Zaman: 29 Kas 2014, 01:47

Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 
Yazar Mesaj

attacante
 Mesaj Başlığı: Hacettepe Unutulmaz--mor beyaz sevda
MesajGönderilme zamanı: 20 Haz 2007, 22:42 
Çevrimdışı

Kayıt:
14 Ara 2006, 12:56
Mesajlar:
2803
Konum:
buca palas
İnanılmaz mahallenin inanılmaz futbol takımı....


Hacettepe' nin 1962' de 1. lige çıkışı çok renkli olmuştu. Ön elemelerde fırtına gibi esmişler, Şekerspor, Altın, Hilal ve Vefayı teker teker yenmişler ama asıl gürültüyü dönemin flaş ekibi Beyoğluspor' u yenerek çıkarmışlardı. Böylelikle baraj maçını oynamaya hak kazanmışlar, Bursa' da yaplacak maçta ise o yılların güçlü takımı Demirspor' la karşılaşacaklardı. Bu arada deplasmana takımla beraber taraftarında gitmesi ilk kez Hacettepe' nin hayata geçirdiği bir yenilikti. Hemde ne yenilik ! İnanılır gibi değildi.

Deplasmandaki maçlara 2-3 bin kişilik kalabalıklarla gidebiliyorlardı. Bursa' daki maça da yine cümbür cemaat gitmiş, tribünlerdeki yerlerini almışlardı. Maç karşılıklı gollerle geçmiş ve Hacettepe son on dakikaya 2-1 yenik durumda girmişti. Bu arada futbolcularda da adım atacak hal kalmamıştı. Takımla tribün bütünleşmesi işte tam bu noktada harekete geçmiş; taraftarlar takımlarının imdadına yine en iyi bildikleri yöntemle yetişmişlerdi. Kavgayla !

Eski kalecilerden Orley İhsan, rakip takımın taraftarlarının üstüne saldırıya geçmiş ve ortalık karışmıştı. O günkü kavgada yer alan "Nay nay nom Erol" un anlatımına göre karşı tarafa 40 yaralı vermişler, kendilerinde ise başta kendisi olmak üzere 4 yaralı ile bu cengi atlatmışlardı. Bu arada istedikleri olmuş, maça tam yarım saat ara verilmiş, takım nefes alma imkanı bulmuştu. Maç tekrar başladığında ise artık taraftarın görevi bitmiş, iş teknik direktöre kalmıştı. O da üstüne düşeni dahiyane bir taktikle yerine getirmişti. Teknik direktör Sabri Kiraz, erilen bu yarım saatlik aradan sonra sol kanatta oynayan Susak Yılmaz' ı sağiçe almış bu değişiklikle rakibin tüm oyun planını alt üst etmeyi başarmışt, Susak' ta bu değişikliği attığı nefis golle taçlandırmış ve maçı 2-2' ye taşımıştı. Hacettepe 1. ligdeydi artık..


Sert abiler..

Mahallenin ve futbol takımının en renkli simalarından biride Karagöz Kemal' di. Asıl adı Kemal Sevilen olan Karagöz' ün lakabı babasından dolayıyda. Ünlü karagöz sanatçısı Hayali Küçük Ali olarak bilinen Mehmet Muhittin Sevilen' in oğluydu. Dünya ya geldiği hacettepe' de soyadı gibi çok sevilmiş, kuruculuğuna tanıklık ettiği Hacettepe futbol kulübünün de sembol isimlerinden biri olmuştu. Ama Karagöz' ün asıl ünü , kabadayılığından gelmişti. Üzerinde toplu iğne dahi taşımayan mert biri olarak ünü tüm Ankara' ya yayılmıştı. Akli dengesi bozuk birinin kaçırdığı kız çocuğunu, polisten önce davranarak güçlü kuvvetli bilekleriyle elinden almış, küçük kızın hayatını kurtarması tam bir şehir efsanesi olmuştu. Hacettepe sert abilerin, ağır delikanlıların harman olduğu yerdi, ama efsanevi "Kabadayı Üçlemesi" Ankara' da herkese korku veriyordu.


Kabadayı Mehmet, Sarı Veli (dayı), Karagöz Kemal

Karagöz Mehmet Ankara çapında tanınan bir kabadayıydı. Lakabı gibi soyadı da Kabadayı olan Mehmet mahalleli tarafından son derece mert, iyiliksever bilinmesine karşın aynı zamanda çok sert, acımasız ve gaddar biri olarak da tanınıyordu. O yıllardaki yakın korumasının ismi bile Kabadayı Mehmet' in nasıl bir kabadayı olduğunu bizlere iyi anlatır. Yakın koruması: Dündar Kılıç. Kabadayı Mehmet' in ünü Hacettepe' nin dışına taşmış, işlettiği kumarhanesiyle Ankara' nın gayri-meşru hayatını kontrol eder olmuştu. Ancak kuşkusuz dçnemin Ankara' sında yanlız değidi. Altındağ' lı Kürt Cemali ' de şehrin güçlülerindendi. Üzerinden elli yıl geçmesine rağmen halen nasıl olduğu bilinmeyen müthiş bir cinayetle Kürt Cemali öldürüldü. Kabadayı Mehmet' in açtığı kulübe davetli olarak kumara gelen Kürt Cemali bir tartışma sonrası konuşan silahlardan çıkan kurşunların hedefi olmuş ve oracıkta ölmüştü. 50 yıldır bu cinayet üzerine yapılan tartışmalar bitmez. Şüpheli olarak Kabadayı Mehmet ve Dündar Kılıç aranır. Anlatılana göre kulübün ışığı bir an için söndürülmüş ve karanlıkta kimin kime ateş ettiği belli olmayan bir çatışma çıkmış, ortalık durulduğunda Kürt Cemali' nin cesedi ile karşılaşılmıştı. Cinayetten sonra Ankara kaynayan bir kazana dönmüş, infial içindeki Kürt Cemali' in yakınları ve Altındağ' lılar yürüyüş yapmış, intikam yemini etmişti. Cenazesi büyük bir kalabalıkla kaldırılmış, gazeteler günler boyu bu olayı manşetten vermişlerdi.

