Zaman: 29 Kas 2020, 17:00

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 804 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 77, 78, 79, 80, 81
Yazar Mesaj

attacante
 Mesaj Başlığı: Re: Bir Metalcinin Yolculuğu
MesajGönderilme zamanı: 11 Nis 2020, 22:40 
Kullanıcı avatarı
Çevrimdışı

Kayıt:
15 Haz 2007, 16:30
Mesajlar:
5546
Konum:
Esenyalı
Türk fanzin,dergi,metal,sub kult alanında değerli bir abimizi kaybettik evet , erken ayrıldı aramızdan ne yazıkki. Başımız sağolsun. Mekanın cennet olsun Çağlan abi..

Çağlan Tekil'den samimi bir analiz ;
25 sene boyunca yeni bir şarkı ya da albüm yayınlamamış bir grubun 25 yıl sonra 1500 kişiye konser vermesi basit bir şey değil. hemen geçiştirilecek bir şey hiç değil. o günlerde (80ler sonu 90lar başı) her yerli grubu birine benzetirdik; pentagram slayer, metalium kreator, metafor metallica, kronik ise venom'du bizim için. zamanla hepsi kendi soundunu oturttu ve devler ligine adını yazdırdı.
o dönem dr.skull'ı bir kefeye koyamadık. hazy hill'i de öyle. hazy hill kendi tarzını "slayer meets maiden" şeklinde tanımlardı. dr.skull ise sadece metalden değil, punk'tan da beslendiğini söylüyordu. punk adına bildiğimiz tek örnek sex pistols'ın "never mind..." albümüydü. benim için öyleydi en azından. penta cenk'in beyazıt meydanında yere açtığı tezgahtan almıştım kasetini. hiç ilgilenmemişti bizimle, baya cool'du. ilk dinleyişte anlamamıştım albümü. sen git possessed dinle ama sex pistols'ı sert bul. bir kaos hakimdi şarkılara. dr.skull punktan beslendiğini söylediğinde doğal olarak wory zover'da sex pistols tınıları aradım. bulamadım tabii ki. beni çeken maidenvari çift gitar partisyonlarıydı. daha sonra thin lizzy dinleyince asıl ilham kaynağı olarak o isim daha akla yatkın geldi bana. dr.skull birebir kimseye benzemiyordu gerçekten. bir bölümü maiden'a benzettik tamam ama kalanı neyin benzeriydi peki? 3 albümlerinin soundları farklı olsa da yine de temel skull elementleri her şarkıda kendini gösteriyordu. gate of brandenburg'u, metal on metal'i ve hershey yolunda'yı yazan aynı gruptu.
o zamanlar teenage kafamızla anlamadık ama yıllar geçtikçe müziklerindeki zenginliğin çift gitar partisyonlarından ibaret olmadığını açıkça gördük. 4 kişilik grubun 3'ü vokalistti mesela. tıpkı beatles ve eagles gibi. henüz dünyada örneği tek tük iken bir şarkının ortasına rap ya da reggae bölüm koyacak kadar cesurdular. onlardan 5-10 yıl sonra amerika'da feat.akımı başladı, neredeyse her şarkıya rap bölüm eklendi, hala da eklenmekte. acidçi metalci kavgasının alevlendiği dönemde "metal on metal" şarkısı içimizdeki tüm kini kustu metali ve dinleyenlerini aşağılayanlara karşı. derinden gelen i've got the power çığlığını shut the fuck up diyerek kesen, rap vokalli olmasına rağmen adeta bir metalci manifestosunu anlatan bölüm marşımız oldu. grup gerçekten her metalciyi cezbedecek minik bölümleri şarkılara yerleştirmeyi seviyordu. bu sebeple wory zover sonrası istanbul'da verdikleri yegane konsere koşarak gittim. kadıköy halk eğitim merkezinde akbaba ile konser. önce dr.skull çıktı. neredeyse bütün albümü çaldı. 2 yıl önce moda sinemasında kırılan koltuklar herkesin aklındaydı o sebeple kimse yerinden kalkmadan izlemişti konseri. parça çalıyor, sessizce dinleniyor, bitince alkışlanıyor. tiyatro izler gibi izledik konseri. ve son şarkıya gelindi. alper "arkadaşlar ankara'dan geldik. bu son şarkımız. bari bu şarkıda ayağa kalkın" dedi. şarkı neydi hatırlamıyorum ama herkes ayaklandı ve o ana kadar hayatımda gördüğüm en büyük coşku yaşandı. koltukların üstünde herkes şarkıya eşlik ediyordu. dr.skull da şoktaydı. alper bu anonsu ilk şarkıda yapsaydı 30 yıldır efsane olarak anlatılan moda konseri değil halk eğitim konseri olacaktı belki de. dr.skull buruk indi sahneden. seyirci de bırakmak istemiyordu aslında ama sırada akbaba vardı. geçen hafta ankara'da mor ve ötesi basçısı burak güven ile konuştum. o da konserdeymiş. o anlatsın: "aslında akbaba için gitmiştim. ama dr.skull aklımı aldı, çok çok iyi çaldılar, headliner görünen akbaba'yı ezip geçtiler."

