#
#
FUTBOL KÜLTÜRÜ
Borussia Dortmund'un önemli oyuncularından olan Nuri Şahin, Monaco maçı öncesi yaşadıkları bombalı saldırıyı ve Dortmund'a olan sevgisini The Players' Tribune isimli dergiye yazdı.
06/09/2017 - 22:23
Echte Liebe (Gerçek Aşk)
Her büyük Şampiyonlar Ligi maçı öncesi bir ritüelim vardır. Evimizde de oynasak, deplasmanda da oynasak öğle yemeğinden sonra otelde -genellikle Marcel Schmelzer ile olur- bir bardak kahve alır sohbet ederiz. Sonra odama geçer, müzikle birlikte yatakta gözlerim kapalı halde uzanırım. Bu esnada sadece nefes alıp vererek maçta nasıl oynamam gerektiğini kafamda canlandırırım. Bu ritüel sadece birkaç dakika sürer; ama buna ihtiyacım vardır. Sonrasında eşimi arar her şeyin iyi olup olmadığından emin olurum. Ardından takım otobüsüne doğru yola koyulurum.
 
11 Nisan 2017
Şampiyonlar Ligi mücadelesi için Monaco ile oynamamız gereken maç öncesinde bu ritüeli eksiksiz yerine getirdim. Otelden Westfalenstadion stadyumu sadece birkaç dakikalık mesafededir. Otobüste yanında oturan arkadaşınla kısa bir sohbet için yeterli bir vakit bulabilirsin bu sürede. O gün yanımda Marcel oturuyordu ve benden bir şişe su istemişti. Su şişesini almak için kutuya yöneldiğimde bir patlama sesi geldi. Sonrasında her şey ağır çekimde gerçekleşmeye başladı. Donmuş bir vaziyetteydim. Belki o  iki saniyelik sürede tüm hayatım gözümün önüne geldi. Ölümü, yaşamı ve ailemi düşündüm, 5 yaşındaki oğlum, 1 yaşındaki kızım ve eşim aklıma geldi. Kendime biraz gelip etrafa bakındığımda takım arkadaşım Marc Bartra ile göz göze geldik. Kolu kanıyordu, kötü bir şekilde yaralanmıştı. Göz göze geldiğimiz o anı hiçbir zaman unutmayacağım.
 
O esnada diğer takım arkadaşlarım ayağa kalkmaya başladıklarını gördüm ve onlara ‘yerde kalın, camlardan uzak durun’ diye bağırdım. Ne olduğu hakkında henüz bir fikrimiz yoktu. Otobüs şoförüne bütün sesimle, ‘lütfen durma, sadece devam et, gitmemiz gerekiyor’ diye haykırıyordum. Olayın sıcaklığında bir kısım insanların otobüse binmeye ve hepimizi öldürmeye çalıştığını düşünmüştüm. Otobüs bir müddet hareket ettikten sonra dışarıda kimsenin olmadığını gördük. Kulaklarım hala çınlıyordu fakat iyi durumdaydım ve yaşıyordum. Annemi ve eşimi arayıp onlara iyi olduğumu söyledim. Halen ne olduğuna dair bir fikrimiz yoktu. Ayağa kalktım, herkes halen şok vaziyetteydi. Kimse ne konuşuyor ne de hareket ediyordu. Otobüsten indiğim zaman dönüp otobüse bakmadım. Sadece otobüsten uzaklaşmak istiyordum. 
 
https://media.theplayerstribune.com/uploads/GettyImages-667330898.jpg
 
Birkaç dakika sonra birisi bana bir telefon uzattı. Arayan Marc’ın eşiydi. Takımda Marc dışında İspanyolca konuşabilen tek kişi bendim. Eşine, Marc’ın hastaneye doğru gittiğini ve ciddi bir yaralanmasını olmadığını söyledim. Ağladığını duyabiliyordum, sanırım hayatımın sonuna dek ağlamasını unutamayacağım. En büyük düşmanım bile bu hale düşmesini istemem. Otele yürüyerek döndük. Otelden arabamı aldım ve mutlak bir sessizlikle eve doğru yola çıktım. Ne radyo ne de bir müzik açtım, sadece arabanın kendi sesi… Arabamı evin önüne park ettikten sonra eşimin ve çocuklarımın kapının önünde beni beklediklerini gördüm. Birkaç saniye öylece durdum ve aniden ağlamaya başladım. Daha önce hiç ağlamamış gibi ağladım. Eşime ve çocuklarımı sarıldım ve sonra çok ama çok şanslı olduğumu hissettim.
 
