 
€2M’luk bir bütçe de World Tour’da 18 takım arasında altlarda yer bulmayı sağlayacak.
Tabii ki pro-continental olduğunuz zaman eğer ilişkileriniz iyiyse, özellikle RCS ile, İtalya Turu’nu koşma şansınız var. Bunun örneği Israel Cycling Academy mesela. Eğer ki pro-continental bir takımınız olursa ve diyaloglarınız da iyi olursa Grand Tour’larda koşabilirsiniz, neden olmasın. 4 takım wildcard alıyor çünkü. Siz de koşabilirsiniz. Bu hayal değildi, ben bunu anlattım Torku yönetimine o dönem ama bir türlü anlamak istemediler. “Gelin, Torku çok büyük bir marka, biz pro-continental olalım. UCI’dan da yardım isteyelim” dedim. O zamanki federasyon başkanı da UCI yönetimindeydi. “Bir şekilde Giro veya Vuelta’ya siz sponsor olun, €2M takıma verin €1-1.5M da turun organizasyonuna verin, kapı satın alalım ve takıma da wildcard alalım” dedik ama bir türlü anlatamadık, ikna edemedik, onlara hayal gibi geldi. Futbola para harcadılar bisiklete harcamadılar maalesef.
 
Şimdi böyle bir hamle düşünülürse de artık zorlaştı. Çünkü 2019 başında UCI kural getirdi. 4 wildcard’ın ikisini otomatik olarak en başarılı iki pro-continental takıma vereceğini söyledi.
O daha da güçleşti, fırsatı kaçırdık, doğru söylüyorsun ama spor mantalitesi açısından baktığın zaman adil bir yaklaşım gibi duruyor. Çünkü birisi tutuyor pro-continental takıma €6M harcıyor, birisi €2M harcıyor. €6M harcayan daha güçlü olan bir takım wildcard alamıyordu €2M alan takım sürekli koşuyordu. Bence bizim için kötü oldu ama adil bir şey o. 2+2 yapmaları adilce.  
 
En azından gelecek iki takımın yarış kazanma ihtimalinin yüksek ya da World Tour takımlarına yakın olacak.
Evet mücadele kalitesi daha da artıyor haliyle.
 