sözün özü dr.skull kayıtlı döneminden sayarsak 30 yıl sonra bile dinlenebilecek şarkılar yaptı. günümüz grupları yabancı şirketlerle anlaşıyor olabilir, yurt dışında konserler veriyor da olabilir. dr.skull'dan daha fazla konser verdikleri de belli, kayıtlı daha çok albümleri var belki. ama çoğu başka birine benziyor, kendi özgün soundları yok. dolayısıyla 30 yılı geçtim belki 10 yıl sonra dinlenmeyecekler bile. dinlenseler de bu saygınlığa ulaşamayacaklar. dr.skull'ın aç yılları bizim şansımız oldu. eğer imkanları kısıtlı olmasaydı belki de her şey mekanikleşecek, bu kadar tutku dolu çalıp söyleyemeyeceklerdi.
türk gruplarının bu gerçekle yüzleşmesi lazım. dr.skull tutkusu ve konseri onlara yol göstermeli. o konserde olmayanlar çok şey kaçırdı, bir grubum olsa dr.skull sevmesem bile o konserde olurdum, ders almak için. neyi nasıl yaptıklarına bakardım ve insanların onlara bakışlarına.
ortam fazla kalabalıktı, hava çok sıcaktı. grup ilk 3 parçada soundunu oturtamadı. peki 1500 kişiden kaçı bunları yazdı? belki bir elin parmağı kadar kişi.
tüm gruplara bu kadar toleranslı, bu kadar anlayışlı, bu kadar tutku dolu seyirciler dilerim. bardağın hep dolu tarafını gördüler. dr.skull'ı yeniden sahnede görmek her şeyin üstündeydi.
bu konseri yapmak benim zirvem oldu. keşke hiç aksaklık yaşanmasaydı:( hiçbiri grup kaynaklı değildi, ne kadar profesyonel ve titiz olursanız olun, başkaları işin içindeyse ve işini sizin kadar ciddiye almıyorsa sizin yapacağınız bir şey kalmıyor. dr.skull da dr.skull seyircisi gibi bardağın dolu tarafını gördü, bunu mesele etmedi.
son olarak; ben organizatör değilim. sadece hayatım boyunca sevdiğim, tutkunu olduğum gruplara konser yapıyorum. bu gruplar da hep 80 ve 90'lardan kalma. zamanında yetersiz ses düzenleriyle, kötü mekanlarda, az insana, beş para almadan çaldılar. bu konserlerin hemen hepsinde seyirci olarak vardım. bugün olumsuz şartların hepsini düzgün şekle çevirip onları kendi açımdan onurlandırmaya çalışıyorum.
tek istisna var; razor. yola birlikte çıktık ve omuz omuza yürüdük. istisna olarak kalacak. bunu yazdım, çünkü hep oldschool gruplarla yürüyeceğim, lütfen artık konser talebinde bulunmayın. işini layığıyla yapan ve işleri bu olan hammer, mezar, freebird ve vera var zaten, başkasına gerek yok. \m/

