#
#
İngiltereli eski futbolcu Darius Vassell, futbol anılarını yazdığı 'The Road to Persia' adlı kitabında Ankaragücü günlerine dair anılarını da anlattı.
04/09/2017 - 17:40
İngiliz eski futbolcu Darius Vassell, futbol anılarını yazdığı 'The Road to Persia' adlı kitabında Ankaragücü günlerine  dair anılarını da anlattı. The Guardian'ın haberine göre ünlü forvetin Ankara günlükleri:  
 
Normalde gezgin bir futbolcu olmak gibi bir niyetim yoktu. Fakat İngiltere'de bana uygun bir şey kalmadığını farkettim. Menajerime İngiltere dışında, tamammen farklı bir tecrübe aradığımı belirttim. Menajerim 'Ankaraspor' isimli bir Türk kulübünün teklifiyle bana dönüş yaptı. Ankaraspor olduğundan emin misin diye sorduğumda ise 'Ankaragücü' olarak düzeltti.
 
Sonra kulübün web sayfasını inceledim. Pek kurumsal gelmediği için yanlış sayfada dolaştığımı düşündüm önce. Detaylı bir araştırma yapınca doğru web sayfasına olduğunu anladım. Sonra etraflıca düşünüp, en azından gidip görmeye değer dedim kendi kendime.
 
 Ankara'ya 2009 yılının 1 Temmuz tarihinde indim. Herhangi bir karşılama beklentim falan yoktu. Havaalanına inince binlerce taraftarın tezahüratlarla beni beklediğini gördüm. Şok olmuştum, hayatımda böyle bir durumla karşılaşmamıştım daha önceden. Bir dünya lideri veya bir rock star edasıyla karşılanmıştım.  Benim gibi menajerimin de şaşkın olduğunu gördüm. O esnada menajerime, buraya imza için gelmediğimi, sadece kulübü görme niyetiyle geldiğimi tekrardan hatırlattım.
 
O günün ardından menajerimle değerlendirme yaptık ve bu işin olabileceğine kanaat getirdik. 21 Temmuz günü tekrardan Ankara'ya döndüm, bu sefer imza içindi.  Hayatımda gördüğüm en kapsamlı sağlık taramasından geçtim. Saç tellerime kadar tarama yaptılar. O zaman bu imzamın kulüp için ne kadar mühim olduğunu idrak ettim.  
 
Takımla ilk tanışmam Avusturya'daki sezon öncesi kampında oldu. Yemek için masaya oturdum, neyseki orta sahada oynayan Barbaros İngilizce biliyordu ve uyum konusunda beni rahatlattı. Herkesle el sıkıştım, tepkilerini merak ediyordum.  Masada kimsenin kaptan gelmeden yemeğe başlamadığını ve o ayrılmadan masadan kalkmadığını farkettim. O makama karşı büyük saygları vardı. Açıkcası bu hoşuma gitmişti. 
 
http://i4.birminghammail.co.uk/incoming/article1337910.ece/ALTERNATES/s615/BP1749612@.jpg
 
Ertesi gün atreman sonrası otelin barına gittik. Oyuncular Türkçe müzik eşliğinde dans ediyorlardı. Muhtemelen dini ve geleneksel nedenlerden ötürü alkol servisi yoktu. İnsanlar eğleniyorlardı ve beni de buna davet edeceklerini hissetmiştim. Hiç istememe rağmen beni de sahneye aldılar. Nasıl ritim tutacağıma dair hiç bir fikrim yoktu ve tüm gözlerin benim üzerimde olmasından hiç hoşnut değildim. Sahneye çıkmış oldum, sonra herkes sırayla sırtımı sıvazladı. Onlardan birisi olmuştum artık. Teknik direktör Hikmet Karaman'da oradaydı. Bunun benim için özel tertip edilmiş bir sınav olduğunu düşünmüştüm.  
 
Bu esnada arka planda bazı işlerin yolunda gitmediği anlaşılıyordu. Bazı oyuncular aniden ve herhangi bir açıklama olmadan takımdan ayrılıyorlardı. Tesislerde elektirik kesintileri yaşanıyordu ve bazı taraftar gruplarının hoşnutsuzluğu dile getiriyordu.  
 
Sözleşmeme göre, yolları ve şehri öğrenene kadar bana her daim eşlik edecek bir sürücü ayarlanmıştı. Bir gün antreman sonrasında sürücü gelmedi. Terli halde ve antreman eşyalarıyla ortada kalmıştım. Menajerimi aradım ve bu sorunu dile getirdim. O da kulüple bağlantı kurdu hemen, sonra bana dönüp mevcut şartlarda elinden bir şey gelmediğini söyledi. Menajerimle son görüşmem bu oldu. Sözleşme için uzun uzun yaptığımız anlaşmaların geçersiz olduğunu ve Ankara'da tek başıma kaldığımı anlamıştım.  
 