Artık Hedefteki Yer Hacettepe’ ydi

Yıllar sonra Dündar Kılıç “O an bizi yakalayanı Ankara’ ya vali yaparlardı” diyerek o günkü durumu özetler. Kürt Cemali’ nin ardından ağıtlar, şiirler yakılacak, hatta yıllar sonra Haldun Taner’ in Keşanlı Ali Destanı adlı oyunun da Kürt Cemali için yazdığı söylenecekti. Bu olay kabadayının yakasını ölünceye dek bırakmayacak, birkaç gün sonra teslim olup cezasını yatmaya başlayacaktı. Arsı sıra cinayetten sorumlu tutulan Dündar Kılıç da teslim olacak cinayete iştirakten yargılanarak, cezasını Ankara Ulucanlar cezaevinde çekecekti.

Bu arada mahalle de Sarı Veli’ ye kalmıştı. Mahallenin Veli Dayı dediği Sarı Veli, Kabadayı Mehmet’ in en yakın arkadaşıydı. İçtikleri su ayrı gitmezdi. İki kabadayı sırt sırta verip tüm dövüşlerden çıkmış, aynı cezaevinde aynı yatağı paylaşmış, can doztlarıydı. Ama kabadayının cezaevinden çıkmasından sonra ne olmuşsa olmuş, iki can dostunun arasına çekememezlik girmiş, yolları ayrılmıştı.

Ardından belkide Hacettepe tarihindeki en dramatik olay yaşanmış, Kabadayı Mehmet en yakın arkadaşı Sarı Veli’ yi öldürmştü. “Ölümün ve raconun çocukları” artık birbirlerine de kıymaktaydı. İki büyük aileninde arası açılmıştı. Hacettepeliler aradan geçen onca yılda, bu olayı iki kabadayının arasına girenlerin hazırladığını düşünürler.

Bu kez çalar Kabadayı için çalmaktadır. Hayatı boyunca hiç ağladığı görülmeyen Kabadayı’ nın, öldürdüğü yakın arkadaşı Sarı Velinin mezarını ziyaret ettiğinde, gözlerinin dolduğu anlatılır. En yakın arkadaşını katletmiş, yakın koruması Dündar ise çoktan İstanbul’ a yerleşmiştir. Savunmasız kalan Kabadayı için beklenen son gecikmez. Yıllar önce işlediği cinayetin bedelini ödeme zmanı gelmiştir. Kabadayı Mehmet, Kürt Cemali’ nin yakınlarınca öldürülür.

Kabadayı Mehmet ve Sarı Veli ölmüş, Karagöz Kemal se zaten onlar kadar kıyıcı olmadığı için kabuğuna çekilmiştir. Dündar Kılıç çoktan İstanbul’ u mesken tutmuştur.

Hacettepe artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktır.

Menekşelerin Hüznü

Bu isyankar mahalle, daha birçok kez mahkeme tutanaklarına, adliye koridorlarına düşecektir düşmesine ama mahallenin yaşadığı en büyük ve en son sarsıntı ise İhsan Doğramacı ile olacaktır. Hacettepe’ ye bir Hastane projesini hazırlayan Doğramacı, ilkin mahallenin tepkisiyle karşılaşır. Özellikle furbol takımının kapanacağı endişesi, Hacettepeliler’ i ayağa kaldırır. Ancak İhsan Doğramacı dahiyane bir sözle mahallenin gönlünü alır: “Hacettepe’ yi Arsenal yapacağım.”

Takım için kurulan bu fantastik hayal bir tarafa, evler için yatırılan istimlak bedelleri daha iyi yaşam hayalinde olan mahalle sakinleri çin bulunmaz bir nimet olmuştur. Birer ikişer istimlak bedelleri bankadan çekilmeye başlanır. Zamanında harbiye öğrencilerine bile ölümüne direnen bu ele avuca sığmayan mahalle, belki de kendisini tümden yok edecek bu harekata beklenen direnci gösterememştir. Halen tüm Hacetepeli’ lerin anlayamadığı bir teslimiyetle “hastane projesi” için evlerini boşaltmaya başlarlar.

Böylelikle “En arızalı semt” ayıklanmış ve kendilerine Hacettepeli deyip ceket omuzdan yürüyenler, kentin dört bir yanına savrulmuştu.

Artık anlatılacak sıkı hikayeler dışında sarılacakları tek bir birliktelikleri kalmıştı: Futbol takımı.