Son Türkiye Turu’na dönelim, görevinizle ilgili. Bisiklet medyası zaten antrenör değişiminin sebebini ve neler olduğunu da biliyor. Ancak sizi takımla görüp sonrasında o hafta bitince ayrıldığınızda farklı düşünen veya ne olduğunu öğrenmek isteyenler olabilir. Orada dönemsel olarak sorun yaşandı mı yaşanmadı mı, federasyonla zaten böyle bir iş için mi anlaşılmıştı?  
Bu konuyu açmakta fayda var. Görev, federasyon başkanlığı tarafından bana 22 Mayıs’ta verildi. Yönetimle konuşulduktan sonra bu görev bana tebliğ edildi ve teşekkür ettim. Biz bu kısa sürede mümkün olduğunca iyi bir hazırlık süreci geçirmeye çalıştık Cumhurbaşkanlığı Turu’na kadar. Sizler de takdir edersiniz ki Avrupa’daki yarışların davetini alabilmek ocak ve şubat aylarında bitiyor. Biz geç kaldığımız için istediğimiz kalitede yarışlara davet alamadık. Aldıklarımızın da bir-iki tanesi iptal oldu. Onun için çok ciddi bir hazırlık yapamadık. Bir yıl önce, 2017 sezonunda takımın uluslararası start alma sayısı 60-70 iken bizim geldiğimiz dönem, geç başladığımız ve sezon başı görev almadığımız için çok az uluslararası yarışkoştuk. Bu da haliyle bizi etkiledi ve bizim şanssızlığımız oldu sanırım. Cumhurbaşkanlığı Turu’na katılan takımlara baktığınız zaman 2017’de 4 World Tour takımı var. 2018 ise 8 tane World Tour takımı var. Sporcu kalitesine baktığınız zaman da 2018’de çok kaliteli sporcular vardı. Bu mazeret değil ama Ahmet Örken’in 2017’deki ikinciliğine çok sevindik ama Ahmet’in 2018’de bizim ekibimizin görev yaptığı zamanki beşinciliği bana daha çok mutluluk verdi. Çünkü çok iyi hazırlanamamışız, çok daha güçlü takımla, daha iyi sporcularla, daha fazla sayıda sporcuyla mücadele etmişiz. Biz hedeflerimizi sadece podyumsuz olarak gerçekleştirdik. Türkiye güzellikleri mayosunu giydik, her gün kaçışta sporcumuz oldu. Başarılı geçirdik diye düşünüyorum ama başkan beyin turdan sonra “Sporcularımız iyiydi ama antrenörlerimiz yeterli değildi” diye TRT’nin canlı yayınında beyanat vermesi haliyle bize görevi bırakmamız gerektiğini anlattı. Biz de federasyonun önünü açmak adına teşekkürlerimizi ilettik, başarılar diledik. Çünkü “Yabancı sporcu getirip Türk antrenörleri eğiteceğiz” diye bir beyanat vermiş başkan bey. Saygı duyarım. Bunu duyduktan sonra Erol Bey’e gittim teşekkür ettim. Yine teşekkür ediyorum. Ona başarılar diledik, olabilir. En azından bir yabancı adamla çalışıp inşallah Türk sporuna uzun vadede katkıda bulunurlar. Başkan beye görevi yapamayacağımı, biz Türkler ücretsiz çalıştığımız halde karşılığını almadığımızı, bundan sonra benim olmam önemli değil Türk antrenörlere ücret verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü futbolda, basketbolda, voleybolda milyon dolarlardan bahsedilirken maalesef Türkiye’de bütün antrenör arkadaşlarım para almadan yapıyor bu işi. İnanıyorum ki bu federasyon döneminde bunu da çözecekler. Böylelikle kendimizi dinlenmeye çekti başkan beyin önünü açmak adına. Astana takımının altyapısını çalıştıran Kazak bir arkadaş getirdiler. Geçen gün kendisini gördüm, başarılar diledim. Çünkü biz medeni insanlarız. Ben başarılı olsun isterim Türk Milli Takımı’nda. Bence en büyük problem, Türk sporcuların büyüklere geçtiği zaman iş sorununu ve ekonomik sorunu çözemediğimiz müddetçe, kimi getirirseniz getirin, emin konuşuyorum, başarı hayaldir. Sadece kendimizi aldatırız. Bunu çözmemiz gerekiyor. İstihdam etmek midir, Gençlik Sporlara almak mıdır, Spor Toto veya Olimpiyat Komitesi’nde midir nedir ne değildir eğer bunu çözmezsek maalesef Türk bisikleti kan kaybediyor, elit sporcu sayımız hızla azalıyor. En son milli takım kaptanı Nazım Bakırcı sporu bıraktı. Korkuyorum, bu sezon sonu 3-4 tanesi daha bırakırsa Milli Takım’ın omurgasını kaybetmiş oluruz. Bunlar üzücü şeyler. Ciddi ciddi elit sporcuların hayatını idame ettirebilecek kadar para kazanmasını sağlamazsak bisiklet hayal olur. Sadece gran fondo’lara döner. İnsanlar sadece eğlenmek için ve hobi amaçlı bisiklete biner olurlar. Olimpiyatlara gittiğimiz zaman yarışları bitiremeyen veya gidemeyen sporcular olur. Ben 37 yıldır bu işin içindeyim. Haliyle bu beni üzer. Ben isterim ki bisiklet hak ettiği yere gelsin.
 