İlk maçımda Diyarbakırspor'a karşı deplasmanda oynadık. Takım arkadaşım Barbaros çok zor ve farklı kültürde bir deplasman olacağı konusunda uyarmıştı. 2-2 biten bu maç hakkında çok fazla detay hatırlamıyorum ama çok eski bir stadyumdu. Soyunma odasındaki tuvalet sadece zemindeki bir delikten ibaretti, deliğe düşeceğimden endişe ettim hatta. O zaman farklı bir dünyaya geldiğimi tam olarak idrak ettim. Buna kendimi alıştırmam gerekecekti.  
 
Türkiye hakkında çok şikayetçi görünmek istemiyorum ama Diyarbakırspor deplasmanı çok değişik gelmişti. Oyunculara otel odalarının kapısını kitleme uyarısı yapılmıştı. Sahaya çıktığımızda futbolculara içi pislik dolu şişeler fırlatılıyordu. Barbaros görmezden gelmemi söyledi.
 
Bundan daha farklı bir tecrübe yaşayamam diye düşünüyordum ama yanılmışım. Bir gün takım olarak stadyuma gittik, bize özel olarak bir keçi kurban ettiler. Bazı oyuncular kurbanın kanını alıp ayakkabılarına sürdüler. Çok dramatize etmek istemiyorum ama keçiyle kesilmeden önce göz göze geldiğimizi anımsıyorum. O esnada gerçek manada bir hayvansever olduğumu anlamıştım.
 
https://www.thesun.co.uk/wp-content/uploads/2016/03/2662008.main_image.jpg?strip=all
 
İlk üç haftada 2 gol atmıştım ve herkes ligin gol kralı olacağımı konuşuyordu. Soyunma odasında takıma olan katkım ve çalışkanlığım bir ağırlık katmıştı bana. Taraftarlar 'kara boğa' lakabını takmıştı, özgüvenim zirvedeydi. Fakat takımın ilk altıya girebilecek kapasitede olmadığının da farkındaydım. 
 
İlk galibiyetimizi lig başladıktan iki ay sonra alabildik. Yöneticilerden ayrılanlar oldu, sonunda Hikmet Karaman ayrılmak zorunda kaldı. Ankara'da Crowne Plaza'da kalıyordum, Karaman'ın ayrılığının ertesi günü otel yöneticisi aradı. Bana karşı her zaman kibar birisi olan yöneticinin ses tonu her zamankinden farklı geliyordu. Benden sert bir üslupla gün bitimine kadar otelden ayrılmam gerektiğini söyledi. Akşam 7 civarı daha önce hiç bir uyarı almadan ayrılmam gerektiğinin söylenmesi şoke etmişti. Hemen kulüp sekreteri Osman Gençtürk'ü aradım, kulübün bu yanlışlığı hemen çözeceğini umut ediyordum. Bu esnada eşyalarımı toplayıp hemen lobiye indim, lobi gazeteci kaynıyordu. Henüz olay sıcakken kasıtlı olarak olay basına sızdırılmıştı.  
 
Yönetici Osman Gençtürk'ün anlattığına göre yeni yönetim kendisinden kurtulmak istiyordu. Bunun için de hakkımda alemci dedikodular çıkarılmıştı. Böylece taraftarların benim yanımda durmalarını önleyeceklerdi, hepsi palavraydı tabi iddia edilenlerin. 
 
Ankaragücü için son golümü 28 Şubat 2010 yılında Gençlerbirliği maçında attım. Tüm Ankaragücü serüvenimde yaşanan sıkıntılar, tesislerdeki elektirik kesintileri, geç ödenen maaşlar, istifalar ve mutsuz taraftarlar... Bu gol tüm bu sıkıntılar için duygularımın tercümanı olmuştu. Belki kulağa garip gelebilir ama golden sonra beş dakika boyunca kendime gelemedim ve ağladım. Hala dün gibi hatırlarım o anı, Ankara günlerimin sembolüdür o gol ve sonrası.
 
Ankaragücüyle son maçımı Fenerbahçe'ye karşı oynadım ve 3-0 kaybettik. Geriye dönüp baktığımda, Türkiye'de saha dışında çok güzel anlar tecrübe ettiğimi söyleyebilirim. Çok lezzetli yemekler yedim ve Türk insaları bana karşı çok nazikti. 2015 yılında ziyaret için Ankara'ya gittiğimde insanların hala beni tanıdıklarını farkettim. Yolda durdurup el sıkışıyorlardı benimle. Kim bilir işler yolunda gitseydi belki hala Türkiye'de kalmış olurdum.
twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
Çocukların diş fırçalama alışkanlığı elde edebilmeleri için geliştirilen...