#
#
FUTBOL KÜLTÜRÜ
Ne maçtı… 1960 yılının Şampiyon Kulüpler Kupası finali için ben değil, birçokları bunu söylüyor. Öyle bir karşılaşma oynanmış ki o yılın 18 Mayıs’ında, Hampden Park âdetâ tiyatro sahnesine dönmüş, aktörler ayaklarda alkışlanmıştı.
18/05/2012 - 10:41
O ayakta alkışlanan modern zamanların kahramanları tribündeki onbinleri avuçlarının içlerine almayı başarmıştı. O gün sahada yerini alan çocuklardan bugün spor yazarı, tarihçisi olanlar bile var. Hepsi öykülerini o maçla başlatıyor, Real Madrid ile Eintracht Frankfurt’un kapışması bugün bile anlatılıyor…
 
Kupa 1’e abone olmuş Real Madrid, üst üste beşinci şampiyonluk için Glasgow’un yolunu tutmuştu. Rakip o zamanın kara kutusu Frankfurt’tu. Almanlar yarı finalde kendilerini İskoçlara tanıtmış, içeride dışarıda Rangers’a aynı tarifeyi uygulamıştı.
 
Her iki maçta da finalin oynanacağı şehrin Protestanlarına altışar gol atan Alman takımında kaleci Egon Loy, ilerideki Erwin Stein ve üzerine toprak serpilmiş maestro Alfred Pfaff dikkat çekiyordu. 1954 Dünya Kupası’nda mucize yaratan kadroda yer alan 28 yaşındaki Pfaff, müzmin yedek olarak kulübede takılırken, milli takımın efsanevî hocası Sepp Herberger’in gönlünün sultanı Fritz Walter önderliğinde Macarları deviren Panzerler, bir ulusa yıllar sonra nefes aldırıyordu.
 
Ünlü Alman tarihçi Joachim Fest’e göre Federal Alman Cumhuriyeti’nin üç kurucusu vardı: Politik olarak Adenauer, ekonomik olarak Erhard ve mental olarak Walter. İşte 34 yaşındaki o adam oynarken, aynı mevkinin futbolcusu Pfaff gölgede kalmıştı. O, ne o gün, ne de sonra asla konuşmamış, sadece yeteneklerini konuşturmuştu. Almanlar acaba Bern’deki mucizeden sonra bir benzerini İskoçya’da gerçekleştirebilecek miydi?
 
http://funkyimg.com/i/2epTM.jpg
 
Karşılarında asrın takımı bulunuyordu. Miguel Munoz oyunculuktan hocalığa terfi etmiş, ‘Beyaz Şimşekler’in başına geçmişti. Gol canavarı Alfredo di Stefano ile ruh ikizi Ferenc Puskás, kupa koleksiyoncusu Francisco Gento, savunma bakanı Jose Santamaria ile mutlak favori Real Madrid’di.
 
135 bin biletli seyirci Hampden’da olacaklardan habersiz tribündeki yerlerini almıştı. Gişelere bırakılan 55 bin Sterlin Ada tarihinde o güne kadar görülmemiş bir miktardı. Tevatüre göre final yetmiş milyon insana da televizyonlar aracılığıyla ulaşmıştı.
 
Kimileri sahada 145 bin kişi vardı diyedursun, dünyanın en ucuza mâlolan hakemi İskoç Jack Mowatt’ın ilk düdüğüyle karşılaşma başlamıştı. Perdeyi açan Richard Kress, bir anlamda uyuyan aslanı uyandırmıştı. 27. dakikada Stefano golü çakınca, gidişat az çok belli olmuştu. Arjantinli yıldız üst üste beşinci Şampiyon Kulüpler Kupası finalini de boş geçmemişti. 
 
Emilio Butragueño’nun “Real Madrid, di Stefano’dur” diyeceği santrfor, bir gol daha attıktan sonra oyun Puskás ile Frankfurt'un oynadığı kedi fare oyununa dönüyordu. Macar yıldız gol olup yağıyor, Almanlar ise şeytanın bacağını kırmakla uğraşıyordu. Stein kale direklerini döverken, Loy devamlı çıkarıyordu topu ağlarından.
 
Final, solak şişkonun maçıydı adeta. Dört defa fileleri havalandıran Puskás, yemeği pişiriyor, di Stefano da üçleme yaparak ruh ikizine nazire yapıyordu. İlk defa Kupa 1 finalinde hat-trick yapılıyor hem de iki oyuncu bunu başarıyordu. İki defa ağları sarsan Stein, gol sağanağındaki sadece iki yağmur damlasına imza atıyordu.
 
Maçın âdetâ bitmemesi için dua etmişti sahadakiler. Son düdük çaldığında tabelada Real Madrid’in 7-3 üstünlüğü yazıyordu. İzleyiciler neredeyse tribünleri terk etmeyi reddetmişti. Takımlar tekrar çimlere ayak bastıklarında tribündekiler gol sağanağına alkış yağmuruyla cevap vermişti. 
 
http://funkyimg.com/i/2epTy.jpeg
 
140 bin kişi durmadan alkışlıyor ve sahadan gitmiyordu. Tiyatro gibiydi Hampden Park. Soyunma odasına giden futbolcular bitmeyen alkışa karşılık veriyor ve sahadaki izleyicileri selamlıyordu.
 
İşte o izleyicilerden futbol yazmayıp tarih yazanlardan Don Revie, Real Madrid’e saygıdan Leeds United’ın formasını kar beyazı hâle getirecek, takımının başında iki lig, bir federasyon, bir Lig Kupası, iki Fuar Şehirleri zaferine imza atacaktı. 18 yaşındaki bir Queen’s Park forvetiyse, sonradan lacileri çekip başladığı teknik adamlık kariyerinde müze kuracak kadar zafer kazanacak, Aberdeen’deyken bile Real Madrid’i yıkacak, sadece adı değişen Kupa 1’de iki şampiyonluk tadacaktı. İşte 18 Mayıs 1960’da Alex Ferguson olarak çağırılan o gencin Sir unvanını kazanmasına daha 39 yıl vardı… 
 
Ali Murat Hamarat
https://twitter.com/Alimhamarat
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Land Rover’ın maceracı ruhunu yansıtan en güncel modellerinden Yeni Discovery Sport, sunduğu zengin...