http://www.tribundergi.com/g/2580/2586/b/03042019033152_419e4.jpg
 
Ahmet Örken’le burada tur öncesi yaptığımız röportajda da Nazım’ın bırakması konusunda sizinle paralel şeyler söyledi.
Doğrudur çünkü beraber yaşıyoruz. Nazım’ı spora başlatan bendim, çocukken aldım. Beraber çalıştık. Sonra Lassa’ya gitti. Sonra geri Torku’ya transfer ettik, yolumuz kesişti. Sonra Milli Takım’da kesişti. Bir Nazım yetiştirmek için bana görev verseler 10 yıla ihtiyacım var. Sadece örnek verdim. Mesela bana bir Ahmet Örken bul deseler en az 5 yıl isterim. Mevcut sporcuların içinde bir Ahmet Örken, bir Onur Balkan, bir Ferit Şamlı, Bir Muhammed Atalay, bir Ahmet Akdilek gibi sporcuları bulmak için, o seviyeye getirmek için minimum 5 yıla ihtiyacınız var. Bunlar küçük ve basit şeyler değil. Emek ister, zaman ister, çaba ister, vakit ister ve sağlam ekip olması gerekir.
 
Miraç Kal’ın Chris Froome’la olan fotoğrafı da güzel bir örnektir bu konuda.
UCI’ın merdivenlerinde Froome’la resmi var. Birisi devam ediyor istikrarlı bir şekilde devletin de desteğiyle. Birisi maalesef devletin desteği olmadan, kendi çabalarıyla bir şey yapmaya çalışıyor. Miraç “İnan hocam hiçbir farkımız yoktu, ben antrenmanlarda ve performans yarışlarında o dönem Froome’dan daha iyiydim.” dedi. Miraç’la konuşulabilir de zaten. Spor politikamızda bir yanlış olduğu görülüyor.
 
Chris Froome da bir projenin, devletin adıyla British Cycling’in ürettiği bir sporcu. 2012 Londra Olimpiyat Oyunlarını da kapsayan önemli bir projeye sahipti British Cycling. Bizde de bir Olimpiyat veya şampiyona almak her şeyi değiştirmez sanırım. Geçici çözüm olur gibi duruyor çünkü altyapıya ve uzun yıllara dayanan bir kültürün farkı elbet olacaktır değil mi?
Kesinlikle olacak. Bizde maalesef spor ve bisiklet kültürü yok. İlk önce insanlara sosyal medyadan bunu aşılamamız gerekiyor. Sağlıklı bir toplum yaratmak için spora yönlendirmeyiz. Bundan üç dönem önceki federasyon başkanına dedim ki- 5 yıl Milli Takım antrenörlüğü yaptığım ve sağlam bir ekibimiz vardı- , “Milli Eğitim Bakanlığının müfredatına bisiklet sporunu yerleştirin” ama ne hikmetse ne o dönem ne bu dönem ne bundan önceki dönem öyle bir çaba sarf edilmedi. Türk bisikletinin kurtuluşu için elit sporculardaki ekonomik sorunların çözülmesi ve Milli Eğitim Bakanlığının müfredatına bisiklet sporunun konulması gerekiyor. Ciddi projeler lazım yani. Şuna inanın, ciddi projeler, ciddi planlamalar ve biraz zaman verilirse bu sporcuların yapamayacağı hiçbir şey yok ama çok yarış koşulması gerekiyor. Özellikle Türk teknik personeline de inanılmasını istiyorum ben. Ne hikmetse bizlerin hiçbir kıymeti yok. Yabancılar geliyor 2-3 yıl cebini dolduruyor gidiyor. Biz dışlanıyoruz. Bu bizi üzüyor. Yeni bir milat olsun diye bundan sonra bedava çalışmama kararı aldım. Özellikle Milli Takım’da. Sapına kadar da milliyetçiyim, Türk’üm, bunu gururla, onurla  söylüyorum ama bedava çalıştığınız zaman bir kıymetiniz olmuyor. Elin yabancısı geliyor €3-5bin aylık alıyor. Uçak bileti vermiyor. Oteli karşılanıyor. Şu an için söylemiyorum, geçmişte de böyleydi. Bir Alman gelmişti €5bin alıyordu ayda, bize 500 lira bile verilmiyordu. Türk sporcularının psikolojisini en iyi biz biliriz. Yabancı gelse bile federasyon asbaşkanına da söyledim, yabancı antrenörün yanına ne olur kaliteli sporculardan birkaçını monte edin, bir şeyler öğrenip Türk sporuna hizmet etsinler dedim.
 
