#
#
Fransa ile Hırvatistan, Dünya Kupası’nda 20 sene aradan sonra karşılaşacak. 1998'deki mücadele kupa tarihinin unutulmayan maçlarından biriydi.
12/07/2018 - 15:30
Dünya Kupası öncesinde yapımı tamamlanan Stade de France tıklım tıklım doluydu. Yaklaşık 76.000 futbolsever Brezilya’nın ardından finale çıkacak son takımın belirlenmesini izlemek için tribündeydi. Tabi o futbolseverlerin çoğu Fransızdı!
 
Futbola ilgisi kısıtlı olan Fransızlar, sadece Michael Platini’nin karizması sayesinde bir dönem oyunun peşinden gitmişti. Ondan öncesi ve sonrası karanlıktı. 1998’de Dünya Kupası’na ev sahibi olduklarında milli takıma daha da uzak kaldılar. Bunun bir nedeni turnuvaya eleme oynamadan katılan takımın az maç yapmasıydı. Üstelik 1994’te elemeleri dahi geçemeyerek büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardı. Fakat başka bir neden çok daha derin tartışmalar içeriyordu. Milli takımın büyük bir kısmı göçmen çocuklardan oluşuyordu. ‘Has Fransız’ sayısı oldukça azdı, bu da en başta aşırı sağ partinin lideri Jean – Marie Le Pen’in tepkisini çekiyordu.
 
Tartışmaların gideceği yönü, takımın kendisi tayin edecekti. Birçok ulusun Fransız sosyal hayatına entegre olabilmesi adına sahadaki oyuncuların göstereceği performans önemliydi. Tarihi bir başarı onları eşitlik mertebesine çıkarabilirdi. Başarısızlık anında ise işler daha da sarpa sarabilirdi.
Esasında oynanan futbol da çok iyi değildi. Grupta üçte üç yapmışlardı ama rakipler zayıftı. İkinci turda Paraguay’ı savunma oyuncusu Laurent Blanc’ın uzatmalardaki golüyle, çeyrek finalde ise İtalya’yı penaltılar sonunda geçebilmişlerdi. Bu sefer rakip Hırvatistan’dı.
 
 
1990’ların başında Balkanların kan gölüne dönmesinin ardından ortaya çıkan bir takımdı Hırvatistan. Kadrodaki oyuncuların büyük bir kısmı, kariyerlerinin başında Yugoslavya Milli Takımı formasını giymişti. Şimdi yeni bir milli takım vardı. Hırvatistan ilk milli maçını 1990’da yapmıştı. Euro 96 elemelerinde İtalya’yı geride bırakarak sükse yapmışlar, turnuvada da çeyrek finale kadar çıkıp şampiyon olacak Almanya’ya elenmişlerdi.
 
1998’e ise play-off maçları sonunda gelmişlerdi. Fransa’da Arjantin ile beraber gruptan çıktılar. Dönemin dişli takımlarından Romanya’yı saf dışı bıraktılar. İki sene önce takıldıkları Almanya’yı 3-0 ile bozguna uğrattılar. Fransa ev sahibiydi ama yarı final öncesinde oynanan futbola bakınca daha fazla keyif veren Hırvatistan’dı.
 
 
İşte 76.000 kişi bu iki takımın kapışmasını izlemek için gelmişti. İlk yarı golsüz sona erdi. İkinci yarının hemen başında turnuvanın gol kralı Davor Suker, Aljosa Asanovic’in sol ayakla verdiği muhteşem pasında kendi sol ayağıyla Fabian Barthez’i avladı. Golcü oyuncunun golü Hırvatları finale bir adım daha yaklaştırdı. Esasında Fransa’nın da onlara verebilecek cevabı yok gibiydi. Santrfor Stephane Guivarch, tıpkı bugünün Olivier Giroud’su gibi acımasızca eleştiriliyor, genç Thierry Henry yokları oynuyor, David Trezeguet yedek kulübesinde hapsoluyordu.
 