Ancak o da mahallenin dağılmasını izleyen yıllarda 1. Ligde zor tutunmaya başlamıştı. 1968’ de 1. Lige veda eden Hacettepe bir daha 1. Lig yüzünü göremeyecek 2.ve 3.lig derken amatör kümeye kadar düşecekti. Kulübün geleceğini kurtaracağım diye alan Melih Gökçek’ in son hamlesiylede tarih olacaktı. Keçiörengücü adını alan kulüp Hacettepeli’ lerin açtığı iptal davalarına aldırmaksızın kendi yoluna devam eder. Artık Hacettepe ile hiçbir ilgisi kalmayan kulübü geri almak için açılan davanın itiraz süresini kaçıran Hacettepeli’ lere ise her zamanki duyguları miraz kalır: Öfke !

Bu gün Hacettepe’ yi sevenler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’ nin lokalinde toplanan bu “Ankara’ nın Eski Fırtınaları”, mor renkli örtülerin serili olduğu masalarda oturup, anılarını yad ediyorlar. Ölen arkadaşlarının cenazelerini Hacettepe bayrağı serip kaldırıyor, birbirlerinden bahsederken abimizdir, kardeşimizdir sözlerini eksik etmiyorlar. Çok uzun yıllar önce mahalleden ayrılan Karagöz Kemal’ in Çanakkale’ de oturduğu evin dış boyasında yaşayan Mor Beyaz renkler, belki de son sığındıkları bir liman gibi duruyor. Dernek eski başkanı Lütfi Yanar’ ın öncülüğünde biraraya gelen Tık Tık Sami, Baba Kazım, Santrafor Hayri ve eski başkan Cemal, geçen günleri bugünmüş gibi anlatırken; ellerinden alınan mahallelerine inat, gelecek kuşaklarla paylaşacakları Hacettepe öykülerine sıkı sıkıya sarılıyorlar.

_________________
nerde yaptın değil, kimlerle yaptın..!


En son rodder tarafından 20 Haz 2007, 22:46 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share

attacante
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Haz 2007, 22:45 
Çevrimdışı

Kayıt:
14 Ara 2006, 12:56
Mesajlar:
2803
Konum:
buca palas
severek heyecanlararak okudugum bir yazı dizisi......

kendimide kattıgım bir grup ankaragücü taraftarı her ortamda yaşatmaya çalışıyor hacettepeyi..... inanıyorumki bu ruh birgün yattıgı yerden kalkacaktır.....

_________________
nerde yaptın değil, kimlerle yaptın..!


Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share

attacante
 Mesaj Başlığı: Re: Hacettepe Unutulmaz--mor beyaz sevda
MesajGönderilme zamanı: 08 Eki 2007, 03:34 
Çevrimdışı

Kayıt:
14 Ara 2006, 12:56
Mesajlar:
2803
Konum:
buca palas
Roy Keane yazdı:
İngiltere'de çok örneğine rastlanır bu tarz kapanışların.Taraftarlar birleşir ve yeniden kendi takımları için klüp kurarlar. Hazır Hacettepe şeklinde bir spor klübü de yokken Hacettepeliler takımlarını yeniden diriltmeyi düşünmüyor mu? Olur da böyle bir hadise yaşanır ve Hacettepe dirilirse Keçiörengücü maçlarını görmeye değecektir.


babamdan hacettepe öykülerini çok dinledim.. babam eger 20 yıl önce bu mahalle nasıl dagılır diye birisi sorsa deli oldugundan şüphe ederim diye cevap verir..

ben-peki baba 20 yıl sonra soruyorum bu soruyu sana bu mahalle nasıl dagıldı
babam- oglum uzun uzun anlatırım ama kısaltılmış şekli var ''melih gökçek''..
ben- baba ben bu cevapdan kalleşlik şeref kavramıın tam zıt karşılıgı gibi şeyler algıladım.
babam- daha da fazlası var aslında....

kısacası o efsana mahalle tamamen dagıldı.. ankaranın 4 bir yanınana! ve malesef senin dedigin gibi takımı bir şekilde kurup ayaga kaldıracak yeni bir nesili yok! yani o mahallenin yeni nesili ''hacettepeyi'' bilmiyor..

har har har hor hor hor hacettepe hacettepe kor kor kor !!

_________________
nerde yaptın değil, kimlerle yaptın..!


Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share

attacante
 Mesaj Başlığı: Re: Hacettepe Unutulmaz--mor beyaz sevda
MesajGönderilme zamanı: 08 Eki 2007, 03:50 
Kullanıcı avatarı
Çevrimdışı

Kayıt:
15 Haz 2007, 15:30
Mesajlar:
3831
Konum:
Costantinopoli
Bir efsanede burda yatıyor işte bir bir hepsi tükeniyor TR'nin dört bi yanında sönmüş şekilde bulunan sadece renkleri kalan bir sevda ...tekrar diriltmek başka bir yana dursun ,eskiler eskide kaldı Efsane eskide ...