O esnada aklıma Marc geldi. Benim kadar şanslı değildi. Aynı gece Marcel ve Gonzalo Castro ile hastanede ziyaretine gittik. Oldukça kötü bir görüntüde olmasına rağmen en azından yaşıyordu, önemli olan da buydu. Hastanede bekleme odasında bulunan televizyondan olayın ne olduğunu öğrenmiştik. Yol kenarına gizlenmiş üç adet bomba otobüsün geçişi esnasında patlatılmıştı. Benimle ömür boyu kalacak bir şey daha vardı televizyonda. Dortmund taraftarları, ertelenen maç yüzünden mağdur olan Monacolu taraftarları evlerinde ağırlıyorlardı. Biz böyle bir taraftara sahiptik. O gün yaşanan olayın futboldan daha önemli olduğunu biliyorlardı. Dortmund böyledir. Biliyorum çünkü ömrüm boyunca bende bir Dortmund taraftarıydım. 
 
Ben bir futbol delisiyimdir. Hagi’nin 94 dünya kupasında attığı o golden sonra futbola vurulmuştum. O gol sonrasında kardeşim Ufukla çığlık atmıştık resmen. O zamandan itibaren izleyebildiğim kadar futbol maçı izlemişimdir. Çocukluğumun geçtiği yerde ya Dortmund taraftarıydınız ya da Schakle 04, çünkü iki takımda yaşadığımız kasabaya çok yakın yerdelerdi. Tanrıya şükürler olsun ki 7 yaşındayken Dortmund genç takımda oynamam için kapımı çaldı
 
12 yaşında Borussia akademiye katılmak için kasabamıza 45 dakika mesafede bulunan Dortmund’a taşındım. Kulübün akademide oynayan çocuklar için geleneksel bir uygulaması vardı. Belirli maçlarda top toplayıcı olabiliyorduk. Akademiye katıldıktan iki yıl sonra ben de top toplayıcı olarak bir maçta görevlendirildim. Bu herhangi bir maç değildi, Real Madrid maçıydı. Galacticos olarak adlandırılan kulüp bir sene önce Şampyonlar Ligi kupasını kaldırmış Figo, Zidane, Casillas ve Roberto Carlos gibi isimlere sahipti. Real Madrid çok güzel forma takımı giymişti o akşam. Çok iyi de bir futbol oynamışlardı. Maçın ikinci devresi oynanırken, ‘bir gün Dortmund’da ve ne olursa olsun Real Madrid’de oynacağım’ dediğim hatırlıyorum kendi kendime.
 
http://i4.liverpoolecho.co.uk/incoming/article3259317.ece/ALTERNATES/s810/nuri-sahin-620-761425188.jpg
 
Dortmund genellikle maç sonrası herhangi bir kişinin sahaya girmesine asla müsade etmez, hele top toplayıcıların hiç şansı yoktur. Fakat o akşam bunu umursamadım. Arkadaşıma döndüm, ‘maç sonunda sahaya giriyorum, o forma takımını canlı birisinde görmem, parmaklarımla hissetmem ve Ronaldo ile tanışmam lazım’ dedim. Ve bunu yaptım, muazzamdı bir olaydı. 
 
İki yıl sonra Bundesliga için ilk maçıma çıkacaktım. 16 yaşındaydım ve Bundesliga tarihinin en genç oyuncusu olarak sahaya çıktım. İlk maçım ezeli rakibimiz Schalke karşısındaydı. Westfalenstadion stadyumu maç izlemek için çok güzel bir yerdir. Ama ezeli rakibimiz Schalke ile oynarken yüksek tansiyonlu geçer maçlar. Şöyle anlatayım, 'Südtribüne' (güney tribünü) 25,000 taraftardan fazla kapasitededir. Dik bir yapısı bulunan tribünde, tamamı sarı giyinmiş taraftarlar ‘sarı duvar’ ünvanını oluşturmuşlardır burası için. Bu taraftarlar dünyanın en iyi taraftarlarıdır. Herkes aynı şeyi söylüyor biliyorum fakat bir Dortmund maçına giderseniz siz de anlayacaksınız. Görmeniz, orada bulunmanız lazım. Benim için Mona Lisa tablosu gibi büyük bir sanat eseridir.  Sahaya çıktığım ilk gün sarı duvara bakmıştım. Hala sahaya çıktığımda ilk baktığım yer orasıdır. Saha seviyesinden tribünün tamamını görebilirsiniz. Baştan sonra, gözünüz alabildiğince sarıdır tribün. Spor adına en güzel görüntüdür orası.
 
https://media.theplayerstribune.com/uploads/GettyImages-618808556.jpg
 
Dortmundla ilk maçımda Schalke’ye karşı kazanamadık fakat benim için çok mühim değildi. Rüyamı gerçekleştirmiştim. Sarı duvarın önünde Dortmund formasıyla maça çıkmıştım. Dortmund’da 6 yıl daha kaldım ve bu süre boyunca Dortmund kalbimde iyice kökleşti.
 
 2011 yılındaki Bundesliga şampiyonluğumuzdan sonra menajerimden bir mesaj aldım:
 
“Nuri Real Madrid seni istiyor.”
 
Böyle bir haberi telefondan mesaj yoluyla almak komik geliyor. Küçükken Real Madrid’e transferini daha farklı hayal etmiş birisi için özellikle. Daha önceden ismim bazı transfer dedikolarında  geçmişti; ama Real Madridle ilk kez geçiyordu. Nihayetinde o beyaz forma kombiniyle, daha çocukken kendi kendime söz verdiğim, hayalini kurduğum şey gerçekleşmiş olacaktı. Bir yanım yapılan teklife hayır dememi istiyordu. Dortmund bana çok şey kazandırmıştı, nasıl terkedebilirdim onları? Uykusuz gecelerle geçen karar vermesi çok zor bir süreçti. Kararımı vermeden önce saatlerce ailemle ve hocam Jürgen Kloppla konuştum. Kloppla olan görüşmemi unutamıyorum.
 
“Nuri karar senin. Eğer gidersen şunu bilmelisin ki her zaman yanında olacağım. Sonsuza dek dostumsun.” 
 
Şayet kalırsam, fiziksel olarak Dortmund’da olsam da mental olarak aklım hep Madrid’de kalacaktı. Bununla yaşayamazdım. O pişmanlığı yaşamak istemedim. Klopp beni anladı ve kalbimin sesini dinlememi istedi. Bu görüşmeden bir kaç saat sonra kararımı açıkladım.
 
Madrid’e taşındığımızda eşim dört aylık hamileydi. Yeni bir ülkede hamilelik süreci adaptasyonu kolay olmuyordu. İspanyolca öğrendim bu esnada. İlk antremanda sakatlık yaşadım. İspanya macerası iyi başlamamıştı.  2011’in Eylül ayında oğlum dünyaya gelmişti. Bu vesileyle Dortmund’dan akrabalarım ziyarete geldiler. Onlar gelince Dortmund’u ne kadar özlediğimi fark ettim. Dortmund benim için sadece bir kulüp veya şehir değil, hayatımdaki en önemli insanların bulunduğu yerdi. Sakatlandıktan sonra iyileşme sürecine girsem de Real Madrid gibi bir takımın parçası olmak çok kolay bir iş değildi. Henüz 6 ay geçmişti, iyileşmek üzereyken Dortmund tekrar dönüp dönmemi istedi. Madrid’e pes etmek için gelmemiştim. Liverpool’a daha iyi bir seviyeye ulaşıp Madrid’e geri dönmek için kiralık gittim.
 