Fakat savunmanın her zaman söyleyecek bir sözü vardı. 1998’de Laurent Blanc, 2018’de Raphael Varane ve Samuel Umtiti gibi, Fransa her zaman sürpriz golcüler çıkarmayı sevdi. O gün de sıra Lillian Thuram’daydı. Başarılı stoper-sağ bek, Suker’in golünden bir dakika sonra yaptığı presle Zwonomir Boban’dan topu kaptı, devamında da beraberliği getirdi. 70. dakikada da skoru belirleyen golü yine kendi çabasıyla kaydetti. Gol sevinci de turnuvanın unutulmazları arasına girdi. Fransa, Slaven Bilic’e tokat atan Blanc’ın kırmızı kart görmesiyle son 15 dakikayı 10 kişi oynasa da Hırvatistan avantajı değerlendiremedi.
 
8 Temmuz 1998 gecesinin kazananı Fransa, kahramanı da Lillian Thuram’dı. Öyle ki; milli forma ile 113 maça çıkan ve sadece iki gol atabilen (işte bu goller) Thuram yıllar sonra 8 Temmuz 1998 isimli bir kitap bile yazdı.
 
Guadeloupe doğumlu bir oyuncu Fransa’yı finale, finalde de Cezayir asıllı bir yıldız takımını dünyanın zirvesine çıkaracaktı. Çok uluslu bir ülkede birlik olmanın en önemli şartı o gollerle sağlanıyordu. Thuram; “O gollerle benim hayatım değişmedi, başkalarının bana bakışı değişti” derken belki de tam olarak bunu anlatıyordu.
 
Diğer taraf ise yeni bir ulus olmanın heyecanını taşıyordu. Almanya maçında formalarının içine “Hırvat olmaktan gurur duyuyorum” yazılı tişörtler giyen oyuncular, ülkenin varoluşunu güçlendirmek için hem zaferler hem de dramatik yenilgiler yaşatmalıydı. Dünya Kupası üçüncülüğü yeni yeni bağımsız olan bir ülke için büyük zaferdi. Zaferi taçlandıran hikâyelerden biri de dramatik yarı final yenilgisiydi.
 
Kısacası 1998 yazında herkes mutluydu!

twitter, vine, instagram, youtube, vimeo ve facebook postlarını url ekleyerek girebilirsiniz.

bbcode'un tüm nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
• [b]kalın yazı[/b]: kalın yazı
• [i]italic yazı[/i]: italic yazı
• [u]altı çizgili yazı[/u]: altı çizgili yazı
ekşide gavatlar vardı, suriyelilerle balkan göçmenlerini karşılaştırıyor.
bu iş ona dönecek.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Fransanın kadrosunun tamamı afrikalı da olsa kupayı hakettiler bu ayrı konu ancak Fransa ya da Belçika'da ki afrika kökenli oyuncuları Balkan göçmenleri ile bir tutmakta tam bir komedi
Fransa ,Belçika gibi bugün medeniyetin beşiği olan ,sarsılmaz ekonomik güç sahibi ülkeler çok uzun yıllar boyunca afrikada ki insanları köleleştirip sömürge imparatorluklarına hayat katmışlar .
O dönem Fransa sömürgelerinden fransaya göç eden ailelerin devamı da bugün fransada yaşayan afrika kökenli insanların tabanını oluşturuyor olsa gerek
 
Örnek verdiğin Balkan göçmenleri ise kazanılan Balkan topraklarında Türk nüfusu arttırmak adına Anadoludan bölgeye gönderilen Türk topluluklarıdır . Balkanlar kaybedilince demografik yapı için bölgeye gönderilen Türkler'in ağır çoğunluğu da Anadolu ve İzmir'e geri dönmüş
 
Bu ikisinin aynı şey olduğunu iddia etmek çok ilginç
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
millet bi mültecidir tutturmus, bahsi gecen adamlarin hepsi Fransa dogumlu. Türkiyedeki arnavut, bosnak vs vatandaslar neyse Fransiz milli tkaimindaki sözüm ona mültecilerde aynisi. Sirf Saffet Sancaklinin ten rengi genel olarak Türkiyedeki cogunlugun ten rengiyle ayni diye göze batmiyor o kadar.
 