_________________
http://onelovedenizlispor.blogspot.com/


Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share

attacante
 Mesaj Başlığı: Re: Hacettepe Unutulmaz--mor beyaz sevda
MesajGönderilme zamanı: 08 Eki 2007, 14:20 
Kullanıcı avatarı
Çevrimdışı

Kayıt:
01 Oca 2006, 22:31
Mesajlar:
11783
Konum:
B U C A
rodder hacettepe aşkı sarmış dört bir yanını yahu! :D

_________________
BUCA FAN CLUB !


Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share

attacante
 Mesaj Başlığı: Re: Hacettepe Unutulmaz--mor beyaz sevda
MesajGönderilme zamanı: 09 Eki 2007, 01:26 
Çevrimdışı

Kayıt:
14 Ara 2006, 12:56
Mesajlar:
2803
Konum:
buca palas
onların tabiri ile olmayan mahallenin olmayan sokagı
volume roma


Eklentiler:
482426344_a700fc3f82.jpg
482426344_a700fc3f82.jpg [ 161.58 KIB | 1362 kere görüntülendi ]
482458359_6f29077860.jpg
482458359_6f29077860.jpg [ 131.61 KIB | 1362 kere görüntülendi ]

_________________
nerde yaptın değil, kimlerle yaptın..!
Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share

diffensore
 Mesaj Başlığı: Re: Hacettepe Unutulmaz--mor beyaz sevda
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2008, 21:29 
Çevrimdışı

Kayıt:
14 Oca 2008, 00:55
Mesajlar:
490
Konum:
Ankara/Çankaya
ah hacettepe ah bende babamdan bi kaç büyüğümden çok hacettepe anısı dinledim babamın anlatırken gözlerinin dolduğuna şahit oldum, hacettepeyi hacettepe yapan semt kültürü ve semtdekilerin birbirine olan bağlılıydı harbiye olayı zaten bunun en iyi örneği, harbiye olayı hacettepenin dağılmasının en önemli sebeplerinden biridir olay kısaca şöyledir alıntı: Anlatıldığına göre hafta sonu izninde olan birkaç Harbiyeli, Hacettepeli aynalı bir kızı, utanıp sıkılmadan, yüksek perdeden laf atarak rahatsız ederler. Mahallenin sonraki yıllarında önemli kabadayıları olacak olan ve bu olayla nam alan Kabadayı Mehmet, Sarı Veli ve Karagöz Kemal, duyar duymaz, Hacettepeliliğin raconu icabı, sütü bozuk saydıkları çocukların mostrasına bakmak lüzumuyla tekkeden apar topar fırlamışlar. Duyduklarından öyle dolmuşlar ki tabancaymış, şişmiş, muştaymış, bıçakmış, sopaymış es geçip oğlanları çıplak elle haklayacağız yeminiyle yolları arşınlamışlar. Kız mı suçlu, kuyruk mu sallamış, işve mi yapmış , kıçının çatalını indire bindire üç ayaklı deyyusları daha mı azdırmış diye sormamışlar, akıllarına getirmişler ama hesaba katmamışlar. Zira kız Hacettepeli'ymiş lüzumluysa kulağı bükülür, vakti geldiyse everilirmiş ancak aslolan yaşananlarmış. Atılan laf sanki kuş olmuş duyurmuş kendini dört bir yana, Ankara'ya, mahallenin ortasına, namusuna, varlığına. . Birkaç veledizinanın Hacettepe'nin şanına leke sürmesine mahal vermemek için şart olmuş vurmak, yıkmak, kan almak. Nihayet Mehmet ve arkadaşları kendilerinden sayıca fazla olan Harbiyelileri Anafartalar Caddesi'nde, bugün düğün salonu olan Sus Sineması içinde kıstırırlar. Film oynarken kalabalık salona girerler. Nedenmiş niyeymiş kimiz biz nerden geldik burayanın lafını dahi etmeden sağdan soldan karışmaya, ayırmaya yeltenen ışıkçısı, meraklısı, asabisine ve canhıraş çığlıklara aldırmadan Harbiyelileri usulünce döverler. Dayak yiyen Harbiyeliler okuldan daha kalabalık bir grup toplayarak otobüslerle bu kez Hacettepe'ye dönerler. Harbiyeli kızgındır. Kısasa kısas saldırgan gençleri istemektedirler. Ama umduklarının aksine bir direnişle karşılaşırlar Mahalleli-yine anlatıldığına göre- genci yaşlısı, çoluğu, çocuğu, anası gacısı, hırlısı hırsızı -ve hatta mahallenin yabancısı olan sucuları- her bir ferdiyle tam tekmil Harbiyelilerle kavgaya tutuşurlar. Cümbüşü duyan koşarak meydana geldikçe iş dallanıp budaklanır. Polis geldiğinde ne Hacettepeliler ne Harbiyeliler polisi dinleyecek halde değillerdir. Kavga bittiğinde herşey çok uzatılmadan örtbas edilir, failleri çarçabuk salıverilir. Ahali, ölürmüş kalırmış sonu ne olur demeden askere karşı gelmiş, devletin ya da onun temsilcilerinin o üç delikanlıyı almasına izin vermemiştir. Bana göre Hacettepe'nin sonunu hazırlayan dramatik olaylardan ilki budur. Birileri bu işe çok kızacak ve asla unutmayacaktır.