son olarak; wory zover sonrası 1-2 yıl içinde daha çok müzik dinledikçe ufkum genişledi. ve dr.skull'ın punk damarını buldum. aşağıda paylaştığım şarkının ilk rifine dikkat. sonradan gelen rifflere de tabii. baştepe'nin keskin telaffuzlu vokaline de dikkat kesilin. şarkının ortasındaki reggae bölümünde vokalin ve ritmin nasıl değiştiğine de bakın.
hemen her parçalarında kendini gösteren bu özgünlük, bu tavır onları unutulmaz ve ölümsüz yapan başlıca etkendi...

sonuna kadar sabredip, okuduğunuz için teşekkürler.


_________________
AGRESIVO VERDE


Başa Dön
  Profil  
Alıntı ile cevapla   Bookmark and Share

Tribundergi HQ
 Mesaj Başlığı: Re: Bir Metalcinin Yolculuğu
MesajGönderilme zamanı: 22 May 2020, 06:47 
Kullanıcı avatarı
Çevrimdışı

Kayıt:
15 Ağu 2003, 02:56
Mesajlar:
9010
Konum:
Istanbul
Sabah ilk saatleri kafam püre gibi. Ordan oraya zıplarken ST Live kayıtarına bakayım yakın tarihli dedim. 2017 Galicia'daki bir festivalde davulda Dave Lombardo'yu gördüm. 2016'danberi gruptaymış. Dünyadan haberim yok. Şok yaşadım.


_________________
Avanti Senza Paura!


Başa Dön
  Profil  
Alıntı ile cevapla   Bookmark and Share

attacante
 Mesaj Başlığı: Re: Bir Metalcinin Yolculuğu
MesajGönderilme zamanı: 23 May 2020, 19:40 
Kullanıcı avatarı
Çevrimdışı

Kayıt:
15 Haz 2007, 16:30
Mesajlar:
5546
Konum:
Esenyalı
Amerika´nın efsanevi kayıt stüdyosu Sound City´nin tarihi. Nirvana ve Foo Fighters´tan tanıdığımız Dave Grohl, "hayatımın en önemli işi" dediği Sound City ile zamanında çok şey borçlu olduğu bu stüdyoya vefa borcunu ödüyor. 70´ler, 80´ler ve 90´larda Fleetwood Mac, Neil Young, Stevie Nicks, Tom Petty, Metallica, Nirvana gibi isimlerin albümlerine ev sahipliği yapmış olan Sound City de diğer stüdyolar gibi teknolojinin insan faktörünü dışlamasıyla kapanmış.

https://unutulmazfilmler.pw/sound-city.html

_________________
AGRESIVO VERDE


Başa Dön
  Profil  
Alıntı ile cevapla   Bookmark and Share

attacante
 Mesaj Başlığı: Re: Bir Metalcinin Yolculuğu
MesajGönderilme zamanı: 22 Tem 2020, 22:26 
Çevrimdışı

Kayıt:
11 Eyl 2007, 10:00
Mesajlar:
2111
paysage d'hiver-im wald

_________________
yeşil kırmızı hayatın anlamı


Başa Dön
  Profil  
Alıntı ile cevapla   Bookmark and Share
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 804 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 77, 78, 79, 80, 81

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Kayıtlı kullanıcılar: Angora06, Bing [Bot], drinktilloblivionn, gio35, Google [Bot], Google Adsense [Bot], kasimpasaFan, lacivertACAB, Ressambob, Rime, samsunum, seyfi, Stabil35


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  


2001 Tribun Dergi Network

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye