#
#
Türk sinemasının son yıllardaki yüz akı yönetmenlerden, futbolla da içli dışlı olan ve Beşiktaşlılığı bilinen Zeki Demirkubuz, internette yayın yapan Kartalbakışı TV'ye konuk oldu. Beşiktaş'taki son durumu ve gündemi değerlendiren Demirkubuz önemli açıklamalarda bulundu.
28/04/2012 - 00:43

"Zirvedeki Kartallar" programına katılan Zeki Demirkubuz'un açıklamalarından satır başları;

Stadyumlar Adaletin Savunulduğu Yerlerdir
Öncelikle son dönemde futbolumuzda yaşadığımız şike skandalına değinen Demirkubuz; 'Bir ülke futbolda adalet duygusunu gerçekleştirebilirse, bunu sokakta, hayatta da gerçekleştirmiş anlamına gelir. Stadyumlar sadece top oynanan yerler değildir. Bütün adaletin, doğruluğun savunulduğu yerlerdir diye düşünüyorum. Nasıl bir dünya istiyorsak onun dışa vurumu gibidir futbol dünyası.'
 
Ölülerin Üye Olduğu Bir Kongrenin Üyesi Olmak İstemiyorum
'Kongre üyesi değilim. Çünkü kongre, insanlık tarihinin varılabilmiş en onurlu, en demokratik yeridir. İki tane kongre sayacağım. Birincisi Afrika Ulusal Kongresi. İkincisi ise Hindistan Ulusal Kongresi. Daha iyi bir hayat vaad eden bu iki onurlu kongrenin adı da kongre bizimkinin adı da kongre. Ölülerin üye olduğu bir kongre yapısının üyesi olmak istemem. Hukuku olmayan, kendi tüzüğüne bile ihanet eden, 14 yaşındaki çocukların olduğu, aidatların başkaları tarafından ödenen kongre yapısından iş çıkmaz.'
 
Neden Bizler de Birer Şeref Bey Olamıyoruz?
'Biz tarihimizle övünen bir taraftarız. Ama övünüyorsunda ne oluyor? Şeref Bey'in kendisiyle övünüyoruz ama empati kurup benden daha sağlıksız kanserle boğuşan bir insan bu kulübü kurabilirken ben neden onun yaptığını yapamıyorum diyemiyoruz. Beşiktaş'ın sorunlarının çözümü kongrede değil Beşiktaş tribünlerindedir. Tribünler bir şey yaparsa çözülür, yapmazsa çözülmez. Şeref Bey tek başına bütün bunları yaptıysa bunu yüzlerce insanda yapabilir. Yıldırım Demirören döneminde 8 senedir herşey gözümüzün önünde oldu bitti. Biz hep geleceğe değil umut ettiğimize inandık ve bu hale geldik.'
 
3 Büyük Olduğuna İnanmıyorum
'3 Büyük olduğuna inanmıyorum. Beşiktaş sadece şunun için vardır; G.Saray ve F.Bahçe'ye bir şey yapılamadığından Beşiktaş her zaman tokatlanmıştır. Bakın biz 3 büyüğü tokatladık diye diğer takımların üzerinde otorite kurarlar. Türk futbolunda otorite Beşiktaş üzerinden kurulur. Yıldırım Demirören TFF başkanı olduğunda F.Bahçe ve G.Saraylı arkadaşlarıma dedim ki hiç korkmayın, size yaranmak için sürekli bizi tokatlayacak. Nitekim ilk maçlarda bunu görmeye başladık.'
 
Galatasaray Maçında Dedim ki Ne Olacaksa Olsun Artık, Küme Düşelim!
'Bir ara G.Saray maçının sonunda dedim ki artık ne olacaksa olsun, kıyamet kopsun ve bu takım küme düşsün. Tüm stad sahaya inseydi 15-20 maç saha kapanırdı, 2.lige düşerdik. Nasıl olsa Baba Hakkı'ların Şerek Bey'lerin bu takımı nerelerden nerelere getirdiği gibi bizde mücadelemizi verir yine yükseltirdik. Bu lig bu şekilde bir 10 hafta daha devam etseydi ben kendimi tutabilirmiydim bilmiyorum.'
 