Ikincisi, Haldun Taner'in Keşanlı Ali Destanı adlı ünlü oyununa konu olan Altındağ'lı Kürt Cemali ile daha önce adı geçen Hacettepe'li Kabadayı Mehmet'in kavgasıyla ilgili. Söz konusu olan "delikanlılık"tan mafya babalığına geçiş yapan, haraç alan, kumarhane işleten, it kopuk besleyen, en yakın arkadaşı Sarı Veli'yi öldürecek kadar soysuzlaşan Kabadayı Mehmet'in kendine rakip gördüğü Kürt Cemali'yle mücadelesiydi. Işin hitamında Mehmet'in Kürt Cemali'yi öldürmesi, Altındağlılar üzerinde büyük infial yaratır. Hacettepeliler ile aralarında çoğu yerde polisin dahi karışamadığı kavgalar yaşanır. Kabadayı Mehmet üzerinden tüm Hacettepe hedef alınarak sağa sola divane saldırılar olur. Hacettepe, bir yanda göç alıp göç verdiği, evlerinin birer birer yıkıldığı kendi tükenişini yaşarken, öte yanda mahallenin son kabadayısını, onun geçmişteki zayıfı, bilhassa ırz ehlini koruyan delikanlı günlerinin hatırına neredeyse "zoraki" olarak çekmektedir. Daha yırtıcı ve aç olan yaslı Altındağ ahalisi ise günlerce yasını tuttuğu Cemali'nin intikamını, yine o kenar-şehirin kanunlarına uygun olarak, Kabadayı Mehmet'i Hergele Meydanı'nda öldürerek alır. Bu hesaplaşmalar, kan alıp kan vermeler Hacettepe'yi kendini tüketmeye yönelik bir gidişat içine sokarken, merkez -yenişehir sakinleri- nezdinde gittikçe büyüyen bir cezalandırma arzusu yaratıyordu. "Bu adamların bir yerde durdurulmaları gerekiyor!"du. Aynı dönemlerde Ihsan Doğramacı'nın hastahane projesi bu cezalandırma arzusuyla önemli ölçüde örtüşecekti.
hastane projesi tamamen semti dağıtmak için yapılmış bi senaryodur
ve son darbe i.melih gökçek

Hacettepe ile ilgili sayısız öykü, olay ve rivayet anlatılabilir. Ancak merkez ile ilişkilerini hiç bir zaman sağlıklı olarak kuramamış olan kavgacı Hacettepe öyküsü, tüm mahallenin istimlak edilerek ahalisinin dağıtılmasıyla dramatik biçimde nihayetlendi. Mahalle içindeki Tacettin Camii ile bitişiğindeki Mehmet Akif Ersoy'un Istiklal Marşı'nı yazdığı dergah dışındaki bütün evler yıkılarak, yerine bugünkü Hacettepe Hastahanesi kuruldu. Daha da dramatik olan Hacettepe futbol takımının tüm istimlaklerin tamamlandığı bir tarihte, taraftarı olmayan bir devlet takımına, Şekerspor'a karşı kaybederek averajla ikinci lige düşmesi oldu (1968). O farklı takım, önce taraftarını sonra kimliğini kaybederek amatör kümeye kadar düştü. Bu eza yetmezmiş gibi, seksenli yıllarda, Melih Gökçek'in Keçiören Belediye Başkanlığı sırasında ismi "Keçiörengücü" olarak değiştirildi ve tamamen tarihe karıştı. Hacettepeliler istimlakler yüzünden Ankara'nın çeşitli semtlerine, hiç tanımadıkları, doğup büyüdükleri mahalle kadar sevemeyecekleri yerlere taşınmışlardı. Hacettepe susturulmuştu. Hastahane için bir başka arazi ya da boş bir yer yokmuş gibi özellikle bu kavgacı mahalle seçilmiş, istimlak edilmiş, kendi içinde tek bir hırsızlık olayına rastlanmayan, hırsızlar, yankesiciler, esrar satıcıları, bıçkınlar ve kabadayılar'ın Hacettepe'si ortadan kaldırılmıştı.


işte bi efsane böyle sona erdirildi, hacettepe artık yalnızca kalbimizde yaşıyor.

_________________
Boston efsanesı geri döndü.


Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share

diffensore
 Mesaj Başlığı: Re: Hacettepe Unutulmaz--mor beyaz sevda
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2008, 21:37 
Çevrimdışı

Kayıt:
14 Oca 2008, 00:55
Mesajlar:
490
Konum:
Ankara/Çankaya
aksiyon dergisinde hacettepe ile ilgili bir makale
Resim


Öteki Hacettepe’nin öyküsü



Kabadayılarıyla, insanların girmekten çekindiği mahallesiyle, 1. Lig’de sekiz sezon oynayan takımıyla, çok renkliliğin Ankara’daki simgesiydi Hacettepe.

Futbol, kazananlar gibi tümüyle kaybedenlerin de oyunu olmalı. Bu yönüyle hayatın en can alıcı yerine yakın bir yerde durur. Bunun belki de en afili örneği, Hacettepe… Hacettepe’nin tarihi hakkında en derli toplu bilgiye sahip Lütfü Yanar’la, eski Hacettepe’nin dar sokaklarında yürürken bunu müşahede ediyoruz. Ruhu çoktan uçup gitmiş kenar semtin içinde büyüyen Lütfü Bey bile köhne binalar içinde yaşayan şimdiki semt sakinlerini tanıyamayabiliyor. Dünün yabancıları, bugünün yerlileri olmuş. Dünün yerlileri ise ‘yeni Ankara’ya savrulmuş.

FARKLILIĞA AÇIK, ŞEHRE KAPALI!

Lütfü Yanar Bey’in 17 yıl önce kurduğu derneğin lokali, bugün hayatta olmayan Hacettepe kulübünün armasıyla süslenmiş. Başka yerlerde otursalar da Hacettepe’nin sevenleri burada bir araya geliyor. Eski Hacettepeliler, futbol takımının siyah-beyaz, sepya fotoğraflarına bakarak iç geçirirken; Ankara’nın en sıkı yerindeki efsane kabadayı ağabeylerini yâd ediyorlar.