Sona doğru antrenörlüğe tekrar dönmek istiyorum; bir antrenör için sezon hazırlığı nasıldır? Ne yaparak başlar, kaç ayda bir dönemsel yarış planı oluşturularak devam eder?
Bir yılın yeni planlaması 10. ayda başlar. Kasım-aralık gibi yapmak zorundasınız. İlk önce sporcu kadronuzu belirlersiniz. O doğrultuda bir yükseklik kampı yaparsınız, kondisyon kampı yaparsınız. Sporcuların zayıf olduğu bölgeleri güçlendirirsiniz ve sahile inip kilometre geçmeye başlarsınız. O dönem sporcuların özelliklerine göre yıllık planlama yaparsınız ve her sporcunun koşması gereken turlar, ara hedefler ve ana hedefler belirlersiniz. Sporcuların özelliklerine göre çok yokuşlu yere yokuşçuyu, düz turlara sprinter özellikli olanları götürürsünüz. Bir sezon içerisinde kısa, orta, uzun olmak üzere üç plan yapılması gerekiyor sezon içinde. Tabii bunun yüzde yüzünü tutturmak çok zor ama yüzde seksenin üstü başarıdır. Birçok hoca da bilinçli bir program ile tutturur zaten.
 
Bizim adımıza gayet bilgilendirici ve merak edilenleri detaylarıyla öğrendiğimiz bir röportaj oldu. Sizin eklemek istediğiniz konular var mı?
Eğer bisiklet sporuyla ilgilenenler varsa ben 24 saat bisiklet sporuna hizmet etmeye hazırım. Her ne kadar kenara çekileceğiz desek de camia rahat bırakmıyor. Şu anda dinlenmedeyiz ancak her zaman Türk bisikletinin hizmetindeyiz. Kaçamayız çünkü bizim bir sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğu yerine getirmek zorundayız. İlgilenen olursa, takım büyütmek isteyen olursa biz buradayız. İşin içinde olmamız da önemli değil. Yol gösteririz, ne yapmaları gerektiğini anlatırız. Bizle çalışmaları şart değil bunu özellikle söylüyorum, başkalarıyla da çalışabilirler. Ama bilmedikleri bir şeyi, bizim bildiğimiz bir şeyi gelsinler anlatalım. Biz bildiğimizi paylaşmaktan hiçbir zaman korkmuyoruz. İsteyen bana 24 saat ulaşabilir. Ben sporu seviyorum. Birçok sosyal medya profilimde zaten “iki tekere adanmış bir hayat” diye yazar. Ben ailemi ihmal ettim ama hiçbir zaman bisikleti ihmal etmedim. Yeri geldi 40 gün ailemi görmedim ama sporcularımı 2 günden fazla görmediğim olmamıştır. En fazla 2-3 günde sporcularımla görüşmüşümdür. Mutluyum. Bisikleti seviyorum. Bisiklet sayesinde Mehmet Şafakçı oldum. Bunun karşılığını vermeye de her zaman hazırım. Tribün Dergi ve Frontset’e böyle bir imkanı verdiği için çok teşekkür ederim. Yayın hayatınızda da başarılar dilerim.
 
Değerli vaktinizi ayırdığınız için bizler de teşekkür eder, sizi yakın gelecekte World Tour etabı kazanmış Pro-Continental bir takımın veya Milli Takım’ın antrenörü olarak görmeyi dileriz.
Antrenör, danışman, koordinatör oluruz, menajer olmak şart değil. Ben istiyorum ki bilgimizi gençlere aktaralım, paylaşalım. Faydalı olmak istiyoruz, amacımız sadece bu. Teşekkür ediyorum tekrar.
FOTOĞRAF ALBÜMÜ
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Alman otomobil üreticisi BMW, uzun yıllardır üzerinde çeşitli teoriler yürütülen logosu...