https://media.theplayerstribune.com/uploads/GettyImages-463379152.jpg
 
İngiltere’de kendimi evden daha da uzakta hissettim. İyi oynayamıyordum, oyunumda ve hayatımda birşeyler eksik geliyordu. Dortmund ailesinin tekrardan bir parçası olmam gerektiğine kanaat getirdim. İyi futbol oynamamı sağlayan insanlar Dortmund’daydı. Menajerimin bir kaç telefon görüşmesinden bir kaç hafta sonra tekrardan Dortmund’a dönmüş oldum.  Sarı duvarın beni eskisi gibi kabulleneceğinden pek emin değildim. Gidişimin onları yaraladığını biliyordum. İlk maçta yedektim. Oyuna girmeden önce saha kenarında ısınırken klopp yanına çağırdı:
 
 “Nuri… gözlerini kapat. Bunu duyabiliyor musun?”
 
Sarı duvara doğru döndüm. Adıma tezahürat yapıyorlardı. Klopp, ‘Ciddi olarak senden nefret ettiklerini düşünüyordum’ dedi. O bilindik kahkahasını patlattı, saçlarımı karıştırdıktan sonra beni sahaya doğru itti ve taraftarlar çoştu. Dortmund taraftarıyla olan bağım asla bozulmayacak. Bunu biliyorum.
 
Echte liebe. Gerçek aşk manasına gelmektedir— ve koşulsuz aşk. Bu Dortmund’un ruhu ve gücüdür. Bu ruhu bombalı saldıran hemen sonra hissettim. Saldırının ertesi günü maça çıkmak zorundaydık. Dortmund formasıyla Şampiyonlar Liginde oynamak en büyük hayalimdi fakat o maç öncesi çok farklı hisler içindeydim. Doğru düzgün düşünemiyordum, aklım ailemdeydi. Sahaya girip, her zaman yaptığım gibi sarı duvara baktığımı hatırlıyorum. O an hayatımda karşılaştığım en güzel görüntülerden birisini gördüm. Sarı duvar kulübün adınının kısaltması olan BVB koreografisi hazırlamıştı. Koreografi tüm tribünü kapsıyordu. Muazzam bir andı, o an herşeyin düzeleceğini hissettim. Yedek başladığım maçta ikinci yarı oyuna girdiğimde maç hakkında düşünemiyordum halen. Sadece eve gidip ailemi görmek istiyordum. Tüm taraftarların evlerine gidip sevdikleriyle birlikte olmalarını istiyordum. Maça odaklanmayı başardım ama her zamanki gibi değildi. Hayatımın en zor maçı oldu.
 
http://www.express.de/image/26707112/2x1/940/470/39aad41ee4af421872f94284bf4482bb/Ey/borussia-dortmund-choreo-as-monaco.jpg
 
Eve döndüğümde eşim maç öncesi neler yaşandığını sordu. Yaşananların artık bir parçam olduğunu ve hayatım boyunca beni terketmeyeceğini konuştuk. Saldırı beni değiştirmişti, ileride ne olacağımı da. Saldırı sonrası şehrin, kulübün ve taraftarların tavırları beni çok gururlandırdı. Monaco taraftarına gösterilen misafirperverlik, şehrin bir arada kenetlenmesi ve saldırıdan henüz 24 saat sonra taraftarların gösterdiği müthiş destek… Gerçekten mükemmeldi.  Bu şekilde davrandık. Çünkü bütün bildiğimiz bu. 
 
Koşulsuz sevin.
 
Echte liebe.  
 
Yazan: Nuri Şahin
Çeviri & Derleme: Asım Duman
asim_duman@hotmail.com
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Çocukların diş fırçalama alışkanlığı elde edebilmeleri için geliştirilen...