Hacettepe’nin tarihi, semtin manevi dinamiklerinden Tacettin Sultan’ın türbesine bakılırsa, 15. yüzyıla dayanıyor. Türbeyi içine alan camiyi, Padişah 2. Abdülhamit 1902’de yaptırmış. Semtin bir sınırını da, sırtını camiye dayamış, Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı’nı duvarlarına yazdığı ev çiziyor. Buraları, dilek ve adak adamak için kullanıldığı gibi, mesire yeriymiş de.

Hacettepe, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren, Ankara’nın kenar semtleri içinde, isyankârlığıyla dikkat çekmiş. Ankara’nın yerlilerinin yaşadığı semt, 50’lerdeki göç dalgasıyla, ucuz ev arayanların tercihi olmaya koyulmuş. Yürürken izlerine rastladığımız küçük dükkânların, kalaycısından kasabına kadar ticaret merkezi olması bir yana, tüccar taifesinde Müslüman ahaliyle iç içe geçmiş Yahudilerin çokluğu vaki imiş. Lütfü Yanar’a göre bunun sebebi, “50-60 yaşlarında hacca giden esnafın, döndükten sonra kul hakkı yiyeceğinden korkarak, ticaretten elini eteğini çekmesi.” Semtin en renkli yanlarından biri de zamanında Ermeni ve Musevi mahallelerini de barındırması.

Ankara’nın bu renkli mahallesi, kapalı bir kutu gibi kendini saklarken merkeze hep uzak kalmış. Bunun sırrı, eski topraklara göre, seymenlikten gelen bir delikanlılık kültürünün uzantısı olan kabadayılar. Hacettepe üzerinde bilimsel çalışmalar yapan Dr. Levent Cantek’e bakılırsa, “Burada büyüyen ve o zamanlar Kabadayı Mehmet’in korumalığında bulunan Dündar Kılıç’ın, kız kardeşine laf atan bir gencin kulaklarını eline verdiğini hatırlayınca, romantik düşünmek pek de mümkün değil.” Ankara’daki bir lokalde buluştuğumuz birkaç Hacettepeli ise daha sonra İstanbul’a yerleşen Dündar Kılıç’ın, her zaman hemşerilerini kolladığını, onlara iş verdiğini belirtiyor.

Hacettepe, sert insanların yeri olagelse de, herkesin bir çırpıda aklına düşen isimler, Karagöz diye de bilinen Kabadayı Mehmet, Sarı Veli Dayı ve Karagöz Kemal. Korumalığını Dündar Kılıç’ın yaptığı Kabadayı Mehmet, açtığı kumarhaneyle sanı Hacettepe’yi aşan bir kabadayıymış. Rant kavgası nedeniyle rakibi Kürt Cemali’yi öldürdükten sonra Kabadayı Mehmet’in hapse girmesi, güç dengelerini de değiştirmiş, en yakın arkadaşı Sarı Veli oturmuş posta.

Hacettepelilerin tanıklık ettiği en dramatik olay, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Kabadayı Mehmet ve Sarı Veli’nin aralarına giren bir kadın ve laf taşımalar sonucu yaşanan cinayet. Arkadaş katili olmanın pişmanlığını ömrü boyunca yaşadığı söylenen Kabadayı Mehmet, öldürdüğü Kürt Cemali’nin yakınlarının kurşunlarıyla cezalandırılacaktır. Onun ölümüyle birlikte yerine geçen Karagöz Kemal’in kabuğuna çekilmesi, bir geleneğin bitişinin de habercisidir.

MENDERES: NE OLACAK BU ÇÖPLÜK!

Dini yaşamaktan uzak bir muhafazakârlıkla beslenen, delikanlılık kültünü racon kesmeyle eyleme döken Hacettepe’de, içki içmek rüşt ispat etmenin ritüeliyken, uyuşturucu kullanımının da yaygınlığı, bu semtin pek de girilemez olduğunu dillendiriyor. Harbiyeli öğrenciler ile Hacettepelileri karşı karşıya getiren olay da bunun ispatı. Birkaç Harbiyeli öğrencinin, Hacettepeli bir kıza laf atmasının duyulması üzerine, Kabadayı Mehmet, Sarı Veli ve Karagöz Kemal, bu öğrencileri racona uygun bir şekilde ikaz ederler. Rövanş için mahalleye gelen bir otobüs dolusu Harbiyeli, direniş karşısında eli boş döner. Bu ‘Harbiyeli’ vakası, toplumun huzur ve sükûnu düşünülerek saklansa da, Başbakan Adnan Menderes bile bu ‘arıza’nın giderilmesi gerektiği konusunda ısrarcıdır: “Ne olacak bu çöplük?”