Fransa teker teker oyuncu kalitesine bakildiginda kapasitesinin cok altinda sirf kontraataga dayali bir futbol oynuyor. özellikle ikinci golü penaltidan atamasalar neler olurdu bilmiyorum. özellikle ara ara hirvatlar cok güzel baski olusturdu ama golü atamayinca bir hata direk 3üncü golü getirdi.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.

"Moskov1925" dedi ki;

Fransa nin mültecilerinden pogba mbabbe umtiti kante cikiyor bizim mültecilerden hirsiz gaspci terörist tacizci cikiyor

Yetiştirme ve eğitim meselesi.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Fransa nin mültecilerinden pogba mbabbe umtiti kante cikiyor bizim mültecilerden hirsiz gaspci terörist tacizci cikiyor
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Hırvatistanın finale kalması oyun kalitesinden çok fikstür avantajıydı. Karşılaştığı kendi klasmanında ki takımları bile penaltılarla yenebildi. Bir tek ingiltere maçı üst seviye maç oldu hırvatlar adına. Onda da ingilzilerin genç takımla turnuvaya katılmalarının ekmeğini yediler. Ben baştan beri hırvatların oyununu beğenmeyenlerdenim. Modric hariç final kalitesine yakışan oyuncu yoktu neredeyse dün sahada.
 
Turnuva özelinde ise italyanlar katılmış olsaydı. Banko aday olacakları bir turnuva yaşandı. Defans yaparak bir yere geldi çoğu takım. İtalyanlarda bu işin ağababası oldukları için bu turnuvada finali görebilirlerde katılmayı başarabilselerdi. Onun haricinde fransa hak ettimi. Eh işte. Fifa konfederasyon kupası tadında geçti koca turnuva.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
adamların terminatör gibi orta sahası var hangi teknik takım buna dayanabilir ki. Bu turnuva öncesinde Fransa'nın açık ara favori olduğunu düşünüyordum ama aklımda hep bu sefer takım olmayı başarabilecekler mi, kadronun hakkını verebilecekler mi konusu vardı. France 0-0 Luxembourg maçı hafızalarda. Gruplarda dengesiz sonuçlar almıştı. Her rakibe karşı yetecek kadar bir performansla oynadılar. Çok fazla abartmadılar.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Fransa muhtemelen bu jenerasyonu ile önümüzdeki 3-4 turnuvaya daha damgasını vurur gibime geliyor,Hırvatistan için artık aynı şeyleri söylemek zor gibi özellikle Modric'in yeri zor dolar...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Hırvatların kaybedeceğini kendimin hırvatları tutmasından anlamıştım. Her ne kadar sen destekleme sakın hırvatları, sevindirme şu fransızları desemde söz geçmedi gönlüme..
 
Hırvatlar duygu takımı. Pas var, yardımlaşma var, izlerken gözlerin pasını siliyor. Fransa milli takımına gelirsek, bi kere bunlar milli takım değilki, bunların kaç tanesi fransızki. Bunlar fransızsa bizim turnuvaya fransız kalmamız normal..
 
Hayat fena halde futbola benzer, futbolda hayata benzer. Duygusal, kıpır kıpır kapıcının oğlu kaybetti, duygusuz, arkası(defansı) sağlam, zengin çocuğu kazandı
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Topice ilgiden belli kimse bu turnuvayı beğenmedi
Devşirmelerle işi götürdü fransızlar
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın. Giriş yapmak için tıkla.
Önceki Yorumlar
Ticaret Bakanlığı’nın yerli ürünlerle ilgili aldığı “etiket” kararının...