Çarşı Eskiden Yaparız Dediğini Yapardı
'Eski tribün kavramı kalmadı. Beşiktaş'ın durumu ve koşulları bu ülkeden farklı değil. Bu ülke de bir takım anlayışlar neye göre ilerliyorsa Beşiktaş'ta da öyle oluyor. Ya bunu kabul edeceğiz ya da farklıyız laflarını bırakacağız. Ya farkımızı ortaya koyacağız ya da biz de herhangi bir futbol takımıyız diyeceğiz. Bir zamanların Çarşı'sı neden bu hallere geldi? 15-20 kişinin kurduğu grup, Türkiye'nin en büyük olgularından biri haline geldi. Çünkü Çarşı, eskiden yaparız dediğini yapardı. Bu yüzde dalga dalga büyüdü ve Çarşı oldu. Futbolla ilgisi olmayan kişilerin bile Beşiktaş'ı bilmiyorum ama Çarşı grubunu çok takdir ediyorum demelerine sebep oldu. Bu yine olur ama ne kadar ufkumuz varsa o kadar hayatımız olur.'
 
Kartalbakisi.com Özel Haber
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
2012 ocak ayında galatasaray deplasmanından sonra istanbulda bir kardeşime misafir olmuştum, kendisi sağolsun beni baya bir dolaştırdıktan sonra cihangirde bir kahvehaneye götürdü birer çay ısmarladık derken laf lafı açtı işte bu kahvehane ufuk bayraktarın yeri zeki demirkubuz onu burada keşfedip filmde oynamış falan derken belki üstünden 10 veya 15 dakika geçti üstad tak yanımızda ki masaya oturdu bizim şaşkınlığımız zaten inanılmaz bir derece de, hatıra olsun diye resmimizi çektirdik konu adana demirspor'dan açıldı muhabbetin üzerine kendisine atkımı hediye etmiştim
 
güzel bir gündü gerçekten :)
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
http://zekidemirkubuz.com/tr/zeki.htm
 
ilginiz ve boş zamanınız varsa söyleşileri okuyun derim, ben gayet zevk aldım okurken.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Bütün filmlerini izledim ben. Hepsini sevdim sadece C Bloku pek sevmedim daha doğrusu anlayamadım.
Özellikle Kader çekilmesi zorunlu olan bir filmdi neredeyse. Çünkü Masumiyette Haluk Bilginerin o unutulmaz tiradı biraz havada kalıyordu Kader çekilmemiş olsaydı.
Ufuk Bayraktar da ne oynamıştı o filmde be döktürmüştü resmen.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
İnsan psikolojisi zaafları üzerine gerçekci şekilde anlatılan filmleri sevenler Zeki Demirkubuz'un bütün eserlerini izlemeli. Birtek Yazgı'yı izlememiştim oda en güzeliymiş meğersem bugün onuda bitirdim. En etkilendiğim filmler arasında ilk 10a girdi Yazgı. Filmden efsane sesli güldüren bir kaç dialog;
 
Komser Musayı sorguya çekmektedir ve sorar - Kıskanıyormuydun ?
Musa: Karımımı ? Patronumumu ?
Patronuyla yiyişen Sinem işe geç kalır ve direk öğle yemeğinde lokantaya oturur.
Lokantacı: Ne alırsın kızım?
Sinem: Bişey almıyım. Su alıyım.
Yavuz(iş arkadaşı): Tuzmu yaladın sabah sabah
ve Sinemin mahcup düşünceli bakışı :)
 
Kocasını(Musayı) patronuyla aldatan Sinem Musanın hapiste ziyaretine gelir. Arada tel örgüler konuşurlar.
Sinem: Mahkeme sürene kadar biraz uzaklaşmak istiyorum.
Musa: (Karısının göğüslerini keserek) Sen bilirsin. Yakanı biraz açarmısın?
 
Savcı Musayı sorguya çeker. Kapı bozulur tamirci çağırırlar tamire başlar ve savcı Musayla konuşurken birden kapıcıya döner.
savcı: niye bozuluyo bu kapılar ?
tamirci: dil yatağı yalama olmuş efendim. bütün filmlerini izleyenler bu ince espriyi çözer çünkü her filminde kapılar bozuk :D
 
Sıralayacak olursak Zeki abinin eserlerini
 
Yazgı: 10/10
Üçüncü Sayfa: 10/9
Bekleme Odası: Bu filmde benim hatırladığım suç ve cezayı çekmek isterken olumsuzluklar nedeniyle Bekleme Odası na dönen evini anlatıyor. Fena :) 10/9
Yeraltı:10/9
Diğer filmleride en aşağı 7yi alır.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Kameralara yansıyan prototip görüntüleriyle gündeme gelen yeni Volkswagen Transporter, gerçeğini...