Hacettepe, kentleşme ve modernleşmenin önünde yıkılacak bir duvar gibi durmaktadır. Bu duvara ilk balyozu 1959 yılında çıkarılan istimlâk kararı vurur. Amaç, mahalleyi ortadan kaldırarak, halkı kentin içinde eritmektir. Zaten semte oturma ruhsatı da verilmediği gibi, yeni bina yapılması da yasaklanmıştır. İstimlâk harekâtı 1971 yılında büyük ölçüde tamamlanır. Evleri istimlâk edilen Hacettepe ahalisi, kentin bir parçası olmak istiyordur; özellikle de bu imajın zoraki parçası olmak istemeyen okumuş gençler ve memurlar…

Peki, meşhur hastanenin yapımı için neden Hacettepe seçilmişti? Görüştüğümüz eski Hacettepeliler için bunun masum bir açıklaması var: “Çünkü havası giderek kirlenen Ankara’da, bir hastanenin yapılması için en güzel şartlar buradaydı.” Oysa Levent Cantek’e göre sebep bu değil: “Cumhuriyet modernleşmesinin ve kentleşmenin önünde, Hacettepe, temizlenmesi gereken bir cerahatti.”

Hacettepe’nin salınan namında, kabadayı kültürü ne kadar etkinse, futbol da o kadar anlamlı. Bu semtte futbolun çıkışı da, aslında bu kötü imajı temizlemek üzerineymiş. Gerisini, semtin canlı tarihi Lütfü Bey’den dinliyoruz: “Ama insanları ikna etmek zordu. Özellikle de dönemin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ı. Mahallenin gençleri, futbol takımı kurmak istediklerini söyleyerek çalmıştı, Fahri Apça’nın kapısını. Apça, meramını anlatmakta zorlansa da, kendilerine birçokları gibi farklı gözle bakan Tandoğan’ı ikna etmesini bildi.”

TARAFTAR OYNADI, TAKIM 1. LİG’E ÇIKTI

Renklerini Hacettepe Parkı’ndaki menekşelerden alan Mor-Beyazlılar, bir semt takımı olmayı başararak, tamamı Hacettepeli gençlerden oluşan kadrosuyla, üst üste üç şampiyonluk kazanarak Ankara 1. Ligi’ne kadar yükseldi. Kulüp, 1953-54 sezonunda ilk Ankara şampiyonluğuna ulaştı. Profesyonel Türkiye Ligi kurulana kadar devam eden süreçte 1955-56 ve 1957-58 sezonlarında bu başarı tekrarlandı.

Hacettepe futbolu için 1961-62 sezonu farklı bir yer taşıyor. Türkiye 1. Ligi’ne çıkmak için verilen mücadelede son durak Bursa’daki elemelerdir. Demirspor karşısında son on dakikaya 2-1 yenik giren Mor Menekşeler için tam o anda inanılmaz bir şey olur. Takımın yorulduğunu gören eski kalecilerden Orley İhsan, rakip taraftarlara saldırır ve ortalık karışır. Savaş kazanılmıştır: 40’a 4 yaralı! İstenilen olmuş ve maç yarım saat uzamıştır. Sıra takımdadır. Teknik direktör Sabri Kiraz, sol kanatta oynayan Susak Yılmaz’ı sağ içe çekerek, rakibin planlarını altüst eder. Susak Yılmaz da attığı golle, Birinci Lig’e çıkmak için gereken 2-2’lik skora imzayı atarak tarihe geçer.

MAHALLEYLE BİRLİKTE BİTEN FUTBOL

Tanıl Bora ve Levent Cantek’e göre, “60’larda tükenmeye başlayan futbolcu-yönetici-taraftar birlikteliği Hacettepe’de dimdik ayaktaydı.” Hacettepe taraftarı Astsubay Sinan Dıraz bile Harp Okulu boru takımından toparladığı askerlerini önemli maçlara getirip tribüne renk getirmektedir. Kendi evlerinde oynadıkları maçlarda, rakip takım taraftarlarının tezahüratı, Hacettepelilerin onuruna dokunduğu gibi, toplu kavgaya girişmek için yeterlidir. Bu hışım, yeşil çimlere bile yansımış, futbolculuk döneminde rakibine yumruk atan Kabadayı Ahmet sahalardan ömür boyu men edilmiştir.

Hacettepe’nin 1968’e kadar kalacağı Türkiye 1. Ligi günleri, semtteki istimlâk hareketlerinin de yoğun olduğu zamanlardır. Takımın 6 yıllık lig serüveni, çoğu zaman küme düşme potasına yakın bir yerde sonlanmıştır. Futbolcuların tümünün mahalleden çıktığı günler geride kalmıştır; zira başka çare de yoktur. Kulübü, Hatay Senatörü Abdullah Deliveli almış, yönetim kuruluna paralı isimler dâhil edilerek maddi destek sağlanmıştır. Başkan Deliveli’nin puro içerken çekilmiş fotoğraflarını görünce ‘sert abiler’in futbol dünyasının yaşadığı dönüşümü anlayabiliyorsunuz. Levent Cantek’e göre bu fotoğraf, yapılan futbol romantizmini olumsuzluyor. Lütfü Yanar ise başka türlü yorumluyor bu değişimi: “Kim para veriyorsa, kulübe o hâkim oluyordu.”

EN SÜKSE YAPAN FUTBOLCU: CANAVAR BURHAN

Hacettepe takımının en sükse yapan futbolcusu, bugün hâlâ sevenlerinin koltuğunu kabartan Burhan Sargın’dı. ‘Canavar Burhan’ diye tanınan futbolcu, 102 gol atacağı F.Bahçe’ye geçtikten sonra Milli Takım’ın da vazgeçilmezleri arasına girmişti. Yine F.Bahçe’ye giden Akgün Kaçmaz, Beşiktaş’a transfer olan Ercan Ertuğ ile Nuri Toygun, Baskın Soysal gibi önemli oyuncuların ilk durağı da Hacettepe’ydi. Günümüz isimlerinden Fatih Uraz ve Yılmaz Vural da Mor-Beyazlı formayı sırtladılar.

1967-1968 sezonunda averajla 1. Lig’den düşen Hacettepespor, bir daha devler ligine dönemedi. Hastane de, İhsan Doğramacı’nın söz verdiği gibi, Hacettepe’yi ‘Arsenal’ yapamadı. Muhitin bitişi, takımı da kaçışı mümkün olamayan bir sona sürükledi.

MELİH GÖKÇEK’İN ‘SİLDİĞİ’ TARİH

Hacettepespor’un akıbetini en iyi izah eden, ‘tepetaklak düşmek’ tabiri olmalı. 1. Lig’den sonra her yıl küme düşen takımın vardığı son nokta, amatör küme olmuş. 1976-77 sezonunda Ankara şampiyonu olan ekip 3. Lig’e terfi etse de, bir yıl dayanabilmiş bu yüke. Bir de 80’lerin ortalarında aynı hava yakalanmış; ama sonuç aynı. Başkanlık koltuğuna kimi zaman İnci Baba, kimi zaman Ankara’da ‘sosyal demokrat kebapçı’ İsmet Camuzoğlu oturmuş. İsmet Bey, takımın ismini Hacettepe Camuzoğluspor yapacak kadar sahiplenmiş görevini!

Melih Gökçek’i, bir mirası yok etmekle suçluyor Hacettepeliler; akademisyeninden esnafına… ANAP’tan Keçiören Belediye Başkanı seçilen Melih Gökçek, 1988 yılında, Hacettepe ve Keçiören’i yaşatma iddiasıyla satın alır. Yapacağı ilk iş ise kimseye haber vermeden kulübün adını değiştirmektir. Hacettepe ismi de kaybedilmiştir artık: Keçiörengücü. 1989’da Hacettepe’yi Sevenler Derneği’ni kuran Lütfü Yanar ve arkadaşları bunun üzerine dava açarlar ve karar 1995’te çıkar. Lehlerine çıkan kararı, Gökçek’in itirazına rağmen, Yargıtay da onar. Ancak, yeniden genel kurul yapmak için başvurdukları Futbol Federasyonu’ndan gelen haber sevinçlerini kursaklarında bırakır. Belge, Gökçek’in mahkemeye itiraz ettiği gün, genel kurulu topladığını ve ismi değiştirdiğini göstermektedir. Hacettepe’nin mirasçıları, bunu bir buçuk sene sonra öğrenmişlerdir. “Olay, yerel bir gazetede küçük bir ilanla duyurulmuş, haberimiz olmasın diye. Oysa itiraz edebilmemiz için isim değişikliğinin üzerinden en fazla bir ay geçmeliymiş.” diyor Lütfü Yanar.

Keçiörengücü, bugün 2. Lig B Kategorisi’nde mücadele ediyor. Ama “Hacettepe’nin ölümü tescil edilmiş durumda.” Kabadayılık kültü üzerinde büyüyen Kasımpaşaspor, futbolculuk yapmış bir başbakanın sahiplenmesinin keyfini yaşarken, Hacettepe bu kez sahiden ‘kurtarılmayı’ bekliyor!

Fatih Uraz: HACETTEPELİ OLMAK BİR AYRICALIKTIR

Türkiye 3. Ligi’ne veda etmesinin ardından kapısından girdiğim Hacettepe’nin sevdalılarının, evlerini zor geçindirirken; forma, ayakkabı aldığına, sporcuların cebine harçlık koyduğuna şahit oldum. 1954’te şampiyonluğa ulaşmış Hacettepe’nin ilk 11’inden 7’sinin üniversite mezunu, 4’ünün doktor olması bir rekordur. Hacettepe’yle ilgili tek olumsuz hatıram, rakip kaleciye kızan başkanın, ‘Kaleciyi Vurun!’ emridir. Şükür ki olmadı.

_________________
Boston efsanesı geri döndü.


Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share

diffensore
 Mesaj Başlığı: Re: Hacettepe Unutulmaz--mor beyaz sevda
MesajGönderilme zamanı: 26 Kas 2008, 06:38 
Çevrimdışı

Kayıt:
25 Eki 2008, 19:38
Mesajlar:
268
Konum:
Ankara\Hamamönü
1945 Hacettepe ruhu,unılı concon ruhu değil.

_________________
SOKAK


Başa Dön
  Profil  
  Bookmark and Share
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Kayıtlı kullanıcılar: albeton, AllezCimbom, Amaral, Baggio10, Ballantines, BesiktasJK, Bing [Bot], cenkfigo7, Dejavufiree, Dolores, erşankuneri, farkligorus, feyy, Garfield3454, Gekke, gelevera28, Google [Bot], IsaacCabrera, joyous, kadirss, kasadaparayok, kırmızıtuborg, Koch8, LCN06, Majestic-12 [Bot], malouda61, Napoletani, original, ortigoza, Overkill, Palestine, Panormos1965, PMartinB, Prusa16, rapsodi, Raye1925, rideordie, Romeo1912, scorpıon41, serko3838, vamos, Vamosfenerista, Yahoo [Bot], Yigit40, şizofren_nedenimsinn


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
2001 Tribun Dergi / Blog İdman Yurdu Futbol Network
Hosted by Kontratak
Site Meter

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye